• En Çok Görüntülenenler
  • Güncel
  • Siyaset
  • Spor
  • Ekonomi
En Çok Görüntülenenler
Haber7 Foto Galeri
HABER7'YE DÖN
  • Anasayfa
  • YAŞAM
PAYLAŞ

Sultan Abdülhamit'in son 24 saati/Galeri

27.10.2009 19:37
İlâçları kullanmasına rağmen, Abdülhamid'in hastalığı ağırlaşıyor ve bir iyileşme belirtisi görülmüyordu. Sabahları banyo yapmaması tavsiye edilmesine sert çıktı. Sanki anlamışcasına kalktı banyosunu yaptı ve...

10 Şubat 1918'de vefat eden Sultan 2. Abdülhamid'in ölümün 93. yıl dönümünde anılıyor... Osmanlı Devleti'ni en sıkıntılı döneminde 33 yıl yöneterek tarihe "Efsane Sultan" olarak geçen Padişah Abdülhamit'in son anları Sızın Dergisi'nin Şubat ayı sayısında özel fotoğraflarla birlikte yayınlandı.

İşte o makale:

Osmanlı padişahları arasında "siyaseti ve icraatları" ile hâlâ gündemdeki yerini koruyan Sultan 2. Abdülhamid'in 21 Eylül 1842'de başlayan hayatı, 10 Şubat 1918'de sona erdi. Devlet erkânı ve İstanbul halkının iştirakiyle toprağa verilen padişahın son günleri ve cenaze merasimi, üzerinde durulması gereken hâdiselerdir.

Tam 33 yıl (1876–1909) Devlet-i Âliye'yi idare ettikten sonra 31 Mart Vak'ası ile tahttan indirilen ve İttihatçılar tarafından Selanik'e sürülen 2. Abdülhamid, Balkan Harbi'nin patlak vermesi üzerine İstanbul'a geri getirildi. Hâkân-ı Sâbık, beş yıl boyunca Beylerbeyi Sarayı'nda sıkı gözetim altında yaşadı. Cihan Harbi'nde (1914–1918) cephelerden gelen acı haberler karşısında çok üzülen yaşlı hünkâr, her yanı tarih kokan ama merkezî ısıtma sistemine ve diğer saraylardaki gibi ihtişamlı şöminelere sahip olmayan Beylerbeyi Sarayı'nda, mangal ateşiyle ısıtılan bir odada ölümü karşılamak zorunda bırakılmıştı.
İlâçları kullanmasına rağmen, Abdülhamid'in hastalığı ağırlaşıyor ve bir iyileşme belirtisi görülmüyordu. Sabahları banyo yapmaması tavsiye edilmesine sert çıktı. Sanki anlamışcasına kalktı banyosunu yaptı ve...<br><br>
10 Şubat 1918'de vefat eden Sultan 2. Abdülhamid'in ölümün 93. yıl dönümünde anılıyor...

Osmanlı Devleti'ni en sıkıntılı döneminde 33 yıl yöneterek tarihe "Efsane Sultan" olarak geçen Padişah Abdülhamit'in son anları Sızın Dergisi'nin Şubat ayı sayısında özel fotoğraflarla birlikte yayınlandı. 
<br><br>
<strong>İşte o makale:</strong><br><br>

Osmanlı padişahları arasında "siyaseti ve icraatları" ile hâlâ gündemdeki yerini koruyan Sultan 2. Abdülhamid'in 21 Eylül 1842'de başlayan hayatı, 10 Şubat 1918'de sona erdi. Devlet erkânı ve İstanbul halkının iştirakiyle toprağa verilen padişahın son günleri ve cenaze merasimi, üzerinde durulması gereken hâdiselerdir.<br><br>

Tam 33 yıl (1876–1909) Devlet-i Âliye'yi idare ettikten sonra 31 Mart Vak'ası ile tahttan indirilen ve İttihatçılar tarafından Selanik'e sürülen 2. Abdülhamid, Balkan Harbi'nin patlak vermesi üzerine İstanbul'a geri getirildi. Hâkân-ı Sâbık, beş yıl boyunca Beylerbeyi Sarayı'nda sıkı gözetim altında yaşadı. Cihan Harbi'nde (1914–1918) cephelerden gelen acı haberler karşısında çok üzülen yaşlı hünkâr, her yanı tarih kokan ama merkezî ısıtma sistemine ve diğer saraylardaki gibi ihtişamlı şöminelere sahip olmayan Beylerbeyi Sarayı'nda, mangal ateşiyle ısıtılan bir odada ölümü karşılamak zorunda bırakılmıştı.
5 Şubat 1918'de şiddetli soğuk algınlığı sebebiyle rahatsızlanan 2. Abdülhamid, saray doktoru Hüseyin Âtıf Bey'in verdiği ilâçları kullanınca akşama doğru iyileşir gibi oldu; hattâ giyindi ve biraz dolaştı. Akşam yemeğinde âdeti olduğu üzere ailesiyle birlikte sofraya oturdu. İştahsızlıktan söz ederek bir köfte, bir iki kaşık kabak, bir adet de pirinç unu tatlısı yiyen 2. Abdülhamid, yemekten sonra göğsünde bir sancı hissetmeye başlayınca Müşfika Hanım derhal doktor getirtmek istedi; ama Âtıf Bey o sabah müsaade alarak evine gitmişti. Kardeşi Vahdettin Efendi'nin hususî doktoru Aleksiyadis Efendi Beylerbeyi'nde oturuyordu. Hemen Muhafız Kumandanı Rasim Bey ona haber gönderdi. Abdülhamid'i muayene eden doktorun teşhisi "zatürree" başlangıcıydı. Hâkân-ı Sâbık'ın üşüme nöbetlerinin ardı arkası kesilmiyordu. Bu arada Sultan Reşad ve Enver Paşa'ya vaziyet bildirildi. Sonunda Âtıf Bey saraya geldi. O da muayene neticesinde aynı kanaate varınca Abdülhamid, bir de meşhur doktorlardan Neşet Ömer Bey'e kontrol ettirildi. Durumu iyi değildi, sabaha kadar sarayda kimsenin gözüne uyku girmedi.

Doktorların tavsiye ettiği ilâçları kullanmasına rağmen, Abdülhamid'in hastalığı ağırlaşıyor ve bir iyileşme belirtisi görülmüyordu. Sabahları banyo yapmaması tavsiye edilen Abdülhamid, ihtimal vefat edeceğini hissetmiş olmalı ki, "Banyo benim medar-ı hayatımdır, beni kimse bundan men edemez, beni banyodan mahrum ederseniz hakkımı helâl etmem." diyerek bu tavsiyeyi dinlemedi. Vefat ettiği günün sabahında da banyosunu yaptı.

Hayatının son yirmi yılında dâima yanında bulunan Müşfika Hanım, banyodan sonra çamaşırlarını giydirdi yaşlı çınarın. Fakat bir şey dikkatini çekti. Abdülhamid'in sırtı fevkalâde terliyordu. Müşfika Hanım endişe içerisinde, "Aman efendiciğim çok terliyorsunuz." deyince Abdülhamid'in dudaklarından, "Kadın, bu ecel teridir." sözleri döküldü. Bu ifadeler karşısında Müşfika Hanım irkildi. Daha sonra Abdülhamid oturduğu yerde sabah namazını edâ etti ve sütünü istedi. Âdeti üzere yarım bardak maden suyuna karıştırılmış sütünü içtikten sonra, "Hamdolsun Yarabbi! Daha iyiyim." deyip Müşfika Hanım'ın yardımıyla yatak odasına girdi ve yavaşça yatağına uzandı. O dakikalarda Sultan Reşad'ın, Selâm-ı Şâhâne ile Dolmabahçe'den gönderdiği doktorlar geldi. Muayene esnasında Şehzade Âbid Efendi'nin mahzun bir hâlde karşısında durduğunu gören Abdülhamid, "Ağlama oğlum. İyiyim, üzülme." diyerek onu teskin etti. Biraz rahat nefes alabilmek için doktorlardan kan almalarını istedi. Doktorların, rahat etmesi için morfin yapma tekliflerini ise reddetti.
5 Şubat 1918'de şiddetli soğuk algınlığı sebebiyle rahatsızlanan 2. Abdülhamid, saray doktoru Hüseyin Âtıf Bey'in verdiği ilâçları kullanınca akşama doğru iyileşir gibi oldu; hattâ giyindi ve biraz dolaştı. Akşam yemeğinde âdeti olduğu üzere ailesiyle birlikte sofraya oturdu. İştahsızlıktan söz ederek bir köfte, bir iki kaşık kabak, bir adet de pirinç unu tatlısı yiyen 2. Abdülhamid, yemekten sonra göğsünde bir sancı hissetmeye başlayınca Müşfika Hanım derhal doktor getirtmek istedi; ama Âtıf Bey o sabah müsaade alarak evine gitmişti. Kardeşi Vahdettin Efendi'nin hususî doktoru Aleksiyadis Efendi Beylerbeyi'nde oturuyordu. Hemen Muhafız Kumandanı Rasim Bey ona haber gönderdi. Abdülhamid'i muayene eden doktorun teşhisi "zatürree" başlangıcıydı. Hâkân-ı Sâbık'ın üşüme nöbetlerinin ardı arkası kesilmiyordu. Bu arada Sultan Reşad ve Enver Paşa'ya vaziyet bildirildi. Sonunda Âtıf Bey saraya geldi. O da muayene neticesinde aynı kanaate varınca Abdülhamid, bir de meşhur doktorlardan Neşet Ömer Bey'e kontrol ettirildi. Durumu iyi değildi, sabaha kadar sarayda kimsenin gözüne uyku girmedi.<br><br>

Doktorların tavsiye ettiği ilâçları kullanmasına rağmen, Abdülhamid'in hastalığı ağırlaşıyor ve bir iyileşme belirtisi görülmüyordu. Sabahları banyo yapmaması tavsiye edilen Abdülhamid, ihtimal vefat edeceğini hissetmiş olmalı ki, "Banyo benim medar-ı hayatımdır, beni kimse bundan men edemez, beni banyodan mahrum ederseniz hakkımı helâl etmem." diyerek bu tavsiyeyi dinlemedi. Vefat ettiği günün sabahında da banyosunu yaptı.<br><br>

Hayatının son yirmi yılında dâima yanında bulunan Müşfika Hanım, banyodan sonra çamaşırlarını giydirdi yaşlı çınarın. Fakat bir şey dikkatini çekti. Abdülhamid'in sırtı fevkalâde terliyordu. Müşfika Hanım endişe içerisinde, "Aman efendiciğim çok terliyorsunuz." deyince Abdülhamid'in dudaklarından, "Kadın, bu ecel teridir." sözleri döküldü. Bu ifadeler karşısında Müşfika Hanım irkildi. Daha sonra Abdülhamid oturduğu yerde sabah namazını edâ etti ve sütünü istedi. Âdeti üzere yarım bardak maden suyuna karıştırılmış sütünü içtikten sonra, "Hamdolsun Yarabbi! Daha iyiyim." deyip Müşfika Hanım'ın yardımıyla yatak odasına girdi ve yavaşça yatağına uzandı. O dakikalarda Sultan Reşad'ın, Selâm-ı Şâhâne ile Dolmabahçe'den gönderdiği doktorlar geldi. Muayene esnasında Şehzade Âbid Efendi'nin mahzun bir hâlde karşısında durduğunu gören Abdülhamid, "Ağlama oğlum. İyiyim, üzülme." diyerek onu teskin etti. Biraz rahat nefes alabilmek için doktorlardan kan almalarını istedi. Doktorların, rahat etmesi için morfin yapma tekliflerini ise reddetti.
GALERİLER
1
Gökyüzünde çelik kanatların muazzam dansı: Türk Yıldızları mest etti
1 - Gökyüzünde çelik kanatların muazzam dansı: Türk...
2
Nisan 2026 Volkswagen, Fiat ve Peugeot fiyat listesi: Fiyatları ters köşe yaptı
2 - Nisan 2026 Volkswagen, Fiat ve Peugeot fiyat...
3
Fiat Doblo Türkiye'ye dönüyor! Yatırım için kolları sıvadılar
3 - Fiat Doblo Türkiye'ye dönüyor! Yatırım için kolları...
4
Fiyat-Performansta zirveye oynuyor! İşte Redmi Note 14 Pro 5G'nin özellikleri...
4 - Fiyat-Performansta zirveye oynuyor! İşte Redmi Note...
5
Ruhsatına bakmadan gerçek modeli anlaşılmıyor!
5 - Ruhsatına bakmadan gerçek modeli anlaşılmıyor!
6
Emeklilik başvurusu nasıl, nereden yapılır? İşte 4A, 4B, 4C emeklilik başvuru süreci
6 - Emeklilik başvurusu nasıl, nereden yapılır? İşte 4A,...
7
Ünlü radyocudan anlamlı şiir!
7 - Ünlü radyocudan anlamlı şiir!
8
Gazze'de bir ressamın günü
8 - Gazze'de bir ressamın günü
9
36'lık fil ikiz annesi oldu
9 - 36'lık fil ikiz annesi oldu
10
Japonya'da üretilen robot, zeka küpü rekorunu kırdı
10 - Japonya'da üretilen robot, zeka küpü rekorunu...
Haber7
© 2026 Nokta Elektronik Medya A.Ş.