Ey Batı, cinayeti gördük!

  • GİRİŞ21.12.2016 09:39
  • GÜNCELLEME21.12.2016 09:39

Böyle bir olayın kendiliğinden bir katil tarafından gerçekleştirileceğine kim inanır? Bu saldırının hedefinde Türkiye vardır, elbette hedefte Türk-Rus ilişkilerinin olduğu da doğrudur fakat asıl hedef Türkiye’dir. Katilin ülkeyi içeriden çökertmek, darbe dâhil her türlü müdahaleyi yapmak için devlet içinde örgütlenmiş GLADYO unsuru FETÖ yapılanmasına mensubiyeti ise hiç şaşırtıcı değildir.

Türkiye’ye yönelen bu saldırının ilk hedefi Beşiktaş’taki katliamla, Kayseri saldırısıyla aynıdır. “Maksat içeride ülkeyi yönetilemez hale getirmek, dışarıda ise Türkiye için yakın işbirliği içinde olduğu Rus büyükelçisini bile koruyamayan güvenli olmayan bir ülke görünümünü oluşturmaktır. Asıl amacı ise Türkiye’nin Batı’ya rağmen, bölge ülkelerinin toprak bütünlüğü başta olmak üzere, bölge halkının hukukunu savunan siyasetini etkisiz hale getirmektir.”

Batı’nın ‘yeni projesi’

Batı’nın ‘yeni Ortadoğu’ projesini kabul etmeyerek, kendi coğrafyasında yeni harita çizmek isteyenlere karşı her şeye (uçak düşürme provokasyonuna) rağmen Rusya ile yeni bir stratejik yönelimde buluşması ciddi bir gelişme olmuştur. Bilhassa Halep’ten sivillerin katliamdan kurtarılması konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rus Devlet Başkanı Putin’in aldıkları inisiyatif sadece devlet başkanları arasında bir güven ve dostluğun gelişmesini değil, dünyanın yeni yönelimine doğru stratejik bir işbirliğinin güçlü adımları olarak değerlendirilmektedir.

Batı’nın Türkiye ile karşı karşıya gelmesin asıl sebebi nedir? Yüz yıl Batı’yla beraber olmuş, beraber olmaya çalışmış hatta Avrupa’nın ideali olan ‘birliğin’ içine katılmak için elinden geleni yapmasına rağmen dışarıda tutulmuş bir ülkenin, yüz yıl sonra bölge ülkeleriyle birlikte etnik ve mezhepsel temellerde bölünme tehdidiyle karşılaşması; daha diplomatik bir söyleyişle kısmi otonomilere ayrılama projesinin muhatabı olması, bu işte bir yanlışlık olduğunun düşünülmesini yani Batı’yla ilişkilerin yeniden sorgulanmasını gerektirmez mi?

“Temeldeki mesele, Batı sisteminin küreselleşme süreci ilerledikçe dünya üzerindeki hegemonik üstünlüğünü göreli olarak kaybetmeye başlamasıyla ilgilidir. Batı nasıl ‘sanayi çağıyla’ yükselişe geçmiş yaklaşık iki yüzyılı aşan bir süredir dünya sistemi denilen hegemonik bir düzen kurmuşsa bugün de ‘küresel çağ’ bu düzeni sarsmaya başlayarak ‘yeni bir dünya sistemini’ aşağıdan yukarıya inşa etmeye başlamış bulunmaktadır.”

Yeni dünyanın yükselişi

Doğunun yükselişi denilen olay bir plan bir komplonun sonucunda ortaya çıkmadığı gibi, bir planla veya oyunla da tersine çevrilemeyecek bir süreç olarak işlemektedir. Türkiye bu süreci görmezden gelemez; dünyadaki bu değişimi yakalayamamasının ‘bir çağın daha kaybedilmesi’ anlamına geleceğini en iyi değerlendirmesi gereken ülkelerin başında gelmektedir.

Bunun anlamı açıktır: “Türkiye’nin önümüzdeki elli yıllık stratejik yöneliminde somut bölgesel işbirliği projeleri ‘Türk dünyası ortak ekonomik bölge topluluğu’ kurulması başta olmak üzere, ortak stratejik yatırım projeleri Doğu’yla kurulacak yeni ilişki ağlarının geliştirilmesinde köprü rolü olmak durumundadır.”

Bugün Doğu’nun yükselişi meselesini bir Rusya, bir Çin veya Hindistan’la sınırlı bir yükseliş olarak görmek ve meseleyi tarihsel ön yargılarla ele almak yanlıştır; Doğu’nun yükselişi Uzakdoğu’dan Asya’ya oradan Yakındoğu’ya kadar uzanacak bir değişim dalgasının yükselmesi demektir. Dolayısıyla bu yükseliş karşısında Batı merkezlerinin, Ortadoğu’yu yeni bir siyasi düzenlemeyle denetim altında tutmaya çalışmaları ‘yapıcı’ değil, bölgesel gelişmeye karşı ‘yıkıcı’ bir müdahale olmanın ötesine geçmemektedir. Ey Batı bu cinayeti gördük, ne yaptığını biliyoruz, ne yapacağımızı da…

Yorumlar1

  • 16 TEMMUZ 7 yıl önce Şikayet Et
    YANİ HOCAM DİREK SÖYLE çekinme rezil oldu ırak katili abd,ab,nsu katili merkel,yenildmi burada
    Cevapla Toplam 3 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat