Firavunların genel özellikleri - GALERİ
Horlanan, aşağılanan ve ezilen insanlar ise bu sabırlarına karşılık Allah’ın bereketlerle donattığı Mısır coğrafyasının doğularına ve batılarına vâris kılınmışlardır (A’râf, 7/137).
Kur’ân-ı Kerîm’deki tasvirlerin genel hatları arasında görebildiğimiz kadarı ile Firavun, ilâhlık iddiasında bulunan bir şaşkın, kendisinden başka tanrı olup olmadığını anlamak için gayet yüksek kule yaptıracak kadar da marazi ruha sahip bir sapkındır. O, halkını küçümseyerek zayıfları ezen, gerçeklerden uzak yaşayan bir kraldır. Firavun portresinin en temel özelliği ise Allah’ın kâinattaki hâkimiyetini reddetmesidir. Firavun’un ilâhlık ve rablik iddiası, kendisinden başka itaat edilecek, kanun koyacak, yönetecek güç tanımadığını göstermektedir. Firavun ve hanedanı, kendilerini mülkün tek hâkimi saymışlardır. Böylece küçük bir azınlık servet içinde yüzerken, halkın büyük çoğunluğu köleleştirilmiş, açlık ve sefalet içinde bırakılmışlardır.
Âyet-i kerîmelerin, Firavun’u fert olarak ele almaktan çok, Firavun ailesi (âl-i Fir’avn), avenesi (mele’), kavmi ve askerleri (cünûd) şeklinde erkânıyla birlikte zikretmesi, Firavun’u tek bir kişi olmaktan daha çok zalim bir zihniyet, karanlık bir odak ve dehşetli bir merkez olarak işaretlemektedir denilebilir.
Kur’ân’da en az altı sûrede ayrıntılı olarak yer alan Hz. Musa (a.s) ile Firavun kıssasında pek çok hikmetler bulunmakla birlikte, bu yazıda oldukça sınırlı sayılabilecek özelliklere değinebildik. Bu kıssalar ve tekrarlarında Firavun ve cemiyetinin haksız bir şekilde büyüklenmeleri, mucizeleri gördüklerinde “sihirdir” demeleri, halkın Firavun ve cemiyetinden korkması, Firavun ve meleinin ziynet ve servet içerisinde yüzmeleri gibi hususlar işlenmektedir. Firavunlar, düz Mısır coğrafyasında kendi hükümranlık alâmetleri olarak gayet yüksek ve büyük piramitler inşa ettirmiş, yekpare dikilitaşlar yaptırmışlardır. İsrail oğullarının maruz kaldıkları işkenceler ve onlardaki müthiş ölüm korkuları da bu sûrelerde yer alan konulardır.