Genç kızın çocukluk aşkı
- GİRİŞ05.09.2011 06:47
- GÜNCELLEME05.09.2011 06:47
İyi günler hocam,
Ben Çocukluk Aşkı, üniversite öğrencisiyim. Seminerde sizi büyük bir hayranlıkla dinledim. Beyaz kalpleri imzalattığım zaman eleştirilerinizi mutlaka yazın demiştiniz. Eleştirel bir yapım olduğu için mutlaka eleştirecek bir şeyler bulurum diye düşünmüştüm. Ama bulamadım, yazdıklarınıza tamamen katılıyorum-sadece televizyon dizileriyle ilgili olanlar dışında, çünkü evimiz henüz televizyonla tanışmış değil, programlarla ilgili bilgim yok- Kitaptaki başlıklarda etraftan bir sürü örnek buldum ama hâlâ kendi duygularımı açıklığa kavuşturamadım, (belki tekrar okumalıyım.) Derdimi kimselere anlatamadım, çünkü emin olamadım, sizinle paylaşmak istiyorum:
Onunla rekabet halindeydim…
O, ilkokulda sınıf birincisiydi. İçten içe onunla rekabet halindeydim. Babama 95 aldığımı söylesem onun puanını sorardı-tabi o daha yüksek almış olurdu, ben sinirlenirdim-Ona hep imrenirdim, hocaların gözdesiydi, kızlarla konuşması hiç hoşuma gitmezdi. 8. sınıfa geçtiğimde başka bir okula yazıldım, onu özlediğimi hatırlıyorum. Lisede farklı okullardaydık, birkaç kez karşılaşsak da hiç konuşmadık.
Bir gün dershanede onu gördüm, nedenini bilmiyorum hoşuma gitmişti onu görmek ama yine hiç konuşmadık. Ertesi yıl benim için zorlu bir yıldı, çok çalışmalıydım. Bir gün kantinde ders çalışırken elinde çantası tüm heybetiyle içeri girdiğini gördüm. Nedenini kestiremedim, bir anda kıpkırmızı oldum, vücudumun alev alev yandığını hissettim. Beni görüp görmediğini anlamadan kitaplarımla uğraşıyormuş gibi yaptım, hâlbuki delicesine konuşmak istiyordum onunla. Ne zaman görsem hep kaçtım. O da peşimden koşmadı zaten.
Sonra ben kimya fakültesine başladım, o tıp fakültesini kazanmış. Ona olan hayranlığım daha da arttı. Artık hiç karşılaşmadık. Ama o benim beyaz atlı prensim oldu, rüyalarımın kahramanı…
Hâlâ elimde olmadan yaz tatillerinde köşe bucak onu arıyorum
Hâlâ elimde olmadan yaz tatillerinde köşe bucak onu arıyorum bir kerecik göreyim diye. Adım gibi eminim ki karşılaşsak tek kelime etmeyeceğim-eminim o da etmez- Ben ne yapmaya çalışıyorum? Âşık mı oldum yoksa? Niye uyumadan onu düşünmeyi adet edindim kendime? Niye belki aynı hastanede çalışabiliriz umudu içinde biyokimya uzmanı olmak istiyorum? Cevabını bilmediğim o kadar soru var ki…
Yoksa üniversitede kendimi erkeklerden uzak tutmak için mi bu yola başvurdum?
Hayatım boyunca erkeklerden hep kaçtım olur ki âşık olurum hayatım mahvolur diye. Yoksa üniversitede kendimi erkeklerden uzak tutmak için mi bu yola başvurdum en ulaşılmazı hedefleyerek. Yoksa sadece hayranlık mı benimkisi? Belki karşılaşırız diye niye olmadık bahanelerle evden çıkıyorum da sonra ya şuracıktan çıkarsa diye korkuyorum?
Ne yapmalıyım hocam? Nasıl davranacağımı şaşırdım. Ona hayali âşık mı oldum, tutku mu benimkisi?
Kitabınız için tebrik ederim. Elinize, yüreğinize sağlık- devamı gelir inşallah- Sizi tekrar şehrimizde görmek bizi mutlu edecek. Başarılarınızın devam etmesi dileğiyle…
Teşekkür ederim
Sevgili Beyaz Kalpler Okuyucusu ile Ergen ve Gençlere:
Çocukluktan başlayarak ergen ve gençlik dönemine kadar süren olumsuz etkiler günümüzde bütün gençleri etkisi altına almaktadır. Sağlıksız ilişkilere ve çarpık sevgi anlayışına neden olan bu sosyal yapı, az ya da çok her genci çarpık şekilde yönlendirmektedir. Bu yüzden sevgili okuyucumun yaşadığı durum bütün gençlere örneklik göstermektedir.
ERGEN VE GENÇLERDE KURGU DÜNYA ETKİSİ
Ergenlere çok büyük olumsuz etki eden “kurgu dünya”dan başlayalım. Zamanın en büyük engeli toplumsal ve kurulu düzen ile ilgili. Bu da; insanın psikolojik yapısı ve ruh dünyasını yönlendiren, baskı altına alan modern “kurgu dünya”nın kişilik üzerindeki olumsuz etkisidir.
Duygusal alanın öğeleri olan ve sevgiden önce ortaya çıkan, ilgi ve hayal gücü geleceğin evlilik adaylarına, doğallık içinde kendiliğinden değil “kurgu” olarak sunulmaktadır. Ergen dönemden beri yavaş yavaş karşı cinse yönelen saf ilgi zamanla doğallığını kaybetmektedir. Ergenin içsel dünyasında yaşanan masum ve bazen de platonik aşk denilen sevgi türü yerini, arzu ve tutkunun öne çıktığı ilgilere ve bu öğelerle kurgulanan hayal gücüne bırakmaktadır.
TUTKU GERÇEK SEVGİYLE KARIŞTIRILIR
Böylece kadın erkek cinsiyeti, kışkırtılmış cinsellikle öne sürülen ve tüketim toplumunun ticari mekanizmaları yoluyla oluşturulan kurgulamaların da etkisinde kalan erkek ve kadın; karşı cinse karşı duyduğu tutkuyu sevgi ile karıştırarak ileride yanlış eş tercihlerinde bulunduğu gibi; ilgisi de tutkulara yönelmektedir. Duygusal ilişkilerde, yaşanan arzu ve tutkunun veya sonucunda oluşabilen tatminsizliğin hâkim mekanizmalar tarafından sunulan yapay hayal gücü ile birlikte kurgulanması sonucunda da yanlış kararlar verilebilmektedir.
Kurgulanarak bize sunulanın etkisinden sıyrılabilmek duygusal bilinç düzeyini yükseltmeyi gerektirir. Hayallerle beslediğimiz, yüce beklentilerle insanüstü özellikler yüklenilen, egonun kışkırtıldığı, saplantılar barındıran tutku ya da aşk, gerçek sevgiye dönüştürülürse sağlıklı mutluluklara ulaşır. İlişkiler sarsılmadan sevgiye dönüşebilir.
ÖRNEĞİMİZDE ÇARPIK ETKİLER OLUŞMUŞ
Örneğimizde ergenlik dönemi özellikleri de etkilidir. Ergenlik aşamasındaki genç kız ya da erkek, büyük bir sevgi ihtiyacı hisseder. Bunu ise daha çok platonik olarak tatmine yönelir. Gerçek sevginin bilgisine çok uzaktır. Seneler geçtikçe bu bilgi bilinç haline ulaşacaktır. Yalnız kurgu dünya sağlıklı bilince ulaşmada, ergeni yanıltarak çarpıtacaktır. Kısacası ergen bir taraftan kendi bunalımıyla uğraşırken diğer taraftan kurgu dünyanın kendini kurgulamasıyla da uğraşmak zorundadır.
Genç kızın erkeğe yönelimi, rekabet ve kıskanma duygularıyla başlamıştır. İçindeki sevgi ihtiyacını tatmin içinde ona âşık olmuştur. Zihninde ve ruhunda kurguladığı erkek zamanla kendine ait “ideal tip” olmuştur. Belirlediğini sandığı ideal tip yanılgılı, saplantılı, hatalar ve yönlendirmelerle oluşmuştur.
PLATONİK, TUTKULU, SANAL VE YÜZEYSEL AŞK!
Aynı zamanda ona yönelttiği sevgi duygusu bilinçli değildir ve tutku temelli bir duygudur. Yani geçici ve yüzeyseldir. Diğer taraftan sanal ve gerçek dışıdır. Bu haliyle avuntu ve bahane bulmaya yol açacaktır.
Ergenlik sonrası yıllardaysa bu platonik aşk, sanal da olsa sevgi duygusunu tatmin ettiğinden dikkatinin derslerine ve akademik başarısına yönelmesini sağlamıştır. Böylece gerçek hayatta erkeklerden, ilişkiden ve aşklardan kaçabilmiştir. Aynı zamanda güçlü bir savunma mekanizması kurmuştur.
BAŞKA BİR ÖRNEK..
Böylesi örneklerin arasından hatırıma geldi. Yine ergen bir genç kızdı. Hiç düşünmediği ve zıt özellikte bir delikanlıyı sevmişti ve sürekli onu düşünür olmuştu. Geçirdiği dönem gereği içindeki o malum sevgi açlığını, en yakınındaki ve nadiren gördüğü uzak akrabasına yansıtmıştı. Fakat kısa bir bilgilendirme ve çalışma sonrası bu takıntılı halinden kurtarmayı başarabildik.
Aslında ilk örnekteki genç kız’da bütün bunların farkında. Mektupta satır aralarında ifadelendirdiği halde net bir analiz yapamamaktadır. Eksik olan şey, kendine dışarıdan ve tarafsız bakan bir uzmandır. Çünkü kişi kendi sorunlarına tarafsız bakamaz, bu yüzden mutlaka destek almalıdır.
Sevgili Beyaz Kalpler okuruna ve gençlere uyarımızı yaparak, konuyu sonlandıralım. Yetişme döneminde olumsuz etkiler alarak sağlıksız “ideal tip”, sevgi anlayışı, benlik ve kimlik yapısı oluşmuş gençler, evlilik kararı almadan önce bir uzmandan bilimsel destek almalılar. Böylelikle evlilikleri güçlü ve sağlıklı olabilecektir.
Gelecek yazılarda cevaplandırmak için bize soru ve problemlerinizi gönderiniz. İlişkiler, evlilik ve boşanma sorunlarını çözümlemeye devam etmek dileğiyle.
Selam, sevgi ve muhabbetle…
NOT: Beyaz Kalpler ailesine katılmak ve sorularınız için aşağıdaki iletişim adreslerinden bize ulaşabilirsiniz
Doç Dr. A. Muhsin Yılmazçoban / Haber 7
a.muhsinyilmazcoban@gmail.com
http://www.facebook.com/home.php#!/groups/beyazkalpler/
http://twitter.com/#!/Beyazkalpler
Yorumlar2