Emek Sineması, Hasankeyf ile kıyaslanabilir mi?

Emek Sinemasının da içinde bulunduğu yeri görmeye gittim. Açık olan kapılardan birinden içeri girerek bu terkedilmiş alanı inceledim.

  • GİRİŞ19.12.2011 09:15
  • GÜNCELLEME19.12.2011 09:15

Emek Sineması’nın yıkılması tartışmaları aslında hemen yanı başındaki Demirören İstiklal binasının inşaatıyla aynı zamanda başladı. Bu inşaat başladığında binanın onlarca kat, dışının da tamamen cam olacağı gibi bir sürü spekülasyon yapıldı. Binanın dışının cam olacağı ile ilgili yanlış kanı Demirören İstiklal’in hizmete açılması ile yerini bir rahatlamaya bırakırken ,“eski binaya göre kaçak katlar ekleneceği” iddiası bazı kesimler tarafından  kullanılmaya devam etmekte.

Hikaye biraz eskilere dayanıyor. 1890 yılında yapılan Deveaux Apartmanı 1960 yılında yıkılınca yerine 10 yıl sonra betonarme bir bina olan Sin-Em İş Hanı yapılıyor. Burayı satın alan Demirören, Anıtlar Kuruluna müracaat edip yeni bir bina yapmak istediğini söyleyince Kurul, 120 yıl önce yapılan orjinal binanın dış yapısı ve yüksekliği korunmak kaydı ile çizilecek bir projeye onay vereceğini” beyan ediyor. Demirören’in çizdiği ve bugün hizmet veren bina, dış görünüm ve yükseklik (25.60 metre) olarak 1890 tarihli Deveaux Apartmanı’nın aynısı.

Aşağıda bu iddiamı kanıtlayacak fotoğraflar var.

kullan

Neyse. Benim konum Demirören İstiklal binası değil zaten. Ancak Emek Sineması ile ilgili tartışmalarda zaten yıkılmayacak, projeye göre yükseltilecek olan olan sinemanın yıkılmaması için mücadele verdiğini söyleyen gurubun söze mutlaka Demirörenin kaçak katları şeklinde başlamalarındaki yanlışlığı düzeltmeden bu yazıyı giriş yapamayacaktım. İyi de oldu.

Efendim. Bugün Emek Sinemasının da içinde bulunduğu yeri görmeye gittim. Açık olan kapılardan birinden içeri girerek bu terkedilmiş alanı inceledim. İnşaatı yapacağı söylenen firma bu binalardan birinin dairelerinden birini çalışma mekanı olarak seçmiş ancak sağlıklı bilgi verecek kimseleri olmadığı için konuşma imkanı bulamadım. Bilmediğim bir şey söyleyeceklerini de sanmıyordum zaten. İlgili firma bu alandaki bütün tarihi yapıları korumayı, Emek Sineması’nı -altına 10 adet cep sineması ve alışveriş alanları ekleyerek- yükseltmeyi planladığı bir proje sunmuş Anıtlar Kurulu’na. Kurul bu projeyi kabul etmiş ancak Mimarlar Odası 9. İstanbul İdare Mahkemesinden Yürütmeyi Durdurma kararı çıkartmış. Bilirkişi atanmasına karar vermiş bu kez mahkeme. 3 kişilik bilirkişi heyetinden Dr. Suat Çakır raporunda –özetle- aşağıdaki şekilde fikir beyan edince yine aynı mahkeme “Yürütmenin Durdurulması Kararını İptal” etmiş. Dr. Suat Çakır’ın raporunun bir kısmı şöyle:

“... Sinema için bir başka sorun ise yığma bina prensiplerine göre yapılan yapıya ek olarak balkon ilavesi ile büyük yük getirmiş olduğu.  Bölgenin 1. Deprem bölgesinde olması yük taşınımına yatay yüklere karşı statik olarak sorunlar yaratabilme ihtimalini göz önünde bulundurmak gerekir. Yapı hakkındaki bir başka konu ise mevcut haliyle korunmasında bilirkişi raporlarındanda anlaşılacağı üzere ciddi sakıncalar çıkacağı (yapılış tarihi 1924, tadilat 1945 ve balkon ilavesi ise 1970 tarihlerini kapsamaktadır), zira çatı örtüsü malzemesinin bu uzun tarihlerde hiçbir koruyucu önlem alınmadan korunmasının zorluğu da göz önüne alındığında yeniden yapılmasının uygunluğu ortaya çıkmaktadır. Kaldı ki yenileme kurulu kararında sökülerek taşınma (Moving) ilkesi kararı alınmış, dünyada da birçok örneğinin mevcut olduğu görülmektedir.”

Mahkeme, “Yürütmenin Durdurulması” kararını iptal edince Mimarlar Odası temyize gitmeye karar verdi. Emek Sineması’nın sökülerek taşınmasını istemeyenlerin bu son gelişme üzerine aldıkları karar gereği geliştirdikleri yeni eylem planı çok tanıdık: Hukuki mücadele yetersiz olduğu için sokaklara inmek

Ancak demokratik haklar çerçevesinde kalmak kaydı ile sokak eylemleri yapılması düşüncesini desteklesem de beni rahatsız eden bir tarafı var bu mücadelenin. O da bu arkadaşların Emek’ i kolektif hafızamızın mekanı ve nostalji nesnesi olarak görmeleri. Sanki bir mekanın kolektif hafızamızın parçası olması payidar kalması için yeterliymiş gibi sürekli bunu vurguluyorlar. Mimari, estetik, statik, etik tek bir argüman yok. Ya hu gelin sizi Hasankeyf’e götüreyim nostalji görün orda. Orası öyle üç beş kişinin değil onlarca uygarlığın, yaşamış milyarlarca insanın kolektif hafızasının mekanı. Bakın bir kaç yıl sonra çevresindeki yüzlerce höyükle birlikte Ilısu Barajı’nın suları altında kalacak buralar. Bahsettiğim bu alanlar öyle 80-90 yıllık falan da değiller ha. 10 bin yıllık. 12 bin yıllık. Sizin mahkeme kararıyla sökülerek taşınmasına karşı çıktığınız Emek Sineması’na karşılık Hasankeyf’teki tarihi eserlere dair verilen mahkeme kararının ne olduğunu biliyor musunuz?:

“Bir kısmının sökülerek taşınması”

Yaa. Neyse uzatmayayım bu tartışmayı sizinle. Herkesin bir toplumsal hafızası olduğu konusunda hem fikiriz nasılsa. Gelin anlaşalım öyleyse. Sizin kolektif hafızanıza olan saygımdan ötürü Emek Sineması’nın yıkılmaması(!) için ne gerekiyorsa yapayım ama siz de bana üniversite mezunu bir İngilizce öğretmeninin girmesi gereken ortaokul yıllarımdaki yabancı dil derslerime yıllarca Mehtap Sinemasının sahibinin girmesinden kaynaklanan kayıplarımı telafi etmemi sağlayacak bir nostalji mekanı bulun olsun bitsin bu iş...

Dr. Hamid Aydın - Haber 7
dr.hamid@estetistanbul.com
twitter.com/hamidaydin

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat