Firavunların genel özellikleri - GALERİ
İlâhlık İddia Etmesi
“Adamlarını topladı ve onlara: ‘Sizin en yüce rabbiniz benim!’ dedi.” (Naziat, 79/23-24)
Firavun, yaratıcıyı kabul etmeyen bir mülhit ve materyalistti. Bu yönüyle o âdeta aklını yitirmiş bir insan görünümündedir. Firavun'a, “Ben sizin en büyük tanrınızım.” dedirten duygu, insanın içindeki yetkinlik ve yükselme isteğinin sapkın bir hâlidir. Çünkü gerçek yetkinlik ve yüksekliğe ancak mârifetullahta derinleşmek, rıza-i ilâhî yörüngeli yaşamak ve ilâhî ahlâka bezenmekle ulaşılabilir. Bunun dışındaki bütün benlik ve şeref iddiaları aslında bir sefalet ve düşüştür.
Firavun, iddiasındaki gibi azametli ve cesur birisi de değildir. Tam tersine bütün müstebitler gibi oldukça korkak ve riyakârdır. Zor durumda kaldığında geri çekilmekte ve: “Bana bu konuda ne emredersiniz?” (A’râf, 7/110; Şuara, 26/35) diyerek etrafındakilerden âdeta yardım dilenmektedir. “Siz ne düşünüyor, ne diyor, ne teklif ediyorsunuz?” yerine “Bana ne emrediyorsunuz?” demesi, yönetim ve işleri yürütme yetkisinin, danışma meclisinin elinde bulunduğunu itiraf etmek demektir. Bu da Firavun’un güttüğü dava açısından temel çelişkilerden birisidir. Demek oluyor ki Firavun, önemli bir olayın sıkıntısı altında kalınca, tanrılık davasını geçici olarak bir tarafa bırakıp, kulları saydığı adamlarından ve memurlarından meydana gelen topluluğa karşı “Ne emrediyorsunuz?” demektedir.4