Parlamenter düzen bize çok mu lazım?
- GİRİŞ04.10.2011 09:10
- GÜNCELLEME04.10.2011 09:10
Olayı sırf merakımdan sorguluyorum..
Parlamenterlerimizin hallerine fena takığım..
Belki de yaz başından beri “ağırlaştırılmış zayıflama rejimi” yaptığımdan sinirlerim bozuldu..
Boru değil.. Üç aydır boğazımdan bir lokma ekmek veya hamur işi, pirinç, bulgur, makarna, bakliyat, tatlı neyim geçmedi..
Ha babam salata.. Ha babam çorba.. Protein niyetine de günde tek yumurta.. Meyve de yok..
Bütün yaz yediğim meyveyi topla bir buçuk kiloyu geçmez..
Her gün yürü veya yüz..
Vücut nasıl bir inatla direniyor, anlatılmaz..
Beni sorarsanız kararlıyım..
İstanbul’a pantolon giymiş olarak döneceğim.. Pantolonları olmadığı için kasım ayında deniz otobüsündeki tek şortlu müşteri ben olmayacağım..
***
Vücut direndi, diyordum.. Ağustos başına kadar sürdü direnci.. Vücutta biriktirdiğim yağları bırakmıyor..
İhtiyaç fazlası yağların vücuttaki işgâl düzeni ağustosta çözüldü..
Büyük Taarruz’un yıldönümünde tartıya çıktığımda gördüm ki kesin sonucu almışız.. Yirmi üç kilo gitmiş..
Bunun tıbbi sonuçları var tabii..
Vücudun kan dolaşımı, çalışması normalleşti.. Beyne daha çok kan gitmeye başladı.. Üzerime bir “zihin açıklığı” geldi ki bu sayede her şeyi sorgulamaya başladım..
Allah aynı zihin açıklığını anayasa hazırlıkları sırasında ahalimize de ihsan etsin..
BİZİM MECLİS..
Baştan altını çizeyim..
Anayasa vatandaşın ihtiyacı değildir.. Anayasa, vatandaşı güden güçlerin ihtiyacıdır..
Biri çıkıp “şu anayasayı artık değiştirelim..” diye konuşmaya başladı mı bilin ki taze güce, yeni yetkilere ihtiyacı vardır..
Bu noktada “anayasa hükümleri” ile hayatın çeşitli alanında kafamıza kakılan “etik değerler” birbirine benzer..
Nasıl ki “etik değerler” ayak takımını zenginlerden uzak tutmak için icat edilmişse “anayasa hükümleri” de ayak takımını, yani ahaliyi siyasetçiden uzak tutar..
”Bu işi niye böyle yaptınız?”
“Anayasa’nın bana verdiği yetkiye dayanarak..”
“Anayasa bu yetkini nasıl verdi?”
“Meclis’te verdi.. Milletvekilleri toplandı, bu anayasayı yaptı..”
“Milletvekilleri o Meclis’e nasıl girdi?”
“Milletvekili seçilecekleri tek tek, isim isim ben belirledim..”
“Yeni anayasayı da bunlar mı yapacak?”
“Evet!”
“Ya istediğin gibi anayasa yapmazlarsa..”
“Orası zor.. Bir daha Meclis yüzü göremezler..”
***
Bildiğiniz “Su nerede? İnek içti.. İnek nerede? Dağa kaçtı..” hikâyesi..
Sistem orta yerde.. Yüzde onluk baraj var.. Bu demektir ki Meclis’e girebilecek parti sayısı (bağımsızları saymazsak) taş çatlasa üç..
Elimizin altındakiler.. Ampul Partisi.. Altı Kazık Partisi.. Kafa Tokuşturanların Partisi..
Bu partilerin başına dikilenler, seçimden seçime oturup milletvekili listesi yapıyorlar.. Kimsenin fikrine, reyine, görüşüne ihtiyaç duymadan..
Belki isim bilemedikleri zaman, seçilme şansı zayıf olan listenin dibindekiler için sağa sola “Buraya kimin adını yazalım?” diye sordukları oluyordur..
O üç liste vatandaşın önüne konuyor “Seç birini” deniyor...
Yazının devamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Selahattin Duman-Vatan
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol