Önlem paketi, sabır şevkati...

Yıllardır kayıp çocukların hikayesini duyarız. Evladlarını arayanlar ve evladlarını bir şekilde kaybeden aileler.

  • GİRİŞ17.05.2012 09:47
  • GÜNCELLEME17.05.2012 09:47

Allah evlad acısı vermesin hiç kimseye. Tabiki bunun yanında çocuk istismarlığı konusu da unutulmamalı. Çocuklarımız dediğimiz,

gördüğümüzde içimizde sevinç uyandıran ve gelecekde çok şey beklediğimiz nesillerimiz. "Önleyebilirdik, önleyemedik!" denmemeli.

Bu gibi kelimeleri artık duymak istemiyor olalım.

Varlığımız birbirimize güç verecekse şayet, sokaktaki çocuklardan da başkaları değil bizler sorumluyuz.

Özellikle son zamanlarda Hümanist Büro tarafından medyada çocuk raporlarından altı çizili ve çok önemli veriler elde edilebiliyor.

Çocuklarımıza yeterli sevgi gösteremeden ve onlarla yeterince ilgilenemeden, ailevi görevleri tam manası ile  yerine getiremeden, başta özgüveni eksik ya da yarım

duygularla dolu olunması bir yanda, bir yandan düşünsenize yaşam hakkı elinden alınan yavrularımız, erken evliliklerden doğan, büyüyen çocuklar ve cinsel istismar olayları.

Geçen haberlerde özellikle altını çizdiler henüz üç yaşında nasıl bir vicdana sahip, insan olduğunun şüphesini taşıdığımız şahıs minnacık yavruya tecavüz ediyor.

Üstü kapatılan, daha kundaktan çıkmamış bebeklere acımasızca işkence yapanlara, cami avlularına geri dönmeden büyüyen çocuklardan da sorumlu olduğumuzu unutmamalı. Mülteci çocukları, mapushanede doğup büyüyen, hastane odalarından hiç çıkamayan, yatağa bağımlı çocuklarımızın sayısı da az değil.

Hergün yüzlerce çocuğun hikayesi dilleniyor. Hergün belki yüzlerce çocuk her anlamda kayboluyor. Ya da ailesinden ayrı koşullarda yaşamayı tercih ediyor ve başına gelmedik kalmıyor. Eskiden merdiven altında, köprü altında yatan çocuklarımızın sayısı azalsada çocuklarımıza sahip çıkma konusunda duyarlılık açısından biraz daha yavaş ilerliyoruz galiba. Geleceğimizi emanet etmekten kaçınmayacağımız ve onlar için her türlü fedakarlığı yapmaya kalktığımız çocuklarımızın günlerce raporlarını tutanlara da haksızlık etmeyelim. Herkesin özellikle çocuğu olanların bunu gözardı etmemeleri gereken ve çocuğun değeri konusunda toplumsal bakış açısında bir değişiklik yaratmak üzere çocukları doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen haberlere ve olaylara dikkat çeken bir blog var. Çok hızlı yayılan bir bilgi dağarcığını bizlerle paylaşıyor onlar. Kim mi bunlar, blog.humanistburo.org. Evet onlar ellerindeki bilgileri, paylaşımları her noktaya ulaşmış kişiler. Çocuğunuzun başına birşey mi geldi, çocukların hukuksal hakları, çocuk içeren yasalar ve son çocuk olaylarının yorumları ve bildirgeleri, çocuklarla ilgili projeler vs hepsi bu blogda. Onlar için çocuk hakları ve insan hakları iki önemli kolu teşkil ediyor ve çalışmalarını toplumsal kitlelerle beraber umut dolu başarı hikayelerine çevirmeyi hedefliyorlar.

Aslında iyi şeyler oluyor tabiki görmek isteyenlere. Büyük bir azim var.  Şu hayatta çocukların biz erişkinlerden daha çok sosyal hayattan istifa etmeleri için hepimize büyük sorumluluklar düşüyor. Gerçekten büyük bir vebal altına girmeden ve hiç zaman kaybetmeden etrafımızda sıkıntılı çocuklarımız için birşeyler yapalım, bir işin ucundan da biz tutalım. "Beni ilgilendirmez, bana dokunmayan yılan bin yaşasın" söylemleri artık geride kalıyor. Hatta bu söylemleri çöp kutusuna hızlıca atanlarımız bile var. Herşeyden evvel ilgilenmemiz gereken asıl hususlar karşımıza çıkmışken biran evvel yapılması gerekeni yapalım ya da böyle bize çocuk ve insan hakları konusunda profesyonel danışmanlık yapabilecek yerlerle beraber ilerleyelim. Onlardan yardım talep edelim. Aile ve sosyal politikalardan sorumlu bakanlığımız bu konuda gece gündüz demeden yarınların çocukları için kolları sıvadı ama herşeyi de bakanlıklarımızdan beklemek yanlış olur. Bu tür vakaların üstesinden ancak hep beraber kalkabilir sorun yerine hızlı bir şekilde çözüme odaklanabiliriz. Yaşken eğilen ağaçlar bizlerin elinde. Ve biz tüm çocuklarımızı sevdiğimizi biliyoruz. Önlem paketleri oluşturmalıyız ve bu önlem paketleri her bir evin içinde uygulamaya hazır edilmeli. Sabır şevkati göstererek bıkmadan bakalım tek başımıza nereye kadar ilerleyebiliyoruz?

Aynur Ayaz - Haber 7

ayazaynur1@gmail.com

Yorumlar1

  • noter tasdikli yorumcu 7 yıl önce Şikayet Et
    ne yapabiliriz . ne yapabilirim bir tane yeşil gözlü sarışın çocuk için uzak semtlerin birinden geliyor elinde mendil güya satıyor satamıyor çünkü istemeye alışmamış diğer dilencilerden çok farklı konuşuyoruz 5 kardeş baba özürlü anne çalışıyor 5. sınıfa gidiyor babası yakında işe girecekmiş annem göndermiyor ben geliyorum diyor mecburen gelmeye mecbur bu aileye yardım edilse iyi iş imkanları sağlansa o pırıl pırıl yavrumuuz o kaldırımdan kurtulur çok tok gözlü çok terbiyeli belli ki evde onun oraya gönderilmesine ihtiyaç var en fazla yapabildiğim 5lira 10 liraya mendil almak. diyecekler ki ona o parayı vererek orada durmasını sağlıyorsun. iyi de sonra iki kuruş yüzünden intihar edenleri görüyoruz. ilgilenen bir kuruluş varsa çocuğun ailesiyle temasa geçebilirim
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat