Çadırın orta direği çatırdıyor

....

  • GİRİŞ02.12.2019 10:10
  • GÜNCELLEME02.12.2019 10:10

Almanya Şansölyesi Angela Merkel, son dönemde sağlık sorunları ve ‘tökezleme’ görüntüleriyle gündeme geliyor.

En son Berlin’de katıldığı bir etkinlik sırasında kürsüye çıkarken önündeki merdiveni fark etmediği için takıldı, yere yüzüstü kapaklanmaktan son anda kurtuldu.

Bu tür hadiseler herkesin başına gelebiliyor tabii ama tökezleme riskinin dalgınlık anlarında arttığı da bir gerçek.

Şansölye Merkel’in kafası bu aralar bir hayli dağınık durumda olabilir.

Neden derseniz, ABD Başkanı Trump ile yıldızları zaten hiç barışmamıştı ama en yakın müttefiki Fransa’nın Cumhurbaşkanı Macron ile de en temel meselelerde görüş ayrılıkları yaşıyor.

KIRILAN BARDAKLARI TOPLAYIP YENİDEN YAPIŞTIRMAK

Görüş ayrılıkları derken, eften püften meseleler değil bunlar.

Almanya için temel bir güvenlik garantisi anlamına gelen NATO’nun Macron tarafından olabilecek en berbat cümlelerle ıskartaya çıkartılması örneğin.

Macron ve Merkel en son Berlin Duvarı’nın yıkılışının 30’uncu yıl dönümü etkinliklerinde bir araya gelmişlerdi.

Orada yapılan görüşmelerden sızan haberlere bakılırsa Merkel’in kullandığı ifadeler, olsa olsa boşanmanın eşiğine gelmiş bir çiftin kendi arasında yaptığı konuşmalara benzetilebilir.

New York Times haberine göre Merkel, kapalı kapılar arkasında yapılan görüşmede Macron’a şöyle serzenişte bulunuyor:

“Artık parçaları toplamaktan bıktım. Oturup sizinle bir bardak çay içebilmek için, her gün kırdığınız bardakları toplayıp yeniden yapıştırıyorum.”

Bunlar ağır cümleler ve İkinci Dünya Savaşı sonrası 60 milyon insan bir daha ölmesin diye yola çıkılarak kurulup, sınırların fiilen kalktığı bir noktaya kadar erişebilen Birleşik Avrupa fikrinin iki taşıyıcı ülkesi arasında ciddi sorunların yaşanmakta olduğuna işaret ediyor.

Peki, gerçekten ciddi sorunlar var mı?

Evet, var.

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASI OLUŞAN STATÜKO BOZULUYOR MU?

En son “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” sözleriyle olay olan Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un artık Almanya ile uyumlu bir çizgide hareket etmeyeceği anlaşılıyor.

Son dönemde, özellikle ABD’de Trump’ın göreve gelmesinden sonra, uluslararası kurulu düzende çatırdamalar yaşanıyor.

Çatırdama derken geçici bir sarsıntı anlamına gelmiyor bu.

Trump, İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan ‘statüko’yu kendi elleriyle tartışmaya açtıktan sonra, kendi görüşlerine uygun düşecek bir politika izlemeye, adımlar atmaya devam etti.

Almanya, İkinci Dünya Savaşı’nın mağlup ülkesi olarak ABD’nin güvenlik şemsiyesinin altına girdi.

Uzakdoğu’da aynı duruma düşen Japonya gibi.

Her iki ülke de, ABD’nin askeri koruması altına girdikten sonra ekonomik büyümeye odaklandılar ve dünyanın üçüncü, dördüncü büyük ekonomileri haline geldiler.

Trump göreve geldikten sonra işte bu statükoyu tartışmaya açtı.

“Bütün ticari ilişkiler, ekonomik pastadaki durumunuz benim ülkemin aleyhine işliyor. Üstelik NATO gibi ortak savunma sistemi içinde de doğru düzgün harcama yapmıyorsunuz. Ben sizi korumaya mecbur muyum?” demeye başladı.

Haziran ayında G-20 zirvesinin yapılacağı Japonya gezisi öncesi “Japonlar savaşa girse biz hemen yardıma koşacağız ama biz savaşa girersek onlar bu savaşı oturup Sony televizyonlarından izleyecekler” sözü akıllardan çıkmış değil.

MACRON’UN YENİ DÜNYASI…

Öyle anlaşılıyor ki, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un içine de bir Trump kaçmış durumda.

O da şöyle düşünüyor olmalı:

“Ben İkinci Dünya Savaşı’nın galipleri arasında yer alıyorum. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi arasında yer alıyorum. Ama gelinen noktada sanki savaşı Almanlar kazanmış gibi duruyor! Oysa Almanların güçlü bir ordusu yok. Hâlbuki ben bir nükleer gücüm ama bu gücümün ağırlığıyla hareket edemiyorum.”

Macron’un bir tornavidayla açıldıktan sonra eskisinin alınıp yerine yenisinin konduğu beyni böyle çalışıyor olabilir.

Böyle bir yeni durumun ne anlama gelebileceğini herkesten daha fazla Almanya Şansölyesi Merkel kavramış olmalı.

Zaman zaman bu köşede yurtdışında ekonomi ve entelektüel çevrelerdeki tartışmalardan atıflar yapıyorum.

Bir süredir bu türden toplantılarda şöyle bir konu üzerinde duruluyor:

Dünya’nın bugünkü durumu 1929/39 arasındaki dünyanın haline çok benzemeye başladı.

Bu tarihi biraz daha kısaltıp 1935/39 arasından söz edenler de var.

Bu hafta yapılacak olan NATO zirvesinde birliğin geleceğine dair tartışmaların yapılacağı söyleniyor.

NATO’nun geleceği meselesi, az yukarıda sözünü ettiğim tartışmalarla birebir örtüşüyor.

Fransa Cumhurbaşkanı gibi örgütün dağılmasına hevesli olanların nasıl bir ateşle oynadığına bir de buradan bakılmalı.

YENİ ŞAFAK GAZETESİ

Yorumlar33

  • Hakan 1 hafta önce Şikayet Et
    Biz NATO üyesi bir ülkeyiz kimse bize dokunamaz nasılsa düşüncesine kapılmak son derece yanlıştır. Dünyanın en güçlü silahlarını yapmak zorundayız... Unutmayın kedi acıkınca döner yavrusunu yer... Amerika Rusya ve Çin oturdu karar verdi Türkiye'yi üçe bölerek paylaşacağız diye üçüne karşı yetecek silahımız varmı peki? Olması lazımdır.Yapmak zorundayız bu silahlara bizde sahip olmak zorundayız... Elinde nükleer silahı olan dünyada ezilmiyor ...Bu kadar basit benim mutlu olamadığımız dünyada
    Cevapla
  • Ers61 1 hafta önce Şikayet Et
    Bizimkiler Almanya'dan daha Natocu. Duyan da Nato, Almanya'nın değil, Türkiye'nin güvenliğini sağlıyor zanneder.
    Cevapla Toplam 8 beğeni
  • Ufuk 1 hafta önce Şikayet Et
    Nato her ne kadar bizi korumasada en azından onlarla savaş pozisyonumuz yok. İşte makron bir projedir. Bu birliği dağıtmak istiyor. Yani patronu istiyor. Benim adayım dediği roşilt ailesi. İkinci dünya savaşına giren ülkeleri ayrıştırarak karşı karşıya getirip tekrar savaştırmak için. Bilhassa biz ile avrupayı.
    Toplam 6 beğeni
  • Nato nedir? 1 hafta önce Şikayet Et
    Tespitler doğru, bizi koruduğu falan yok,ama çıkarsak nato sınırı KKTC nin guneyinden Girit e, oradan Trakya ya kayar,bu da bize zarar,mecut halin devamı en efdal olanıdır
    Toplam 5 beğeni
  • like NATO 1 hafta önce Şikayet Et
    Türkiyenin güvenliğini sağladığı falan yok ama Türkiye siz NATO Türkiyeye daha risk oluşturuyor
    Toplam 16 beğeni
  • işçi 1 hafta önce Şikayet Et
    mehmet bey başka bir orta direkde çatırdıyor lütfen görünüz, onlar asgari ücretliler. Bakınız şu an 2020 tl olan bu rakamla inanın çok zor durumda olan işçi arkadaşlarım var. 800 tl kira verip asgari ücretle geçinmeye çalışan işçiler var lütfen bizi duyun.ASGARİ ÜCRETİN EN AZ 3000 TL OLMASI ELZEMDİR...saygılar........
    Cevapla Toplam 19 beğeni
  • halil 1 hafta önce Şikayet Et
    Fransanin daha sonra tekrar Natoya girmesine Türkiye onay vermemismiydi?
    Cevapla Toplam 6 beğeni
  • Ahmet 1 hafta önce Şikayet Et
    Fransa değil Yunanistan’ın tekrar natoya girişine evren onay vermişti
    Toplam 17 beğeni
  • YURTTAŞ AHMET 1 hafta önce Şikayet Et
    Almanya-Fransa ezeli düşman iki millettir, önünde sonunda öyle ya da böyle kapışacaklardır.Fransa siyaseten Almanya iktisaden çok güçlüler, ama ordu bakımından tartışmazız Fransanın şimdilik üstnlüğü bulunmaktadır.
    Cevapla Toplam 9 beğeni
  • Gurbet 1 hafta önce Şikayet Et
    Fransa aynı Yunanistan gibi ekonomide batmış bir ülke iken kalkınmasına Almanya yardımcı olmuştur.
    Toplam 1 beğeni
  • Murat 1 hafta önce Şikayet Et
    5 Vakte kalmaz savaşırlar di mi :D
    Toplam 3 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat