Halkımızın sesi hiç çıkmıyor maalesef

  • GİRİŞ18.09.2011 09:46
  • GÜNCELLEME18.09.2011 09:46

Tıfıl gazeteciydim..

Bekârdım, parasızdım, saptım..

Geceleri gidecek bir yerim olmadığından gazetede geç saatlere kadar kalırdım..

En büyük zevkim arşive girip dosyaları açmak, binlerce siyah beyaz fotoğrafa bakmaktı.. Bir de patronun odasını karıştırmak..

Patronum rahmetli Turan Dilligil’di.. Bayar-Menderes ikilisine aşkla bağlı, şiddetli bir İnönü düşmanı, muhafazakâr, sağ siyasette bir adam..

Sinema ve tiyatro sanatçısı Avni Dilligil’in kardeşiydi.. Sanata yatkın Dilligil ailesinden bir çok ismi bugün de filmlerde, sahnelerde, dizilerde görüyoruz..

***

27 Mayıs ihtilali olduğunda Yassıada’dan uzak kalmayı içine sindirememiş, askerleri tahrik edip, kendini zorla içeri attırmıştı..

Altı yedi ay tutuklu kaldı Yassıada’da.. İhtilalin zalim ve kabalıkta eşsiz gardiyanı Albay Tarık Güryay onun “sırf demokratlarla bir arada olmak için” kendi kendini ihbar ettiğine inandığından Turan Bey’i salıverdirdi..

Herhalde Yassıada’dan çıkarıldığı için üzülen tek tutuklu da oydu..

Çıkar çıkmaz Adalet gazetesini çıkardı ve askere muhalefet ederek, gazetesini yüz yirmi beş bin tiraja ulaştırdı.. Hem de Ankara gazetesi olarak..

O yıllar için müthiş bir rakamdı bu..

TARİHİ BARIŞMA

Gazetesinin gücüyle kendisi de sıkı bir siyasi figür oldu.. İhtilalden beş altı yıl sonraydı galiba..

Cezaevinden henüz salınmış olan üçüncü cumhurbaşkanı Celâl Bayar ile devrin kudretli adamı, ikinci cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü bizim patron barıştıracaktı..

O barıştırma işine İnönü’nün gazeteci damadı Metin Toker sahip çıkardı ama muhafazakâr kesim iyi bilirdi ki olayın diğer ayağı Turan Dilligil’di..

Hatta en etkili ayağı..

Bana hem çok kızar hem de çalışkanlığımı takdir ettiğinden çaktırmadan beni kollardı..

Gazete bir tutuklama darbesi yemiş, yazı işlerinin yarısı hapse girmişti.. Patronun kendisi de yine hapisteydi..

O tantanalı günlerde idam olunan devrik Başbakan Menderes, Dışişleri eski Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye eski Bakanı Hasan Polatkan’ın naaşlarının ailelerine iade edileceği haberi patladı..

Hem de radyonun akşam yedi bülteninde..

Doğal olarak gazetedeki tek adamdım..

Patron cezaevinden beni buldu.. Haberin en iyi şekilde, abartılı verilmesini istiyordu ama elinin altında benim gibi bir çaylaktan başkası yoktu..

Telefonla verdiği “sayfa mizanpajı” taktiklerinden bunaldım.. “Turan Bey..” dedim..

“Zaman kaybediyoruz.. Ben matbaaya iniyorum, gazeteyi yarın görürsünüz.. Çat!”

Ertesi gün görüldü ki haberi en iyi biz sunmuşuz, zarafetle abartmışız ve sayfa da çok şık olmuş..

***

Gazeteye geldiğimde masamın üzerinde bir vazo içinde şık bir çiçek buketi, ona dayalı bir zarf gördüm..

Patron sayfayı çok beğenmiş.. Bana mektupla teşekkür ediyordu.. Zarfın içinden o günün parasıyla iki bin lira değerinde çok kıymetli bir hatıra para çıktı..

Bu da yedi yüz lira maaşlı bir çaylak olarak meslekte aldığım ilk maddi ödüldü..

Dangalak olduğum için o para “Madeni iki buçuk lira” niyetine bir dolmuş şoförüne uzatıldı, bir daha geri de gelmedi..

O olaydan sonra Turan Bey bana çalışma odasına da girme, kütüphanesini karıştırma iznini bizzat verdi..

Beni hem “anut” diye tarif ediyor hem de merakımı, çalışkanlığımı içten içe takdir edip, yüz göz olmadan destekliyordu..

Yazının devamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz

Selahattin Duman - Vatan

Yorumlar1

  • mehmet bulut 14 yıl önce Şikayet Et
    artık koyun değiliz. kimse darbe falan yapamaz...
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat