Arafta kalmak

  • GİRİŞ26.08.2012 11:07
  • GÜNCELLEME26.08.2012 11:07

Batı Türkiye'yi hiçbir zaman içine alamadı. Sovyetler'e karşı blok oluşturduğunda dahi Türkler pek çok olayda yüzüstü bırakıldılar. Örneğin Kıbrıs'ta açıktan Yunanistan'ı tuttular, Türkler katledilirken bile. Ermeni teröristlerin sığınağı müttefiklerimiz Fransa ve Yunanistan'dı. Kısacası Türkiye'nin en önemli sorunu yalnızlığı oldu.

12 Eylül darbesiyle yalnızlığımız daha bir büyüdü. Özal AET'ye tam üyelik başvurusunda bulunurken başvurusunun kabul edilmeyeceğini zaten biliyordu. Ancak 'Avrupa çıpası'nı kaybetmek istemiyordu. Diğer taraftan Sovyetler'in dağılmasıyla ortaya çıkan Türk Cumhuriyetleri O'nu heyecanlandırdı. Azerbaycan, Kazakistan gibi akrabalar sayesinde Türkiye yalnızlığına çare bulurum sandı. Aynı dönemde Balkanlarda beliren Bosna ve Arnavutluk gibi akrabalar da Ankara'ya gelecek için umut verdi.

***

2002'den sonra Türkiye AK Parti hükümetleri ile bir yandan AB'ye tam üyelik çabalarını yoğunlaştırdı, diğer taraftan yalnızlığını komşuları ile kırmak istedi. Özellikle İran, Irak ve Suriye ile ilişkilerde kardeşlik hedeflendi. Ne yazık ki Türkiye'nin belki de 'naif' denebilecek bu yaklaşımı bazı talihsizlikler, yetersizlikler ve art niyetle karşılandı. Bir kere bu gayretler Irak'ın işgaline denk geldi. Türkiye 1 Mart Tezkeresi'ni reddedince ABD cezalandırma dönemini başlattı ve PKK yeniden başımıza sarıldı. Dedik ya, 'müttefik kazığı' Türkiye için yeni değildir.

En kötüsü ise Ankara'nın Tahran'da umduğunu bulamamasıdır. İranlılar Türkiye ve diğer Müslüman ülkeler ile birlikte hareket etmekten ziyade kendi gizli gündemleriyle ve yalnız hareket ettiler. Nükleer bombaya ulaşabilmek için hem Türkiye'ye, hem de dünyaya yalanlar söylediler. PKK onların da başında bela olmasına rağmen, bu konuda Türkiye ile bir işbirliğine gitmediler. ABD-Türkiye ilişkileri 2003-2007 arasında berbat olmasına rağmen Türkiye'yi 'Batı'nın ajanı' ve en büyük rakip olarak görmeye devam ettiler. Bu dönemde Tahran büyük Türk firmalarını İran'a sokmamak için elinden gelen gayreti gösterdi. Türkiye İran için ölümcül riskler aldı, İran'ın nükleer programını bile savundu, BM Güvenlik Konseyi'nde Brezilya ile birlikte tek başına İran'ı destekledi, ama İran hep aynı kaldı. Dolayısıyla bugün İran'la yaşadıklarımızı Türkiye'nin ABD'ye yakınlaşmasına bağlamak imkânsızdır. İran hâlâ eski İran'dır.

Yazının devamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz

Sedat Laçiner - Haber 7

Yorumlar6

  • AHMET EMİN 13 yıl önce Şikayet Et
    yasin bey!!!. yasin bey yıllarca bu ülkede sizin gibi zihniyetler iranı müslümanlara idol olarak lanse ettiler.asırlarca islamın bayraktarlığını yapmış bu necip milletin evlatlarını küçümsediler,aşağıladılar.şimdi bu necip milletin iranın ne idiğü belirsiz molla rejimi tarafından arkadan hançerlenmesini bu milletin anlamadığını mı düşünüyorsunuz.unutma ki rektöre gerek yok bu milletin okuma yazma bilmeyen her ferdi bile iranı sizden daha iyi tanıdı!!! sadece sizin gibi sözde okumuş enaniyetli herşeyi bildiğini zanneden mağrur güruh anlayamadı!!!
    Cevapla
  • Metin Yazar 13 yıl önce Şikayet Et
    estağfurullah. o acem uşaklarının,molla borazanlarının eşşekliği. dün yollarına iran'a çevirerek uçkurlarına çeke çeke şaha koşanlar, bugün mollaya koşuyorlar. dünün rafizileri,bugünün acem islamcıları...
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Yasin Umut 13 yıl önce Şikayet Et
    iran a ve derin strateji kaabiliyetine laf edecek donanımda değilsin yazar efendi.. bu öyle yandaşlık yaptım 18 mart üni rektörlüğünü kaptıma da benzemez. hem rektör olmuşsun hemde ilk okul mezunu düzeyinde analizler yapıyorsun. iran bilmiyor mu sanıyorsun akp nin abd tarafından projelendirilmiş bir parti olduğunu ve 2003-2007 arasında ki gerginlikte abd nin akp ye tek laf etmediğini? iran salak bir ülke mi? asıl kavganın anti-emperyalist kurumlarla abd arasında olduğunu bildiği için batı ajanı diye akp ye sesleniyordu. bunun yanında türkiyenin büyük şirketleri dediklerin israil orjinli oldukları için iran a giremediler. türk milleti kandırılıyor olabilir ama iran da bu refleks canlı. türk firması değil onlar. koç sabancı türk mü ki? yahudiler adına bölgede yük eşeği hizmeti görüyoruz.
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Metin Yazar 13 yıl önce Şikayet Et
    aaaaa. türkler balkanlar, ortadoğu,anadalu ve kafkasya coğrafyasına sonradan gelen bir kavimdir. en son, en geç göç eden bir kavimdir. 900 yıllık bir süre dünya,milletler ve kavimler tarihinde çok kısa bir süredir. bu süre türklerin çevre halklar tarafından hazmedilmesi için yeterli bir süre asla değildir. bizleri hala sanki dün gelmiş istilacılar ve işgalciler olarak görüyorlar. eğer moğolistan'dan, turan'dan,horasan'dan geldiğimiz gibi kalsaydık, eğer selçuklu ve osmanlı gibi çok büyük devletler ve medeniyetler kurmasaydık, eğer kavim olmanın ötesine geçmemiş olsaydık, yani millet olamasaydık bu kadar çok kinli düşmanımız olmazdı. biz türkler aradan 900 yıl geçse de bölgede yaşayan tüm haklar ve devletler için hala turanlıyız, hala yabancıyız, hala bu coğrafyaya aid değiliz.. dağdan gelip bağdakini kovan üstelik hakim bir medeniyet kuran bir milletiz. aklımızı başımıza alalım
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Metin Yazar 13 yıl önce Şikayet Et
    sopa şart.. suriye'yle, ırak'la, libya'yla, cezayir'le, fas'la ,filistin'le hatta iran'la, kısacası bütün müslüman ülkelerle (ve komşularla) elbette ki çok iyi geçinmeye, dar günlerinde yanlarında olmaya çalışacağız ve el uzatacağız, ama bunları yaparken elimizden değneği de asla bırakmayacağız. hepimiz din kardeşiyiz söylemi bir tedbir, bir savunma mekanizması, bir emniyet sübapı değildir. en sağlam, en hakiki dostumuz elimizdeki sopadır. osmanlı bütün müslümanların kardeşiydi, abisiydi, hamisiydi ama elinden sopayı da hiç bırakmamıştı. bıraktığında, bıraktırıldığında ne olduğunu,başımıza neler geldiğini gördük.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat