15 Temmuz gerçek mi, rüya mı, kâbus mu?

  • GİRİŞ26.10.2016 09:21
  • GÜNCELLEME26.10.2016 09:21

“FETÖ’cü diye fişlenip işten atıldım” diyenler…

“Mal varlığıma el konduğu için açım” diyenler…

“Vatan haini olarak damgalandım, kimsenin yüzüne bakamaz oldum” diye feryat edenler…

At izi it izine öyle bir karıştı ki, kimin haklı, kimin haksız olduğunu kestiremiyorsunuz…

Patlayacak gibi oluyorsunuz…

Herkes maillerde anlattıkları gibi masum, mazlum ve mağdur ise, biz 15 Temmuz 2016 gecesi rüya mı gördük?

O gece bir işgal hareketi olmadı mı?..

TBMM bombalanmadı mı?..

Genelkurmay Başkanlığı işgal edilmedi mi?..

Masum insanların üstüne helikopterlerden kurşun yağdırılmadı mı?..

Tankların namlusu vatandaşın üzerine döndürülmedi mi?

Bütün bunlar “rüya” mıydı?

Oylarımızla seçilen Cumhurbaşkanımızı katletmek üzere görevlendirilen katiller sürüsünün varlığı da mı “rüya”?..

Kendisine en yakın subayları tarafından Genelkurmay Başkanımızın “esir” alınması da mı “rüya”?.. 

Salâ okuyan din görevlilerinin darbe yandaşları tarafından saldırıya uğramaları, tartaklanmaları, itilip kakılmaları, “sıkarım ha!” tehditlerine maruz kalmaları da mı “rüya”?..

Hadi bunlar “rüya” diyelim, peki 241 şehit, ikibin gazi de mi “rüya”?..

“Rüya” mı, “kâbus” mu?..

Bu kâbus yaşandı, hep birlikte yaşadık?

Ardından kaçışlar başladı. Zaten bu kâbusun lideri yıllardır kaçak: Tüm dâvetleri geri çevirmiş, ısrarla Amerika’da yaşamaya devam etmiş…

Her türlü tehlikeden uzakta…

Ve hâlâ konuşuyor. Hâlâ tehditler savuruyor. 

Kendilerini “mazlum” ve “mağdur” sayarak, mail kutumu şikâyetnameleriyle dolduranlar, lütfetsinler de iki çift söz de ona söylesinler…

Birileri gerçekten “mağdur” olmuşsa (ki olmuştur), mağduriyetlerinin asıl faili Pensilvanya’dadır! Hangi hakla çocuklarımızı çaldığını, “himmet”lerimiziçarçur ettiğini, ülkeyi ele geçirmeye çalıştığını, ham hayaller uğruna milyonlarca insanı neden mağdur ettiğini sorsunlar…

“Mağduriyet mailleri”nde, insanı şüpheye düşürecek, “Acaba devlet yanlış mı yapıyor?” dedirtecek, vicdanını sızlatacak, şefkat duygusunu galeyana getirecek her şey var (âyet-hadis-icma dâhil), ama Fetullah Gülen’in yanlış yaptığına ilişkin tek kelime yok: Sanki uzaylılar gelip Türkiye’yi işgale kalkmış!..

Buyurun, bu maillerden birinin son satırlarını okuyun…

“Allahım sen şahitsin ve en iyi sen biliyorsun ki mazlumum, iftiraya uğradım terörist de vatan haini de değilim ve bana yapılan bu haksızlığı eliyle düzeltmeye gücü yetip de düzeltmeyenleri diliyle düzeltmeye, duyurmaya gücü yetip de bunu yapmayanları sana havale ediyorum.”

Haklı olabilir. Haklıyı-haksızı ayıracak olan mahkemelerdir. 

Peki biz (millet) ne yapalım? İşimizden-gücümüzden dönüp uyumaya hazırlandığımız bir saatte üstümüzden F-16’lar geçmeye başladı…

Köprüler tutuldu, yollar kesildi, tepemize bombalar yağdı. Canımızı siper edip iğrenç saldırıyı püskürttük…

Bu iğrenç teşebbüsün bozduğu dengeler yüzünden karı-koca ayrıldı, aileler parçalandı, üretimimiz azaldı, ekonomimiz zarar gördü, satışımız düştü, umutlarımız tökezledi, çocuklarımız bize düşman oldu.

Bu işin asıl mağduru biziz! 

Bu yüzden kimse bana “mağduriyet edebiyatı” yapmasın, gitsinler “hoca”larına yapsınlar!

Zira hepimizin “mağduriyet”ininmüsebbibi odur!

Yorumlar1

  • ismail 32 7 yıl önce Şikayet Et
    Allah razı olsun. Mağduriyet sitemlerine/saldırılarına ancak bu kadar güzel cevap verilir. Gerçekten mağdur olanlar vardır. Onları Allah kurtaracaktır. Ancak görünen o ki "mağduriyet"i bir silah olarak kullanıyorlar (her şeyi silaha dönüştürdükleri gibi).
    Cevapla Toplam 4 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat