Niyet etmeden oruç tutulur mu? Diyanet açıkladı!

Niyet etmeden oruç tutulur mu sorusu 11 ayın sultanı Ramazan ayının başlamasıyla gündeme geldi. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada niyet etmenin orucun şartlarından birisi olduğu ve niyetsiz orucun sahih olmadığını belirtti. Ayrıca kalben niyet etmenin yeterli olduğunu lakin niyetin dil ile ifade edilmesinin mendup sayıldığı vurgulandı ve sahura kalkmanın da niyet yerine geçtiği ifade edildi.

Niyet etmeden oruç tutulur mu? Diyanet açıkladı!
GİRİŞ 19.02.2026 10:07 GÜNCELLEME 19.02.2026 11:51

Niyet etmek orucun şartlarından birisidir. Niyetsiz oruç sahih değildir. 

Kalben oruç için niyet etmek yeterli olsa da niyeti dil ile ifade etmek menduptur. 

Oruç için sahura kalkmak da niyet sayılmaktadır.

HER GÜNÜ İÇİN AYRI NİYET EDİLMESİ GEREKİR

Ramazan orucu, belli günlerde tutulmak üzere adanan oruçlar ile nâfile oruçlar için niyet etme vakti, güneşin batması ile ertesi gün tepe noktasına gelmesi öncesine (10 dk.) kadarki süredir ancak imsaktan sonra yapılacak niyetin geçerli olması için bu vakitten itibaren bir şey yenilip içilmemiş, oruca aykırı bir iş yapılmamış olması gerekir.

Aksi takdirde gündüz niyet caiz olmaz. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/85) Bu oruçlar için “yarınki orucu tutmaya” şeklinde mutlak niyet yeterlidir. Bununla birlikte geceden niyet edilmesi ve “yarınki Ramazan orucuna” şeklinde orucun belirlenmesi daha faziletlidir. Ramazan’ın her günü için ayrı niyet edilmesi gerekir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/126-127)

Kaza, keffâret ve bir zamana bağlı olmaksızın adanan oruçlar için gün batımından itibaren en geç imsak vaktine kadar niyet edilmiş olmalıdır. Bu tür oruçlara niyet edilirken, “falanca kaza, keffâret veya adak orucuna” şeklinde belirtilmesi gerekir.

Şâfiî mezhebine göre ise nâfile dışındaki tüm oruçlara geceden niyet edilmelidir. İmsak vaktine kadar niyet edilmemişse o günün orucu geçerli olmaz. Nâfile oruçlara ise güneş tepe noktasına gelmeden öncesine kadar niyet edilebilir. (Şîrâzî, el-Mühezzeb, 1/331-332)

DİYANET'E GÖRE SAHURA KALKMANIN ÖNEMİ

Resûl-i Ekrem (s.a.s.), sahur yemeğinde “bereket” (Buhârî, Savm, 20 [1923]; Müslim, Sıyâm, 45 [1095]) olduğunu ifade etmiş ve sahur yemeğinin, Müslümanların orucu ile Ehl-i kitabın orucu arasındaki en önemli farklardan biri olduğunu belirtmiştir (Müslim, Sıyâm, 46 [1096]).

Onun sahurla ilgili söz ve uygulamalarından hareketle fakihler, sahura kalkmanın ve sahuru geciktirmenin sünnet olduğunu söylemişlerdir (Kâsânî, Bedâî’, 2/105).

Âlimler, sahurun oruca dayanma gücü verdiğini, maddî-manevî bereketlere vesile olacağını bildirmişlerdir. Çünkü kişi sahura kalkmakla seher vaktini uyanık geçirmiş ve bu vakitte hem dua hem de istiğfar etmek suretiyle cennet ehlinin özelliklerine sahip olmuştur (ez-Zâriyât, 51/18).

Bu şekilde manevî lezzetlerle başlanan oruç daha canlı, daha şevkli tutulur. Bu tür maddî-manevî bereketleri olan sahur, ihmal edilmemelidir.

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL