Güzel rüyanın siyah hatibini anarken
23.10.2008
16:37
Etkili hitabetiyle 1950li yılların sonunda sivil haklar hareketini başlatan, 1960lı yıllara damgasını vuran Martin Luther King, Hintli lider Mahatma Gandhiden aldığı ilhamla sivil itaatsizlik eylemleri ile ABD'de irkçılığın sona ermesini sağlayan isim oldu.
14 Ekim 1964te daha 35 yaşındayken bugüne kadar ödüle layık görülen en genç insan olarak Nobel Barış Ödülü aldı. 3 Nisan 1968 gecesi Memphiste bir kilisede toplanan 2 bin kişiye, birgün sonra olacakları adeta sezmişçesine, tarihe Mountaintop Hitabeti diye geçen hüzünlü bir veda konuşması yaptı: Bundan sonra bana ne olacağı önemli değil. Herkes gibi ben de uzun yaşamak isterim. Ancak artık bununla ilgilenmiyorum. Sadece Tanrının iradesine teslim olmak istiyorum. Bu gece çok mutluyum ve hiçbir şeyden endişe etmiyorum. Hiçbir insandan korkmuyorum. Tanrı bana dağın zirvesine çıkma lütfunda bulundu. Oradan etrafa baktım. Ve Vaadedilmiş Ülkeyi gördüm. Ben oraya sizinle ulaşamayabilirim. Ancak bu gece bilmenizi istiyorum ki biz halk olarak o vaadedilmiş ülkeye ulaşacağız
King, ertesi gün Memphiste kaldığı ve bugün müzeye dönüştürülmüş Lorraine Motelin balkonuna hava almak için çıktığı sırada dürbünlü bir tüfekle atılan tek kurşunla yere yığıldı. Yardımcısı rahip Jesse Jacksonın dizlerinde 50 dakika sonra hayatını kaybetti.
14 Ekim 1964te daha 35 yaşındayken bugüne kadar ödüle layık görülen en genç insan olarak Nobel Barış Ödülü aldı. 3 Nisan 1968 gecesi Memphiste bir kilisede toplanan 2 bin kişiye, birgün sonra olacakları adeta sezmişçesine, tarihe Mountaintop Hitabeti diye geçen hüzünlü bir veda konuşması yaptı: Bundan sonra bana ne olacağı önemli değil. Herkes gibi ben de uzun yaşamak isterim. Ancak artık bununla ilgilenmiyorum. Sadece Tanrının iradesine teslim olmak istiyorum. Bu gece çok mutluyum ve hiçbir şeyden endişe etmiyorum. Hiçbir insandan korkmuyorum. Tanrı bana dağın zirvesine çıkma lütfunda bulundu. Oradan etrafa baktım. Ve Vaadedilmiş Ülkeyi gördüm. Ben oraya sizinle ulaşamayabilirim. Ancak bu gece bilmenizi istiyorum ki biz halk olarak o vaadedilmiş ülkeye ulaşacağız
King, ertesi gün Memphiste kaldığı ve bugün müzeye dönüştürülmüş Lorraine Motelin balkonuna hava almak için çıktığı sırada dürbünlü bir tüfekle atılan tek kurşunla yere yığıldı. Yardımcısı rahip Jesse Jacksonın dizlerinde 50 dakika sonra hayatını kaybetti.
Rosa Parks tutuklandığı gece karakolda çekilen fotoğrafı
Büyük Direnişin ilk kıvılcımı 1 Aralık 1955 Cuma günü, Alabamanın Montgomery şehrinde, akşam 6'da işinden çıkıp evine giden terzi kadının tavrı ile atıldı.
Çok yorgundu ve bir an önce evine ulaşmak istiyordu. Otobüsün ortasındaki değişken statülü koltuklardan birine oturdu. Yasalara göre ilk 10 sıra beyazlarındı. Siyahlar ise en arka bölümde yolculuk etmek zorundaydılar. Ortadaki değişken statülü koltuklarsa beyazların sıraları doluncaya kadar siyahların da oturabilecekleri koltuklardı. Beyaz sıralar dolduğunda ya da şoför gerekli gödüğünde siyahlar bu koltukları boşaltmak zorundaydılar. Eğer arkada da yer yoksa otobüsten inmeleri gerekiyordu.
Birkaç durak sonra otobüsün beyazlara ayrılan kısmı dolup 4 beyaz yolcu ayakta kalınca şoför değişken koltuklarda oturan 4 siyah yolcudan yerlerini boşaltmalarını istedi. 3 erkek siyah yolcu itirazsız arka tarafa geçti. Ancak adı Rosa Parks olan terzi kadın, artık iyice yorulmuş bir insana özgü kayıtsızlıkla hiç hesapsız hiç plansız o anda yerinden kalkmayı reddetti. Şoför otobüsü durdurdu ve polis çağırdı. O güne kadar tek bir anında bile politika düşünmemiş, evine birkaç kuruş götürmekten başka derdi olmayan ağır işçi Rosa Parks tutuklandı.
Büyük Direnişin ilk kıvılcımı 1 Aralık 1955 Cuma günü, Alabamanın Montgomery şehrinde, akşam 6'da işinden çıkıp evine giden terzi kadının tavrı ile atıldı.
Çok yorgundu ve bir an önce evine ulaşmak istiyordu. Otobüsün ortasındaki değişken statülü koltuklardan birine oturdu. Yasalara göre ilk 10 sıra beyazlarındı. Siyahlar ise en arka bölümde yolculuk etmek zorundaydılar. Ortadaki değişken statülü koltuklarsa beyazların sıraları doluncaya kadar siyahların da oturabilecekleri koltuklardı. Beyaz sıralar dolduğunda ya da şoför gerekli gödüğünde siyahlar bu koltukları boşaltmak zorundaydılar. Eğer arkada da yer yoksa otobüsten inmeleri gerekiyordu.
Birkaç durak sonra otobüsün beyazlara ayrılan kısmı dolup 4 beyaz yolcu ayakta kalınca şoför değişken koltuklarda oturan 4 siyah yolcudan yerlerini boşaltmalarını istedi. 3 erkek siyah yolcu itirazsız arka tarafa geçti. Ancak adı Rosa Parks olan terzi kadın, artık iyice yorulmuş bir insana özgü kayıtsızlıkla hiç hesapsız hiç plansız o anda yerinden kalkmayı reddetti. Şoför otobüsü durdurdu ve polis çağırdı. O güne kadar tek bir anında bile politika düşünmemiş, evine birkaç kuruş götürmekten başka derdi olmayan ağır işçi Rosa Parks tutuklandı.