Firavunların genel özellikleri - GALERİ
Büyüden ve Büyücülerden Medet Umması
Firavun, hastalık derecesinde kendisini tanrı konumunda gördüğü ve inandığı hâlde (Kasas, 28/38; Şuara, 26/29) büyücü rahiplerden medet ummuş, sadece yönetimde etkin olacakları vaadi ile değil ama aynı zamanda büyü yapmaları konusunda onlara baskı uygulayarak (Tâhâ, 20/73) Hz. Musa’ya (a.s) karşı mücadeleye girişmiştir. Firavun ve melei, aslında büyücü rahiplere inanan kimseler değillerdi. Onlar için asıl önemli olan halkın Firavun’u ilâh şeklinde telakkisinin devamı idi (Şuara, 26/40). Sihirbazları gayrete getirmek ve Hz. Musa (a.s) karşısında bu büyücülerin galip gelebilmelerini temin etmek için onlara idarede söz sahibi olacakları yalanını bile söylemiştir (Şuara, 26/40,42).
Ancak yaptıkları büyülerin işe yaramadığını gören ve gözleri hakikate açılan rahipler, Hz. Musa’nın (a.s) getirdiği mucizelerin Allah katından olduğunu derhal anlamış ve iman etmişlerdir. Firavun bu defa iman eden sihirbazlara zulüm ve işkence yolunu seçmiştir.
“Firavun dedi ki: Demek siz, benden izin almadan ona iman ettiniz! Şüphe yok ki bu, yerleşik Kıpti zümresini yurtlarından sürmek için, sizin şehirde beraberce plânladığınız, gizli bir oyundur. Ama yakında bileceksiniz başınıza gelecekleri!” (A’râf, 7/123)
Allah’a ve Peygamber’ine iman edildiğinde haksızlık ve tahakküm yollarının kapanacağını gören Firavun, bu sözüyle kamuoyunu yanıltmak ve heyecan vermek için siyasî bir entrika çevirmektedir. Tamamıyla aleyhine sonuçlanan yarışmayı, kendi iddiasını ispat eden bir olaymış gibi göstermeye çalışmakta ve aslında kendisi bir nevi siyasî sihirbazlık ve şarlatanlık yapmaktadır. Böylece Hz. Musa’nın peygamberliğine olduğu gibi, onu tasdik eden sihirbazların imanları hakkında da yok yere şüpheler uydurup ortaya atmakta ve kamuoyunun zihnini bulandırmaktadır.5