‘Öteki’ annelerin çocukları

....

  • GİRİŞ12.09.2019 13:11
  • GÜNCELLEME12.09.2019 13:11

Devrimci-darbeci Sol’un “GENÇ FİDANLAR” jargonu 48 yıldır Türkiye’deki SOL’un müziğinde-marşlarında yer alıyor.

“Genç Fidanlar” Türk SOL’unun görsellerinde, dövizlerinde, pankartlarında, afişlerinde yer alıyor.

Türk SOL’unun karikatürlerinde, sloganlarında başat metafordur “Genç Fidanlar”.

Skeçlerinde, tiyatrolarında, piyeslerinde, dramalarında hep baş köşedeydi ve adeta “kutsal!” bir metafor, bir sıfat, bir kavramdı “Genç Fidanlar”.

Kimdi, ne yapmışlardı da Sol’cular tarafından bu kadar kutsanıyordu bu “Genç Fidanlar”?

1968 kuşağının Solcu-devrimci diye geçinen ama haddi zatında “darbeci-devrimcilik” oyununun figüranları olan SOL’cu Üniversite Gençliği, “Ordu-millet el ele” sloganıyla askeri darbe için örgütlendirilmişlerdi.

Tunceli kırsalında NATO Subayları tarafından gördükleri silahlı eğitimden geçen işte bu Türk Sol’uydu.

Tunceli Kırsalında aldıkları silahlı eğitimle yetinmeyen Türk Solu’nun “Genç Fidanları”ndan bazıları, Türkiye’de daha beter terör estirmek için Lübnan’a gidip FKÖ kamplarında silahlı eğitim gördüler.

Neden mi?

Türkiye’de kan dökerek Marksist-Leninist veya Mao’cu devrim gerçekleştirmek için! Oysa “karşıyız” dedikleri NATO bu “Genç Fidanlar”ı çoktan “eleman” olarak devşirmişti.

Gelin 1960 darbesinin subayı, ardından CHP’den Tokat Milletvekili olan ve Deniz Gezmiş ile Sarp Kuray’a fikir babalığı yapan İrfan Solmazer’i Emekli Deniz Subayı Erol Bilbilik’ten dinleyelim:

“Orhan Kabibay‘ın* evinde İrfan Solmazer bana, ben Deniz Gezmiş’lere İstanbul’da, Ankara’da mısır patlatır gibi bomba patlattırıyorum. Deniz Gezmiş’i, Sarp Kuray’ı oturtuyorum; ‘Amerikan Büyükelçiliği’nin ön kapısının kurşunla taranmasına demokratik olarak karar veriyoruz’ diyorum. Ardından ‘Deniz Gezmiş, ABD Büyükelçiliği’ni tara ve yok ol!’ diyorum. Sarp Kuray’a, ‘Git şurayı bombala!’ emrini veriyorum. Onlar da gidip kurşunluyorlar, bombalıyorlar ve ortalıktan kayboluyorlar…”

Türk Solu ile Kürt Solu bu “Genç Fidanlar”ın estirdiği terör ile 1971’e kadar (ve sonrasında da) Türkiye’de asker, sivil, yabancı, öğrenci demeden dünya kadar masum insanı katletti.** Bu ülkede annelerin yüreğini yakan Türk Solu’nun bu “Genç Fidanlar”ı için sanatçılar ne marşlar-ağıtlar yaktılar ne piyesler çevirdiler ne romanlar yazdılar binbir yalanla?..

İşte darbeye ortam hazırlamak için bombalama ve kurşunlama eylemlerinde kullanılan bu gençlere 48 yıldır, “GENÇ FİDANLAR” deyi ağıtlar yakan, tiyatrolar yazan, filmler çeken Türk SOL’u geleneğinden gelen*** (şimdi de ‘Gezi’ci olan) türkücü, şarkıcı, popçu, rapçı, senarist, raksçı, şair, ressam… hiçbir sanatçı PKK tarafından dağa kaçırılan 12 ila 16 yaşlarındaki çocuklar için, bu annelerin “Genç Fidanları” için, bu anneler için bir tek söz söylemedi.

Yüzü kara olası sanatçılar “barış” deyip tepinirken, çocukların dağa çıkarılmalarını neyin, hangi barışı ile açıkladılar? Onların “barış” dedikleri şeyin aslında, “Ey müstekbirler! Milletimin, devletimin geleceğini düşünmek Rabbimin, bana inanarak oy veren milletimin, bu görev dolayısıyla devletimin boynuma yüklediği vazgeçilmezimdir” diyen “Recep Tayyip Erdoğan gitsin”den başka bir şey olmadığını biliyoruz.

Cem Yılmaz, kucağına aldığı kaz ile aslı astarı olmayan “Kaz Dağ’ında ormanlar yok ediliyor” yalanına destek çıkarken, Diyarbakır’da eylem yapan annelere Fransız kalıyor.

Bakınız, oğlunun fotoğrafını gösteren bir anne, “Hocam, evlatlarımızın birkaç ağaç kadar değeri mi yok, yoksa sanatçılarımız bıyıkları bile çıkmamış çocuklarımız için kucaklarına alacakları bir ‘kaz’ mı bulamadılar?” derken yüzüm kızardı, yutkunarak, “Belki onlar sanatçılarımız değilmiş” diyebildim.

Evet, Cem Yılmaz’lar kaz değil, üzerinde küçük harflerle “anne candır” dövizi taşısalardı kıyamet mi kopardı?

Sahi bu annelerin intizarı çocuk babası-annesi olan siz sanatçıları hiç mi etkilemedi?

Yok yok, başınıza gelmesin, Allah çocuklarınızı musibetlerden korusun hatta sizden de korusun.

Son soru:

Evlatlarını isteyen annelerin çocukları mı “öteki”niz yoksa anneleri mi sizin için “öteki?”

Ya da siz nesiniz?

MİLAT GAZETESİ

Yorumlar2

  • Hüseyin CEMİLOĞLU 3 gün önce Şikayet Et
    Kaleminize yüreğinize sağlık . Yakın tarihimizin bize acı bedeller ödettirdiği sayfaları. Çocuklarımız da bu gerçeklerin farkına varsınlarki bu ülkenin yarınlarında okçular tepesi boş kalmasın........
    Cevapla
  • yiğit 3 gün önce Şikayet Et
    Kaleminize kelamınıza sağlık diyorum. Lakin tüm samimiyetimle anlattıklarınız doğru değil, bizim solcumuz halkçıdır, halkının huzuru refahı ve özgürlüğü için çalışır, sanatçımız duyguludur haksızlığa susmaz hele anne sözkonusu oldumu bütün izmleri bırakır o annelerin sesine kulak verir demek isterdim. Ama maalesef
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat