Futbolun değerleri

.

  • GİRİŞ13.08.2019 09:44
  • GÜNCELLEME13.08.2019 09:44

Nihayet Digiturk ile anlaşma sağlandı ve biz de derin bir nefes aldık. Krizin eşiğinden döndük. Döndük ama bu, krizin çözüldüğü anlamını taşımıyor hiç. Anlaşma koşulları incelendiğinde yapılan indirimler krizin sadece ertelendiğini gösteriyor. Çünkü futbolumuzun değeri hızla düşüyor. Ve karşılığı da bu. 
Yıllardır hep aynı şeyleri konuşuyoruz ama maalesef kafalar değişmedikçe hiçbir şey de değişmiyor. Ne var ki herkesin ağzında bir “futbolun değerinin düşürülmemesi” lafı dönüp dolaşıyor. İyi de sadece konuşmakla nereye varılır ki?
Eğer niyetimiz çözüm ise o zaman her şeyin baştan aşağı değişmesi gerekiyor. Ne ki buna özellikle işin başında olanlar hiç mi hiç razı gelmiyor. Öyle ya kim gücünü, yetkisini kaybetmeyi ister? Böyle olunca da futbolu bu hale getirenlerden medet ummak ne kadar gerçekçi? 
Zaten bu yüzden değil mi her bir şeyin üstünü örtmeler, yanlışı yapanın değil de yanlışı eleştirenleri cezalandırmalar?

 

 

Çözüm bu mu? 
Digiturk ile anlaşma sürecinde Digiturk’ün futboldan çekilme olasılığının da konuşulduğu günlerde yine hortladı bu alışkanlıklarımız. Efendim neymiş biz hakem hatalarından bu kadar konuşursak, biz tribün olaylarından bu kadar konuşursak, biz futbolun yönetimini bu kadar eleştirirsek olacağı buymuş. Bunları açık etmekmiş bizim sorunumuz. Konuşmayacak, görmeyecek, göstermeyecekmişiz. İşte bizim temel sorunumuz tam da bu. Sorunları ona buna dokunur ona buna zarar verir korkusuyla, bahanesiyle ertelemek, ya da yok farz etmek. Biz o sorunu dillendirmezsek o sorunun bize zarar vermeyeceğini sanmak.

İtalya, Belçika, Portekiz 
Oysa ki futbolun maddi-manevi sorunları sadece bize özgü değil. Futbolun en gelişmiş, futbolun değerinin çok daha yukarıda olduğu ülkelerde bile benzer sorunlarla karşılaşılıyor. Oralarda da şike oluyor, adaletsizlik oluyor, fahiş hakem hataları oluyor, kulüp yönetimleri kulübü maddi çıkmaza da sokabiliyor. 
İnsanın olduğu yerde hele futbol gibi çok yüksek paraların döndüğü bir yerde bu tarz şeylerin olması kaçınılmaz. Mesele irade sahiplerinin, karar verme yetkisine sahip olanların ve tabii kamuoyunun olaylara bakış açısı. Birilerinin canını yakmak pahasına sorunları çözmek mi istiyorlar yoksa birilerinin canı yanmasın diye sorunların üstünü mü örtüyorlar? İşte İtalya; en büyük kulüpleri Juventus’un gözünün yaşına baktılar mı hiç? Şike ortaya çıkınca şikeyi cezalandırmaktan hiç kuşku duymadılar ve Juventus’u küme düşürdüler. Belçika’da, Portekiz’de de yine yoldan çıkanlara puan silme, küme düşürme, transfer yasağı gibi benzer cezalar verdiler. Ve bakıyoruz bu ülkelerde futbolun değeri hiç düşmedi. Tam tersine çok daha yükseldi. Siz olsanız şikenin o bu demeden anında cezalandırıldığı, haksız kazancın itibar görmediği, yolsuzluğun üzerine gidildiği bir ülkenin futboluna mı güvenirsiniz ve para yatırırsınız yoksa arkası olanın haklı olduğu, en kritik maçlarda göz göre göre fahiş hakem hatalarının yapıldığı, zalimlerin değil de mazlumların cezalandırıldığı bir ülkenin futboluna mı güvenir ve para yatırırsınız? 
Yine de Digiturk bizim bu futbolumuza para yatırmaya devam ediyor. Bu bizim için büyük şans. Ne ki beIN Sports’un da yayınlarında ve yorumlarında her kulübe eşit mesafede olma, daha objektif daha adil olma konusunda hassas olması gerekir ki dönen çarka onlar da alet olmasınlar.

CUMHURİYET GAZETESİ

 

 

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat