Brzezinski’nin Haçlı Seferi Kaçaklarına Çağrısı
- GİRİŞ19.08.2016 08:08
- GÜNCELLEME21.08.2016 09:16
Brezinski’ye göre İslam alemindeki şiddetli uyanış ve küresel düzendeki yeni güç paylaşımına ilişkin yaşanan beş siyasi gelişme, dünyayı yeni bir kutuplaşma-dengelenme (realignment) sürecine soktuğundan beş politikanın uygulanması gerekiyor..
Bir önceki yazımda anlattığım önemli beş küresel gelişmeyi şöyle sıralayabiliriz: 1.ABD’nin çöküşü ya da emperyal kapasiteyi yitirmesi. 2. Avrupa’da bir ulus devlet olan Rusya’nın imparatorluk olmaya çalışması. 3.Çin’in artık ABD’yi tehdit eden güç haline gelmesi. 4.Avrupa’nın küresel aktör pozisyonunu yitirmesi.. 5.İslam aleminin büyük risk teşkil etmesi..
Bu beş küresel gelişme ana hatlarıyla açıklandıktan sonra beş politika önerilmektedir.
5 POLİTİKA ÖNERİSİ
Brzezinski, ABD’ye ve dünyanın diğer önemli güçlerine beş önemli politika önerisinde bulunmaktadır. Bu beş önerinin önemi, ABD’nin perspektif ve vizyonunun ip uçlarını vermesi bakımındandır. Elbette hem beş tespit edilen beş küresel gelişme hem de önerilen beş politika tartışmaya açıktır. Brzezinski’nin beş önerisinde, ABD’nin dünyaya bakışını, küresel güçleri algılayışını ve özellikle İslam ülkesine dönük planlarını ele verecek yaklaşımlar görülebilmektedir.
1.Çöken ABD İslam’a karşı Rusya ve Çin’i yanına almak zorunda: Brzezinski’nin beş önerisinden birincisi, ABD’nin “Ortadoğu’da” ortaya çıkan “güvenlik riskleri” karşısında Rusya ve Çin’le -en azından belirli ölçülerde- “birlikte hareket edebilmesi”dir.
Ortadoğu kavramıyla batıda Fas ve Tunus’tan doğuda Hindistan ve Çin’e kadar, kuzeyde Rusya’ya kadar uzanan Darül İslam, büyük İslam ülkesi kast edilmektedir. Bu tespit, İslam milletini hedef tahtasına koymaktadır.
“Güvenlik riski” ya da “güvenlik krizi” kavramı da İslam milletinin kendini savunmasını, ezilme ve sömürülmeye itirazını, iradesini ortaya koymasını, hak aramasını ifade etmektedir. “Güvenlik riski”, bir adım sonra “küresel terörizm” haline gelecektir. Brzezinski’nin sözkonusu makalesinde Müslümanlar “cihatçı”, “terörist” olarak tanımlanmaktadır. Bu da Amerikan’nın İslam alemine dönük söylemini sürdürdüğünü göstermektedir..George W. Bush 11 Eylül saldırılarının akabinde dünyaya yeni bir “Kutsal Haçlı Seferi” başlatmak üzere olduklarını açıklıyordu. Böylece Bush, danışman ekibiyle cihadı “terör” olarak yorumlayan ve kontrolden çıkan ülkeleri “terörü destekleyen devlet” ilan eden Amerikan söylemini başlatmış oluyordu.
Sonuçta “küresel terörizm”, ABD’nin bile “tek başına çözebileceği bir sorun” değildi. İslam milletinin uyanışı ve hak arayışı karşısında dünya güçleri ya da Çağdaş Roma olarak BMGK birleşmek ve ortak hareket etmek zorundaydı.
Dolayısıyla Rusya’nın “öncelikle kendi komşularına (yakın çevresine) yönelik tek taraflı güç kullanımı”ndan “caydırılması” gerekmektedir. Haçlı seferi ilan edilirken ya da Hıristiyan birliğini tehdit eder şekilde Rusya’nın yayılmacı stratejiyle Doğu Avrupa’da Hıristiyan komşularını rahatsız etmemesi önlenmeliydi.
Brezinski’ye göre Çin’in de İslam ülkesinden, yani “güvenlik riski” olan “bölgeden uzakta yer almasının avantajı”yla içerisine girdiği “bencil ruh hali”nden “kurtulması” gerekmekteydi.
İslam ülkesinin Asya’daki varlığına dikkat çekilerek “güvenlik riski”nin büyüklüğü hatırlatılmakta, iki işbirlikçi Asya gücü, Çin ve Rusya, ABD’yle birlikte hareket etmeye çağrılmaktadır.
2.Rusya Avrupa’yla bütünleşmeli: Brezinski’nin ikinci önerisi, “Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından” giderek bir “ulusal devlete dönüşmeye başlayan” ve “emperyal vasıflarını kaybeden” Rusya’nın Avrupa ile bütünleşmesidir.
Bu Amerikalı yaşlı kalem, Hıristiyanlıkta bütünleşme önerisinin “hem Rusya, hem de Avrupa için önemli bir kazanım” olabileceğini iddia etmektedir: “Rusya’sız bir Avrupa iyice zayıf kalırken, Avrupa’sız bir Rusya da Çin karşısında iyice küçülme riski yaşayacak” demektedir.
Brezinski, “Rusya’sız bir Avrupa iyice zayıf kalır” derken, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılışı sonrasında Avrupa’nın uluslararası aktör olarak devletler oyunundan çekilmek zorunda olduğunu ilan etmekteydi.
Brezinski, “Avrupa’sız bir Rusya da Çin karşısında iyice küçülme riski yaşayacak” derken, Almanya’nın Avrupa’daki Cermenlere, Rusya’nın da Slavlara dayanarak dünya gücü olamayacağını, dolayısıyla uluslararası aktör olarak sınırlarını bilmeleri gerektiğini hatırlatmaktadır. Ayrıca içlerindeki Müslüman nüfusla tehdit etmektedir.
3.Çin ABD’yle birlikte hareket etmeli: Brezinski’nin üçüncü önerisi, “ekonomik açıdan son yıllarda büyük atağa kalkan” Çin’in, “siyasal risklerden ve güvenlik tehlikelerinden uzak kalarak”, “ekonomik modernleşmesi”ni sürdürebilmesi için, özellikle “Ortadoğu’ya yönelik politika”larında “terörün yayılmaması için” ABD ile işbirliğine gitmesi gerekmektedir.
Ayrıca sözkonusu ABD ürünü terör, Çin’in “Pakistan ve İran gibi müttefiklerini de olumsuz şekilde etkileyecek”tir. Çin, bu öneride ABD tarafından açıktan hem Müslüman vatandaşlarıyla, hem de halkı Müslüman komşu devletlerle tehdit edilmektedir.
Dolayısıyla ABD’nin Asya ve Avrupa’yı elinin altında tutabilmesi, daha doğrusu yaklaşan Çin Savaşı’ndan sıyrılabilmesi, İslam ülkesinde kurduğu oyunun yürüyüp yürümeyeceğine bağlı gözükmektedir.
4.İslam’ın 5’lisi kontrol edilmeli: Artık ABD’nin İslam aleminde kurduğu oyunlara yakından bakabiliriz.. Brezinski’nin dördüncü önerisi, İslam ülkesinde, ABD’nin tabiriyle “Ortadoğu”da “istikrarlı bir dönem beklenmemekte”dir. Bu durum tespiti görünümündeki yargı, aslında ABD’nin İslam ülkesinde kurduğu oyunun açıklamasıdır. Şimdi ABD hem destek aramaktadır hem de Çin savaşından sıyrılmaya çalışmaktadır. Bu iki yönlü politikanın uygulanabilmesi içinse, öncelikle “ABD-Rusya-Çin arasında belirli ölçülerde işbirlikleri inşa edilmeli”dir. Daha sonrasında “bölgenin temel aktörleri olan Türkiye, Pakistan, İran, Suudi Arabistan ve Mısır” gibi ülkelerin “belli konularda” İsrail ile “ortak hareket etmeleri sağlanmalı” ve hatta “buna Avrupa’dan da destek verilmeli”dir.
Görüldüğü gibi ABD, İslam’ın 5 kalesini kontrol altında tutmak için önce Asya’dan (Çin ve Rusya) sonra da Avrupa’dan destek istemektedir.. Brezinski’ye göre bu durumda, “Suudi Arabistan kilit bir ülke olabilir”; ancak bu ülkenin, “modernleşme çabalarına karşın”, halen “Vahabi/Selefi radikalizmine destek veren yapısı”, bu ülkenin “istikrar sağlayıcı bir ülke olduğu yönünde”, özellikle Batı kamuoyunda “çeşitli endişelere yol açmakta”dır. Bu ilginç önerilerle dolu makale, Suudi Arabistan’ı açıktan hedef tahtasına koymasıyla da dikkat çekicidir.
5.İslam birliği tehditi: Brezinski’nin beşinci ve son önerisi, “geçmişin emperyalist mirası”na tepki duyan “Batı dışı toplumlardaki halkların isyankâr tavrı”, şimdilik “Ortadoğu’daki İslamcı hareketlerle sınırlı gibi gözükse de”, ilerleyen yıllarda “Asya ve Afrika’da ve hatta tüm dünyada” ciddi bir şekilde yayılarak “küresel bir hüviyet kazanabilir”. Makalede, bu son öneride hem İslam Birliği çalışmalarını tehdit algılaması var, hem de çaresizlik içinde Rusya ve Çin’i yanına çekme konusunda büyük bir umutsuzluk var aslında..
Bu açıklamaların ardından Brzezinski, “başta Avrupalı devletler ve ABD olmak üzere” Batılı devletler, Çin ve Rusya’nın “Müslüman halklara yaptıkları katliamları” sıralamaktadır. Bu duruma tepki olarak gelişen yeni siyasal söylemlerin yarattığı “Batı karşıtı hava”nın güçlendiğine dikkat çekmekte ve Senegalli şair David Diop’un “Vultures” şiirinden bir alıntı yapmaktadır.
“ABD’nin bölgeden tamamen çekilmesinin bölgede büyük çatışmalara ve yeni savaşlara neden olabileceğini” iddia eden Brzezinski, bu nedenle “sorumlu bir politika” olarak ABD’nin “Putin sonrası”nda “Rusya ve Çin’le çıkar ortaklıkları kurarak”, “bölgeden tamamen çekilmemesi gerektiği”ni belirtmektedir. Burada “Putin sonrası” ifadesinden ABD tarafından Putin’in istenmediği ve ondan kurtulmanın yollarının araştırıldığını da çıkarabiliriz.
Brzezinski’nin yazdıklarının genel bir değerlendirilmesi yapılmak istenirse, Barack Obama döneminde “Ortadoğu’dan tamamen çıkma” söylemiyle bölgede işgal yerine Libya ve Suriye’deki gibi çok uluslu hava saldırısı stratejisi benimseyen ve Asya Pivot politikasıyla Asya-Pasifik’e açılan ve Çin savaşına hazırlanan ABD’nin, sonraki Başkan (Hillary Clinton veya Donald Trump) döneminde İslamofobi eksenli bir dış politika yürütmesi gerektiği; Çin ile Rusya’ya savaşma yerine İslam ülkesini yağmalama ve kaynakları paylaşmayı önereceği sonucu çıkarılabilir. Bu dış politika paradigmasının bakalım çöken ABD’nin son çırpınışları olarak işe yarayacak mı?
Gelecek yazıda, Brzezinski’nin tespit ettiği beş küresel siyasi gelişme eleştirilip gerçek beş küresel siyasi gelişme anlatılacak, dünyadaki gerçek yeni kutuplaşma-dengelenme sürecine ilişkin değerlendirmeden sonra İslam Birliği’nin uluslararası aktör olarak katılacağı beş politika önerilecektir.
[1] http://www.the-american-interest.com/2016/04/17/toward-a-global-realignment/
Yorumlar1