Kürt anaların/babaların PKK isyanı

.

  • GİRİŞ06.09.2019 09:22
  • GÜNCELLEME09.09.2019 09:24

“Çocuğumu HDP götürdü. HDP Kandildir. Biz çocuklarımızın davasını güdüyoruz. HDP oğlumu nereden getirirse getirsin. Bunların dini, imanı, vicdanı yok.”

 

 

Diyarbakır’daki HDP İl Başkanlığına evlat acısıyla koşup giden Kürt analardan biri böyle haykırıyor.

Hacire annenin başlattığı “Oğlumu, geri getirin” eylemleri, diğer yüreği yanık aileleri de cesaretlendirdi.

 

 

Eylemin sonuç vermesi ve Hacire ananın oğluna kavuşması bu cesareti daha da artırmış durumda.

Dün itibarıyla eyleme 6 aile daha katıldı.

Seslerinin güçlü bir şekilde kamuoyuna yansıması halinde kalabalıkların daha da artacağını düşünebiliriz.

Böyle bir yöntemin kendi tekellerinde olduğunu düşünen HDP’liler ise, hazırlıksız yakalanmış görünüyor.

İlk günlerde Hacire anneye tepki göstererek eylemine son vermeye çalışan partililer, arkasının geldiğini fark edince, çareyi kepenk indirmekte buldular.

Muhtemelen arka planda bu acıların devlet tarafından kışkırtıldığı yönünde propaganda yapıyorlardır.

Ama gerçekler her daim propagandaya karşı galip gelir. 90’lı yılların ikliminde, evlatları kaybolan annelerin seslerini herkesten daha fazla HDP siyaseti destekliyordu.

Cumartesi annelerinin yaptıkları eylemler bu anlamda toplum vicdanında da karşılık buluyordu.

Ama şimdi ortam da değişti, rollerde…

90’lı yıllarda devlet gücüne mal edilen kayboluşlara verilen tepkiler, şimdi PKK’ya yönelmiş durumda.

Uygulanan ret ve asimilasyon politikalarına son verilip, Güneydoğu’daki şehirler huzur içinde yaşanılır hale gelince, PKK’nın çocuklarını dağa çıkardığı annelerin isyanı aynı vicdanları titretmeye başladı.

HDP ise, bu yeni duruma uygun yeni propaganda cümleleri geliştirmek zorunda.

Çünkü kendi tekelinde olduğunu düşündüğü bu koz, şimdi dönüp onları vuruyor.

Çözüm sürecinin rafa kaldırıldığı dönemle aynı tarihlere denk gelen çukur terörünün devreye girdiği dönemden itibaren, PKK’ya karşı verilen mücadele ve HDP’nin PKK’yı sırtlayan tutum ve politikaları Kürt mahallesinde arzuladıkları desteği bulmadı.

Bu durumu, sessizce cezalandırma yöntemi olarak da tarif edebiliriz.

Sokak çağrısı yapanlar derin bir sessizlikle cezalandırılıyor.

En son Diyarbakır, Mardin ve Van’da kayyım atamaları yapıldıktan sonra da benzeri bir durum karşımıza çıktı.

HDP’nin halkı sokaklara çağıran davetlerine icabet eden olmadı.

Hendekler açılırken, megafonlarla çağrılar yapılırken ne olduysa şimdi de aynısı oluyor.

Bunun üstüne Hacire annenin başlatıp sonuç aldığı eylem biçimi, zamanın ruhunun değiştiğini gösteren bir örnek olarak karşımıza çıktı.

PKK’nın daha önce belediye imkanlarının da lehte kullanılması sayesinde güçlendiği dönemin yerini, son yıllarda adam devşirmekte zorlandığı yeni bir dönem aldı.

Bunun temel bir gerekçesi, Kürt sorununun önemli ölçüde çözülmesi, 90’lı yıllarda üretilen gerekçelerin devre dışı kalması.

HDP İl Binası önünde eylem yapan annelerden biri, partinin ileri gelenlerine “Sizin çocuklarınız hangi kolejlerde okuyor bana onu söyleyin” diye sesleniyordu.

Diyarbakır’ın lüks sitelerinde oturup, fakir çocukların dağa çıkması projesinden beslenen HDP’li siyasetçilere üst perdeden gösterilen bir tepki bu.

Önümüzdeki günlerde acılı annelerin, babaların eylemleri daha da büyüyebilir.

Böyle bir durumda, hem PKK, hem de HDP’nin tehdit, saldırı gibi yöntemlere başvurması gibi bir tehlike karşımıza çıkabilir.  

Bu nedenle, bu ailelerin güvenliğinin sağlanması da büyük önem taşıyor.

Yorumlar1

  • selim 1 ay önce Şikayet Et
    gerçekler acı olduğu için kimse tatmak istemiyor ağaç kesimini bahane edenler hayvan hakkı savunucuları neredeler insanlar ölüme gönderiliyor kimsenin gıkı çıkmıyor ama evlatlarını isteyen feryatlara entel çevrelerin kulakları sağır gözleri kör dilleri lal olmuş halkımız bunun kararını versin
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat