Hz. Muhammed'i anlatan Edebi Türler
12) Naat: Kaynağı Arap edebiyatı olan ve bu edebiyatta "medhiyye" başlığı altında yer alan naatların asrı saadette yazılmaya başlandığı düşünülürse de, naat muhtevalı ilk şiirin Hz. Peygamber'in dünyaya gelişinden yedi asır önceye ait olması da benzeri görülmeyen enteresan bir hadisedir. Âlimlerden semavi kitaplarda müjdelenen son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s)'in geleceğini öğrenen Es'ad Ebû Kerîb el-Himyerî, kaleme aldığı birkaç beyitlik şiirde, beklenilen peygamberin Allah'ın Resulü olduğuna dair inancını ve O'nun zamanına yetişmesi hâlinde ona büyük bir sadakatle bağlanacağını belirtmiş; Ebû Kerîb'in asırlar önce söylediği bu küçük manzume muhafaza edilmiş, şair de Hz. Peygamber tarafından ehli tevhid olarak nitelenme şansına sahip olmuştur.
Arap edebiyatında asrı saadette A'şâ ve Ka'b bin Züheyr'in kasideleriyle ilk örnekleri görülen naatlar; Hassan bin Sâbit, Abdullah ibn Revâha, Ka'b bin Mâlik, Âmir bin Sinâni'l Ek-vâ ve Enceşe gibi "Şuarâ-ü'nNeb(Peygamber şairleri) lakabına layık görülen Arap şairleri tarafından kaleme alınmış, hicri dördüncü asırdan itibaren bu methiyeler tam bir olgunluğa ve geleneksel tertip ve muhtevasına ulaşmıştır. Klasik Fars edebiyatında ise Hakîm Senâyî, Türk asıllı şair Genceli Nizâmî, Ferîdüddin Attâr, Sa'dî-i Şîrâzî, Emir Husrev-i Dih-levî ve Molla Câmî naat türünün en başarılı şairleridir. Türk edebiyatında ilk naat, Türklerin İslamiyet'i kabulünden kısa bir süre sonra, Yusuf Has Hâcib'in 1069'da Kaşgar'da tamamladığı Îslamî Türk edebiyatının da ilk örneği olan Kutadgu Bilig'de görülür. Daha sonra Edîb Ahmed Yüknekî'nin "Atabetü'l-Hakâyık" ve Ahmedi Yesevî'nin "D'vân-ı Hikmet"'mûe yer alan naatlar, takip eden asırlarda Türklerin yaşadığı bütün alanlarda bir gelenek hâlinde devam etmiştir. Bu arada Çağatay edebiyatının zirveye ulaşan şairi Ali Şîr Nevâî'nin, divan ve mesnevilerinin tamamı yanında mensur eserlerinde de yer verdiği birçok naatla, naat şairi unvanına layık bir şahsiyet olduğu dikkati çeker.