Ortadoğu’da ‘Türk Gücü’nün sınırları
- GİRİŞ03.06.2012 09:05
- GÜNCELLEME03.06.2012 09:05
Cumhuriyet’in ilk kadroları Osmanlı’nın acı içinde parçalanmasının neden olduğu travmaların etkisi altında geçmişiyle, kültürüyle ve coğrafyasıyla barışmakta zorlandı. Türkiye toprağını beğenmeyen bir ağaç gibi davrandı. Ne yazık ki Cumhuriyet’in kuruluş dönemi yapay gayretlerin de etkisiyle 21. yüzyıla kadar sarktı. Bu ise sadece içeride değil, dış ilişkilerde normalleşmeyi de geciktirdi. Başka bir deyişle Türkiye onlarca yıl boyunca sırtını döndüğü Ortadoğu ile ilişkilerinde yaşanan boşluğu ve derinleşen önyargıları yok sayamaz. Türkiye’nin yokluğunda bölge Osmanlı özelliklerinin önemli bir kısmını kaybetti.
Aynı şekilde Türk tarafında da ilgi eksikliğinden kaynaklanan ciddi sorunlar var. Türkiye hâlâ yüzü ve aklı sadece Batı’ya dönük bir ülke. Bölge ile artan ticaret, turizm ve kültürel ilişkiler şaşırtıcı bir hızla artmaktaysa da, bölge ile ilişkilerimiz bazı Batılı ülkeler ile kıyaslandığında dahi yetersiz bir düzeydedir. Bölgeye dönük kalıcı ve güçlü bir Türk ilgisi hâlâ oluşturulabilmiş değildir. İlgi eksikliği bilgi eksikliğine ve yetenek körelmelerine yol açmaktadır. Tüm bunların sonucu olarak denebilir ki Türkiye bölgeyi anlamakta zorlanmakta, zaman zaman kendi doğrularını naif bir şekilde bölgede seslendirebilmektedir.
Karşılıklı zaman kaybı ve birbirini anlamada yaşanan zorluklara Türkiye’nin sınırlı ekonomik, siyasi ve askeri gücünü de eklemek gerekir. Kendimizi yanıltmayalım, son dönemde yaşanan güçlenmeye rağmen Türkiye hâlâ orta büyüklükte bir devlettir ve tek başına bölgede, özellikle Suriye sorunu gibi büyük devlet gücü gerektiren sorunları çözebilecek gücü henüz bulunmamaktadır. Entelektüel ve siyasi gücü de henüz Ortadoğu’ya hâkim olabilecek bir düzeye ulaşmamıştır.
Yazının devamı için tıklayın >>>
Yorumlar3