İktidar sarhoşluğu

Eklenme: 26 Şubat 2013 09:51
Güncelleme: 26 Şubat 2013 09:46 / 4,561 Okunma
Arif Altunbaş

Daha dün denecek kadar yakın bir zamanda nefes alamıyor, bir birimize selam verirken bile, biri bizi izliyor mu, dinliyor mu diye kuşkulandığımızı hatırlayalım.

Şirketlerimiz yeşil sermaye, sakallarımız çember sakal, bıyıklarımız badem bıyık, hanımlarımız ve kızlarımızın başörtülü diye kamuda ve özel sektörde çalışan kaç kişimiz kara listelere alındığını, takibatlara, soruşturmalara uğratıldığı o günleri düşünelim.

Devlet dairelerinden, okullardan, üniversitelerden, ordudaki görevlerinden, iş yerlerinden işlerine son verilen, kovulan, hak ve hukukları ayaklar altına alınarak ailecek çoluk çocuk mağdur edilenler bile bu zulmü unutmaya başladıklarını görüyoruz.

Kendi ülkemizde yabancı, kendi ülkemizde mağdur, kendi ülkemizde en tabi haklarımızdan bile mahrum bırakıldığımızı sanki hiç yaşamamış gibiyiz.

28 Şubat'ın baskı, takibat, zulüm ve işkencelerinden dolayı bu ülkede yaşamaktan sıkılan, kendi vatanını terk etmek isteyen ve terk eden insanların birçoğu yaşadıkları, gördükleri bu zulmü çabucak unutmuş ve bir iktidar sarhoşluğuna bürünmüş görünüyorlar.

Bu yaşadıklarından dolayı yıllarca birçok insan bu travmanın etkisinden kurtulamadılar. Bundan dolayı birçok ailevi, iş ve sosyal hayatta inanılmaz sıkıntılar çektiler. İşyerlerini batırdılar, aileleri dağıldı, yıllarca hizmet ettikleri iş ve görevlerinden uzaklaştırıldılar.

Peki, bütün bu baskıları yapanlar, insanları fişleyip kara listelere alanlar, insanların işine ve aşına engel olanlar suçlarını çekmeyecekler mi?  Bu Allah'tan korkmaz kuldan utanmazlar elini kolunu sallayıp bu toplumun içinde hiçbir şey olmamış gibi dolaşacaklar mı?

Evet, bir kısmı yargılanıyor. Hepsi bunlardan ibaret değil ki. Peki, ötekiler nerede, hangi cehennemin dibindeler? Bu işin medya, patronlar, sendikalar, sivil toplum ve illegal örgütlerle ilgili ayakları, ne zaman yargılanacak?

Piyasada dolaşan bir sürü suçun failleri paşa paşa rahatça duruyorlar mı, yoksa yeni fitneler peşindeler mi? Kim biliyor, kimin ne malumatı var?  Bu ve bunların gibileri için kim hangi tedbirleri alıyor?

On yıldır AK Parti iktidarının sarhoşluğu içinde insanların birçoğu rahat, huzur ve rehavet içinde sanki bunca yaşananlar hiç olmamış gibi görmemezlikten, bilmezlikten, duymazlıktan geldiklerini görüyoruz.

Bu bir daha yaşanmasını asla istemediğimiz bu olayları unutmak bir yönden iyi bir gelişme. Bir yönden ise iktidar rahatlığının verdiği gevşemedir ki, bu hiçte hayra alamet değil.

Tanzimat'tan bu yana bu toprakların genetik kodlarıyla oynanmak, bu ülke insanının DNA'sı Batılılaştırılarak değiştirilmek isteniyor. Bu zamana kadar tam olarak başarılı olmayan bu değişim hareketini 28 Şubatçılar tepeden inme, askeri yöntemlerle gerçekleştirmek istediler.

Halk en sonunda patladı ve bu işin orkestra şeflerini sadece oyun dışına değil saha dışına attı. Bu oyunun aktörlerini siyaset sahnesinden silip men etti.

Politika bezirgânları, siyaset cambazları, demagoji ustaları, çifte standartlı taşeron yöneticilerin yerine halkımız kendi seçtikleri Siyasi liderlere ülkeyi yönetmek üzere emanet ettiler.

İktidar sarhoşluğu şımarıklığı, duyarsızlığı her zaman yönetim ve denetimde birçok otorite zaafiyeti ve kör alanlar oluşturur. Hatalar, yanlışlar, ihanetler mikrop gibi o kör alanlarda çoğalır. Zamanında uyanık davranarak gerekli önlemler, tedbirler alınmazsa bu gözle görülmeyen mikroplar dev gibi yapıları kısa zamanda yitip bitirir.

Siyaset ticaret ve savaş gibidir. Hiçbir zaman boşluk kabul etmez. Sizin boş bıraktığınız cepheyi düşmanlarınız güle oynaya işgal ederler. Sizin boş bıraktığınız pazarları ticari rakipleriniz hemen kapatır. Sizin boş bıraktığınız alanları bir anda siyasi karşıtlarınız dolduruverir.

Siz tekrar toparlandığınızda bütün kaleleriniz, kuleleriniz ve mevzileriniz elinizden çıkmış, rakiplerinizin eline geçmiş olur. Kendi etki alanınızda yalnızlaşır, yabancılaşırsınız.

Bu ülkenin sahibi ve sorumluluk duygusuna sahip insanları olarak ne iktidar sarhoşu olup davadan uzaklaşmalı, ne de zafer sarhoşluğuna kapılıp ne oldum delisi olmamalıdır. Çünkü zaferi sürekli kılmak, zaferi kazanmaktan daha zor ve daha önemlidir.

AK parti iktidarının verdiği rahatlık ve kolaylıklar insanımızı gevşetip asla millete hizmet yolundan alıkoymamalıdır. Böyle bir durumda zafer yenilgi yenilgi büyüyen bir hezimet olur ki, kimse bunun vebalinden kurtulamaz ve hesabını da veremez.

Arif Altunbaş - Haber7

arfltnbs@hotmail.com

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri