Romanların unutulmaz kahramanları
13.06.2009
04:37
Nazan Bekiroğlu unutulmaz kahramanlarını anlatırken dikkat çekici tespitlerde bulundu. Dünya edebiyatından, unutamadığı kahramanları sahneler eşliğinde aktaran Bekiroğlu, aslında kahramanla bizim özdeşleştiğimiz ya da kahramanı unutulmaz kılan şeyin bir mekandaki zamanı, çok özel bir şekilde kahramanın bütünleştiği duyguyla alakalı olduğunu dile getirdi. Roman, doğası icabı bir çatışma içermek mecburiyetindedir diyen Bekiroğlu hayal ve hakikat, yaşanan ve özlenen hayat bu çatışmayı doğuruyor açıklamasında bulundu. Nazan Bekiroğlu, Don Kişot üzerinden ilk kahramanını açıkladı: Benim unutamadığım roman kahramanları genellikle bu çatışmayı üzerinde taşıyanlar. Öncelikle Don Kişot. Bugünkü anlamda ilk roman olan Don Kişot, teknik ve tematik romanın imkan ve sorunlarını taşır. Katmanlı okumaya oldukça müsaittir. Roman, şovalye hikayeleri eleştirisi üzerine kurulmuştur. Şovalyelerin idealleştirilmiş maceralarına özenen Don Kişot, hikâyelerdeki gibi bir hayat ve aşk yaşamak ister. Gerçekle hayal arasındaki bütün sınırların tümüyle ortadan kalktığı bir gün yola çıkar. Hikâyenin sonunda pek çok macera yaşandıktan sonra akıllanarak bütün kitaplarını yakar ve roman sona erer. Cervantes bize galiba hayalciliğin ne fena bir şey olduğunu söyler tırnak içinde. Oysa her büyük roman gibi Don Kişot bize yazarından çok daha fazlasını söyler. O, idealler arkasında koşmanın, en fazla şüphe etmeye hakkı olduğu anda dahi kendisine duyduğu inancın en bariz örneğidir çünkü. Dostoyevskinin unutulmaz cümlesiyle o, mağdur komik değil, mağrur trajiktir. Gelmiş geçmiş romanların en üzücüsüdür Don Kişot.
Kuvvetli karakter yazarını mahkum eder
Nazan Bekiroğlunun ele aldığı ikinci kahramanı ise Anna Karanina: Tolstoy, bu hikâyeyi yazarken gayesi bir aşk hikâyesi anlatmak değildir aslında. Daha ziyade, toplum ve din üzerinde ısrar edecektir. Rusyanın o dönemdeki durumundan sorumlu tuttuğu aristokrat tabakanın ipliğini pazara çıkaracaktır. Ve karşılayan olarak da Rusyanın ruhu olarak gördüğü köylüyü yüceltecektir. Hatta yıllar sonra Annadan kendisine söz edildiğinde, bırakın o sefil yaratığı diye burun kıvıracaktır. Fakat Annayı bırakmak o kadar kolay bir iş değildir. Büyük roman yazarını aşar. Kuvvetli karakter yazarını mahkum eder. Bu Tolstoy için bile böyledir.
Nazan Bekiroğlunun üzerinde durduğu bir diğer roman ise Karamozof Kardeşler. Kitabı, ölümüne yakın bir dönemde yayımlanan Dostoyevskinin ömrünün bir hülasası olarak değerlendiren Bekiroğlu, asılmak üzere olan Dimitrinin rüyası üzerinden tahlillerini okura sundu.
Kuvvetli karakter yazarını mahkum eder
Nazan Bekiroğlunun ele aldığı ikinci kahramanı ise Anna Karanina: Tolstoy, bu hikâyeyi yazarken gayesi bir aşk hikâyesi anlatmak değildir aslında. Daha ziyade, toplum ve din üzerinde ısrar edecektir. Rusyanın o dönemdeki durumundan sorumlu tuttuğu aristokrat tabakanın ipliğini pazara çıkaracaktır. Ve karşılayan olarak da Rusyanın ruhu olarak gördüğü köylüyü yüceltecektir. Hatta yıllar sonra Annadan kendisine söz edildiğinde, bırakın o sefil yaratığı diye burun kıvıracaktır. Fakat Annayı bırakmak o kadar kolay bir iş değildir. Büyük roman yazarını aşar. Kuvvetli karakter yazarını mahkum eder. Bu Tolstoy için bile böyledir.
Nazan Bekiroğlunun üzerinde durduğu bir diğer roman ise Karamozof Kardeşler. Kitabı, ölümüne yakın bir dönemde yayımlanan Dostoyevskinin ömrünün bir hülasası olarak değerlendiren Bekiroğlu, asılmak üzere olan Dimitrinin rüyası üzerinden tahlillerini okura sundu.