Osmanlı döneminde hac yolları!
Osmanlılar ve Hicaz
Birçok İslam tarihçisi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve Dört Halife devrinden sonra kurulan İslam devletleri içinde en büyük, en önde gelen ve İslamiyet'i yaymak yolunda en çok gayret gösteren devletin, Osmanlı Devleti olduğunda ittifak etmektedirler.
Osmanlılar, Memlûk Devletini ortadan kaldırdıktan sonra bütün Memlüklü topraklarının hâkimi, Hicaz, Mekke-i Mükerreme ile Medîne-i Münevvere'nin de hadimi oldular (1517). Osmanlıların Peygamber Efendimiz'e, Âl'ine, Ashab'ına ve mukaddes beldelere gösterdiği tazim ve hürmet her türlü takdirin üstündedir. Bu hürmet, devletin mukaddes beldelere sahip olmasından çok öncelere uzanmaktadır. Daha Yıldırım Bayezid Han devrinde "surre" denilen hediyeler mukaddes topraklara gönderilmeye başlamıştı.
Fatih Sultan Mehmed Han hacıların hac yollarında sıkıntıya düşmemeleri için hiçbir fedakârlıktan çekinmemişti. Memlûk Devletine son veren Yavuz Sultan Selim Han, Haremeyn-i Şerifeyn'in hâkimi değil hizmetkârı olmayı yeğleyerek Osmanlıların mukaddes beldelere gösterdiği hürmeti mükemmel bir şekilde vurgulamıştı.
Osmanlıların fetih sonrası Hicaz'da süratle imar faaliyetlerine başlamış olması, hem hizmet inancı hem de hacıların hac zamanındaki huzur ve refahlarını sağlamak gayesine matuftu. Hicaz'a, müteakip 400 yıl boyunca da gereken ehemmiyet daima gösterilmiştir.