Trump uçaktan iner inmez yalana başladılar

.

  • GİRİŞ23.05.2017 07:29
  • GÜNCELLEME24.05.2017 07:34

ABD Başkanı Donald Trump dün Tel Aviv’deydi. Trump’ın uçağı inişe geçtiği sıralarda Tel Aviv’de bir trafik kazası meydana geldi. İsrail Güvenlik Bakanı karşılama töreninde ABD Başkanına yaklaşıp, Filistinlileri şikayet etti, trafik kazasını “Filistinlilerin terör saldırısı” diye anlattı.

Bir otomobil motosiklete çarpmış, savrulan motosiklet ise yayaların arasına dalmıştı. Kazada 4 kişi yaralıydı. Tel Aviv polisi açıklamada yaptı, “bu bir trafik kazasıdır, saldırı değildir” diye.
Birkaç dakika sonra Air Force One uçağı Tel Aviv Ben Gurion Havalimanına iniş yaptı, ABD Başkanı Donald Trump uçaktan indi, İsrail Cumhurbaşkanı Rivlin, Başbakan Netanyahu ve diğer bakanlar karşılayanlar arasındaydı.

Trump, kırmızı halıda yürürken, İsrailli Bakanlarla tek tek tokalaştı. Sıra İsrail Güvenlik Bakanı Gilad Erdan’a geldiğinde, Trump “nasılsınız” diye sordu.
İsrailli Bakan “nasıl olalım, görüyorsunuz, terör saldırısı oldu, her gün bu terör saldırılarıyla karşı karşıyayız” diye yanıt verdi.

Oysa Güvenlik Bakanı, Tel Aviv emniyetine Güvenlik Bakanlığına bağlıydı. Emniyetin açıklamasında “saldırı yok, kaza var” deniliyordu. Muhakkak Güvenlik Bakanı Gilad Erdan da bu konuda bilgilendirilmişti. Ancak İsrailli bakan, Trump’ın karşısında yalan söylemeyi tercih etti.

İsrailli Bakan Gilad Erdan geçenlerde yine bir yalan söylemiş ve yine yakalanmıştı.
Filistinli esir Mervan Barguti’nin cezaevinde yemek yediğini iddia eden bir güvenlik kamerası görüntüsünü yayınlatan İsrailli Bakan, Barguti’nin açlık grevi yapmadığını savunmuştu.
Ancak İsrail Güvenlik Bakanının bahsettiği görüntü 2004 yılına ait çıktı, üstelik görüntüdeki esirin Mervan Barguti olup olmadığı da bilinmiyordu.

9 Ocak 2017 tarihinde Kudüs’te Filistinliler, İsrail askerlerine yönelik bir eylem gerçekleştirdiler. Kudüs emniyeti olayın Filistinliler tarafından yapıldığını, arkasında bir grubun olmadığını açıkladı.
Ancak İsrail Başbakanı Netanyahu, kameraların karşısına geçip, polisin verdiği bilgiyi hiçe sayıp, “bu eylemi DAEŞ yapmıştır” diyerek Filistin direniş hareketiyle, DAEŞ terör örgütünü ilişkilendirmeye çalışmıştı.

İsrail’in Filistin konusundaki tüm politikaları yalan üzerine kurulu.
Keşke sadece yalanlarla kalsalar.
Yalanın dışında asıl sorun gerçekler. O gerçeklerin içerisinde de işgal ve saldırının her türlü vahşi versiyonu var.

ABD Başkanı Donald Trump ise İsrail-Filistin ziyaretine “barış” mesajıyla başladı. Bugün Ramallah’a geçip Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ile de görüşüyor.
Trump, ille de barış diyor ama nasıl olacağı konusunda somut bir şey söyleyen yok.

ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail-Filistin meselesine bakışı böyle, barış olsun da nasıl olursa olsun. Zaten seçim sonrası da “iki devletli bir çözüm mü olur bilmem ama her türlü çözümü desteklerim” demişti.

Filistinlilerin Trump’a bakışı ise olumsuz. Daha gelmeden Hamas’ı terör örgütleri arasında saydı. Buna Hamas çok sert tepki verdi, Hamas’ın tepkisi doğal ama tepki sadece onlarla sınırlı değildi. El Fetih yönetimi de Trump’a karşı çıktı, Hamas’ın terör örgütü olarak lanse edilmesinin kabul edilemez olduğu vurgulandı.
Filistin iç meselesinde uzlaşma sorunları yaşayan Hamas ile El Fetih’in mesele Filistin direnişi olduğunda aynı noktada buluşmaları güzel bir gelişmeydi.

İsrail Başbakanı Netanyahu, Trump’ın gelişine en çok sevinenlerden biriydi. Obama ile yıldızı hiç barışmamıştı, hem Filistin konusunda hem de İran’la müzakereler konusunda Obama ile Netanyahu zıtlaşıyordu.

Trump ise her fırsatta İran tavrını çekinmeden ortaya koyuyor, müzakereleri bitireceğini söylüyor. Suudi Arabistan’a 110 milyar dolarlık silah sattı, Riyad-Tahran arasındaki gerilimde Obama gibi İran’ın yanında değil Suudi Arabistan’ın yanında duruyor ve Tahran’ı direk hedef alabiliyor.

Trump’ın hem İran’a yönelik agresif söylemleri hem de Yahudi yerleşim birimlerine sessiz kalması, İsrail’i memnun ediyor.
Bir de tabi ABD büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınma vaadi var.
Trump artık bundan çok fazla bahsetmiyor. Zira Kudüs işgal altında, Filistin ve Müslümanlar için asla vazgeçilemez bir şehir, üstelik bırakın Müslüman dünyasını ve Filistinlileri, uluslararası normlara göre de Kudüs, İsrail’in başkenti falan değil.

Bu nedenle Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanınmasının önünü açacak şekilde ABD büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma girişimi, bölgedeki dengeleri alt üst eder.
ABD Başkanı Donald Trump ise şu an bölgede yeni bir saf oluşturmaya çalışıyor, bozmak yerine denge kurma hesabında. Kurmayı planladığı terazinin karşı kefesinde ise Filistinliler değil İran var.
 

Yorumlar2

  • yorgun yorumcu 2 yıl önce Şikayet Et
    israil ortadoğunun çıban başı, yok olması en doğru olanı, yalnız yok olması mümkün gözükmüyor, evet o bölge 3 dinin kutsal mekanı, haliyle israilin yada filistinin geleceğine abd nin yalnız başına karar vermesi olayı kangren haline getirir. KUTSAL MEKAN DOKUNULMAZLIĞI koyalım her inanç kendi geleneklerini ve kutsallarını kaygısız ön şartsız uygulasın ötekine karışmasın. EKONOMİK meselelerde herkes bildiği yoldan gitsin, kutsal mekanlar evrensel ve dokunulmaz olsun
    Cevapla
  • erhat 2 yıl önce Şikayet Et
    yahudi için yahudi olmayana yalan söylemek ve muhatabını kandırmak gayet normal ve inacının gereğidir. Bu eseli safilin millet darklı bir şey bekleme
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat