Amerika’nın karanlık skandalında son perde: Maxwell gerçeği saklarken Trump’ı aklıyor

  • GİRİŞ28.08.2025 12:57
  • GÜNCELLEME29.08.2025 08:55

Jeffrey Epstein, finans dünyasında yükselip servet ve nüfuzunu kullanarak reşit olmayan kızlara yönelik sistematik bir istismar ağı kuran karanlık bir figürdü.

Malikaneler, özel jetler ve Karayipler’deki 72 dönümlük “Günah Adası”yla çevrili hayatı, bireysel bir suç hikâyesi değil; etik çöküşün, elit suç ortaklıklarının ve kurumsal çürümenin sembolü oldu.

Epstein’in 10 Ağustos 2019’da New York Metropolitan Cezaevi’nde şüpheli şekilde ölü bulunması, dosyayı kapattı sanılsa da Amerikan sisteminin çürümüş yapısını ve siyasetin, finansın, medyanın karanlık ilişkilerini gözler önüne serdi.

Amerika’nın eski başkanlarından Bill Clinton’dan mevcut ABD Başkanı Trump’a, İngiliz kraliyet ailesinden Prens Andrew’a, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’a, aktör Kevin Spacey’den anayasa hukukçusu Alan Dershowitz’e, Fransız model ajansı sahibi Jean-Luc Brunel’den Victoria’s Secret’ın sahibi Les Wexner’e, dünyaca ünlü fizikçi Stephen Hawking’den sihirbaz David Copperfield’a, Michael Jackson’dan manken Naomi Campbell’a kadar yaklaşık 200 ünlü kişinin adı bu skandalla anıldı.

Epstein’in karanlık yapısındaki sağ kolu, istismar ağına genç kızları temin eden kişi olarak mahkûm edilen Ghislaine Maxwell ise 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Şimdi tüm gözler, Epstein’in suç ortağı ve “karanlık kraliçe” Ghislaine Maxwell’in son ifadesine çevrildi. Skandalda ismi geçen ünlülerin “unutturmak istediği” Amerika’nın en büyük karanlık dosyası yeniden manşetlere taşındı.

Maxwell yalnızca Epstein’ın suç ortağı değil, aynı zamanda gerçeği sistematik biçimde manipüle eden karanlık bir figür.

Onu 2021’de yargılayan Yargıç Alison Nathan, pedofili ağının kirli kraliçesinin yalan tutkusunu şu sözlerle vurgulamıştı:

“Sanık, davranışları hakkında yemin altında açıkça yalan söylemeye istekli olduğunu göstermiştir.”

Yalan söylemek Maxwell için sadece bir taktik değil, bir yaşam biçimi. Böylesine yalan ustası bir suçlunun ifadesi; geçmişte Trump’ı birçok davada temsil etmiş olan ve başkanlığı döneminde ABD Başsavcı Yardımcılığına atadığı Todd Blanche tarafından alındı.

Tallahassee’deki federal savcılık ofisinde 24–25 Temmuz’da toplam 9 saat süren görüşmede Maxwell, “sınırlı bağışıklık” altında ifade verdi. Yani verdiği ifadeler yalan olmadığı sürece Maxwell’in aleyhine kullanılamayacak.

İfadesinde skandalla ilgili birçok kritik konuya “Hatırlamıyorum”, “Bilmiyorum”, “Yorum yapamam” gibi kalıplaşmış cevaplar veren Maxwell, Trump’ı aklamak içinse en net cümleleri kurdu.

“Başkan Trump bana her zaman çok nazik ve kibar davrandı. Onu başkan olarak takdir ediyorum. Onu beğeniyorum ve hep beğenmişimdir.” sözleriyle Trump’ı öven Maxwell, adeta bir cerrah titizliğiyle ABD Başkanını skandalla ilgili tüm ihtimallerin dışına itti.

Trump’ın hiçbir uygunsuz davranışta bulunmadığını, onu masaj ortamında görmediğini söyleyen Maxwell, çok tartışılan Epstein’ın doğum günü albümüne mektup gönderdiği iddiasını da reddetti. Trump’la Epstein’in Mar-a-Lago bağlantıları, bazı sosyal ortamlardaki temasları gibi birçok konuyu ise flu bırakarak boşlukları kamuoyunun hayal gücüne bıraktı.

Maxwell, yıllardır tartışılan ve Elon Musk’ın “Maxwell içeride, ‘müşteriler’ nerede?” paylaşımıyla yeniden gündeme gelen “müşteri listesi” iddialarını da reddetti.

Epstein’in cezaevindeki ölümünün intihar olduğuna inanmadığını ileri süren Maxwell, “Epstein suçlarının bir kısmını işledi ama zamanla o adam haline geldi.” sözleriyle meseleyi kişisel dönüşüme indirgeme çabası içine girdi.

Maxwell’in Trump’ı sürekli “temiz” gösterme gayreti, Epstein skandalını bir “kişisel günah hikâyesi”ne indirme çabaları ve siyasi-ekonomik bağları ustaca gizlemesi dikkat çekti.

“Yalan Ustası Bir Canavar”

Oysa Amerika’nın yıllardır yüzleştiği skandal, bireysel bir çürümeden çok daha fazlasına işaret ediyor. Geniş bir istismar ağına işaret eden bu skandal, yargı sisteminin siyasetle iç içe geçmiş güç ilişkileri karşısında sistematik olarak gölgelendiğinin kanıtı gibi.

Yıllardır davanın peşini bırakmayan ve adalet sistemine yönelik güvenlerini kaybeden mağdurlar ise “Yalan ustası bir canavar” olarak tanımladıkları Maxwell’in ifadesinin alınmasına tepki gösteriyor.

Başta Trump olmak üzere birçok ünlü isim için oluşturulan stratejik bir aklama perdesi, Amerikan adalet sisteminin güç sahipleri karşısında nasıl esneyebildiğini bir kez daha ortaya koyuyor.

Açıklanan ifadelerle kamuoyuna verilen mesaj net: “Trump’ın kirli hiçbir bağı yok.”

Fakat Maxwell’in geçmişi düşünüldüğünde, bu güvenilir bir beyandan çok, dikkatle kurgulanmış bir illüzyon gibi.

Skandalın en karanlık isminden çıkan bu cümleler Trump için bir “temizlik operasyonu” gibi okunuyor. Çünkü seçimden önce davayla ilgili tüm gerçekleri açıklayacağını vadeden ama bu sözünü yerine getirmeyen Trump, uzun süredir hem Demokratlar hem de kendi tabanı içinde güçlü şekilde eleştiriliyor.

Özellikle MAGA (Amerika’yı Yeniden Güçlü Kıl) tabanında, “Epstein’in müşteri listesi neden açıklanmıyor? Liderimizin kirli ilişkilerde payı mı var?” şeklindeki sorgulamalar epeydir dalga dalga yükseliyor.

Maxwell’in ifadesi tam da bu kaygıyı gidermeye yönelik titiz bir zamanlamayla “hazır paket” gibi servis edildi.

Trump da bu süreci kendi imajını temizlemek ve tabanından gelen baskıları hafifletmek için kullanarak böylesine güvenilmez, kirli bir figürü kendisine kalkan yapıyor.

Ancak Trump’ın geçmişte Epstein’le güçlü sosyal bağları nedeniyle çekilmiş birçok samimi görüntüsü ve 2002 yılındaki şu sözleri hâlâ hafızalarda:

“Onunla birlikte olmak çok eğlenceli. Hatta benim kadar güzel kadınlardan hoşlandığı bile söyleniyor ve çoğu genç.”

Burada kritik konulardan biri de ifadelerin bu kadar hızlı, üstelik ses kayıtlarıyla birlikte kamuoyuna açılması. Neden Epstein davasında yıllarca saklı kalan belgeler dururken Maxwell’in ifadeleri “şeffaflık” adı altında birkaç hafta içinde yayımlandı?

Trump yönetiminin bu ifadeleri hızla kamuoyuna servis etmesi, MAGA tabanında yükselen tepkileri dindirme girişimi olarak yorumlanıyor.

Böylece taban, liderlerinin “temizlenmiş” olduğuna dair Maxwell illüzyonuyla bir süre tatmin olabilir. Ancak kurgularla örülü bu tatmin, temeli zayıf bir karton kuleye benziyor; en ufak yeni bir belge ya da tanıklık tüm hikâyeyi yeniden sarsabilir.

Gerçeğin üzerini örtmek için kullanılan her yalan, aslında hakikatin ağırlığını biraz daha büyütüyor.

Cezaevi Değişikliği Kıyağı ve Artan Şüpheler

Maxwell’in gerçekleri bükmedeki “başarılı” performansı ödülsüz kalmadı.

İfade işleminden yaklaşık bir hafta sonra, Amerika’nın en karanlık pedofili ağının kraliçesi Maxwell, Florida’daki yüksek güvenlikli hapishaneden 635 kadın mahkûmun kaldığı Teksas Bryan’daki minimum güvenlikli federal cezaevi kampına nakledildi.

Bu kadar önemli bir davanın en kritik suçlusunun, üstelik Epstein aynı sistemde şüpheli şekilde intihar etmişken, güvenliği son derece düşük ama koşulları daha rahat bir kadın kampına alınması sorgulanıyor.

Yalanlarıyla ünlü Maxwell’in Trump’a verdiği destek, cezaevi değişikliğiyle birleşince şüpheler daha da büyüyor.

Ülkenin en karanlık pedofili ağının 20 yıl ceza almış ismine yapılan bu “kıyağın” sebebi hiçbir yetkili makam tarafından açıklanmıyor.

Şeffaflıktan çok gizli pazarlık kokan bu tuhaf nakille ilgili sorular ise yanıtsız kalıyor.

Maxwell gibi karanlık bir mahkûmun bölgelerine getirilmesini hakaret olarak değerlendiren Teksaslılar, cezaevi önünde zaman zaman protesto gösterileri yapıyor.

Karanlık ağın en kirli parçası olan Maxwell’in yalanlarla dolu ifadesi; en çok Trump’ın tabanına karşı kendini savunmasına yardım ederken belki de 2026 ara seçim kampanyasında kullanılacak bir propaganda malzemesi hâline geliyor.

İstihbaratın Gölgesinde Maxwell’in Stratejik Yalanları

Maxwell’in ifadesi, sıradan bir sanığın panik içindeki savunması değil, ustaca planlanmış bir istihbarat manevrası gibi.

Sorulara verdiği belirsiz, çelişkili ya da hedef şaşırtan yanıtlar yalnızca kendisini korumaya değil; aynı zamanda belli isimleri özellikle aklamaya yönelik görünüyor. Bu yöntem, hukuk dilinden çok istihbarat protokollerine benzeyen bir tarzın izlerini taşıyor.

Burada Maxwell ailesinin geçmişi kritik önem kazanıyor. Ghislaine’in babası Robert Maxwell’in Mossad’la olan bağı yıllardır dillendirilen bir sır.

Maxwell’in medya imparatorluğunun yalnızca propaganda değil, aynı zamanda bilgi toplama ve operasyon yürütme amacıyla kullanıldığı iddiaları uzun süredir konuşuluyor.

İşin tuhaf yanı, böylesine güçlü bir medya patronunun Kanarya Adaları açıklarında sahibi olduğu “Lady Ghislaine” adlı lüks yatından düşerek şüpheli bir kaza sonucu ölmesi.

Maxwell’in ifadesindeki şu sözler de dikkat çekici:

“Babam Donald Trump’ı çok severdi, onunla dosttu. İvana’yı da çok beğenmişti, çünkü o da Çekoslovakyalıydı.” Böylesi bir geçmişten gelen Ghislaine Maxwell’in ifade sırasındaki kurgulanmış tavrını sıradan bir refleks değil, istihbaratçı bir ailenin mirası olarak okumak mümkün.

Epstein dosyası da bu gölgeli bağlantıları doğrular nitelikte. Epstein’in New York ve Palm Beach’teki malikânelerinde gizli kameralarla donatılmış odalar bulunmuştu.

Bu kameraların yalnızca şantaj için değil, büyük bir istihbarat operasyonunun parçası olduğu iddiaları gündeme gelmişti.

İsrail’in eski Başbakanı Ehud Barak’ın Epstein’in evinden girip çıkarken görüntülenmesi, bu ihtimalleri daha da güçlendirdi.

Şayet bu kameralar Mossad gibi bir istihbarat yapısı için çalıştıysa Maxwell’in bugünkü ifadeleri yalnızca bir mahkeme oyunu değil; küresel çıkar dengelerini koruyan bir “istihbarat operasyonu”nun devamı olabilir.

Üstelik Maxwell’in babası Robert Maxwell’in ardından, Epstein ve davayla bağlantılı en az beş isim daha şüpheli şekilde öldü.

Tanık ifadeleriyle, gizli kameralarla, şüpheli ölümlerle ve derin ağlara dokunan bağlantılarla birlikte düşünüldüğünde bu dava, küresel güçlerin oynadığı karanlık bir istihbarat satrancı olabilir.

Her hamle yalnızca sanıkları değil, devletleri ve liderleri de aklama ya da köşeye sıkıştırma potansiyeli taşıyor.

Epstein skandalı üzerinden bakıldığında, Trump’ın İsrail’in soykırım politikalarına ve Gazze’deki ağır katliamlara başından beri verdiği çok yönlü desteği de daha derin sebeplere işaret ediyor olabilir.

Yani skandal ne kadar karanlıksa saklanan gerçekler o kadar büyük olabilir.

Kara Deliğe Dönüşen Skandal ve Kaybolan Gerçekler

ABD gündeminden bir türlü düşmeyen skandal, “şeffaflık” gösterisi altında gerçeklerin üzerinin daha çok örtüldüğü karanlık bir kabus gibi.

Herkes her şeyi görüyor, belgeler, ifadeler ve ses kayıtları ortada duruyor; adalet talebine yıllardır karşılık alamayan mağdurlar haykırmaya devam ediyor ama gerçeklerin üzeri siyaset ve adalet tarafından itinayla kapatılıyor.

Adeta Amerika’nın “Kırmızı Pazartesi”ne dönüşen kirli skandal, gerçekleri yutan bir kara delik gibi adaleti de içine çekmeye devam ediyor.

Maxwell’in “şeffaflık” adıyla servis edilen ifadelerinde ne bir müşteri listesi, ne kayda değer yeni bilgi ne de adaleti gösteren somut bir sonuç var.

Çıkan tek somut sonuç Maxwell’in “ödül” olarak tatil kampı gibi bir cezaevine nakli.

Her fırsatta yüceltilen Amerikan adalet sistemi, mağdurların yıllardır yükselen seslerini ve ortaya dökülen kanıtları göz ardı ederek Epstein skandalının gölgesinde politik manevraların sahnesine dönüşmüş durumda.

Bu dava yalnızca bir suç soruşturması değil; aynı zamanda adalet sisteminin kırılganlığını gözler önüne seren bir laboratuvar işlevi görüyor.

Maxwell’in yalanları Trump’ın siyasi hesaplarıyla birleştiğinde ortaya çıkan şey, adaletin eriyip siyasetin üstün geldiği ironik bir tablo oluyor.

Adaletin ışığını büyütmek yerine, gerçeğin üzerine yeni gölgeler düşüyor.

Bu durum yalnızca Epstein ve Maxwell’in kurduğu kirli ağı değil, Amerikan adalet sisteminin de çürüyen dokusunu açığa çıkarıyor. Çünkü adaletin terazisi sıradan insanlar için acımasız işlerken, güç sahipleri için kâğıttan bir dekor gibi devriliyor.

Maxwell davası, Amerikan adalet sistemini sarsan bir kırılma noktasıdır ve sarsıntının artçıları hâlâ devam ediyor.

Skandalda Adı Geçen Clinton’a İfade Çağrısı

Şimdi sırada, Temsilciler Meclisi Gözetim ve Kamu Reformu Komitesinin ifadeye çağırdığı ABD eski Başkanı Bill Clinton’ın dinlenmesi ihtimali var.

Üstelik komitenin daveti sadece ona değil; eski Adalet Bakanları Merrick Garland, Loretta Lynch, Eric Holder, Alberto Gonzales ile ilk Trump döneminde görev yapan Jeff Sessions ve William Barr’a; ayrıca eski FBI Direktörleri James Comey ve Robert Mueller’e de ifade için celp gönderildi.

Komite Başkanı James Comer, Bill Clinton’ın 14 Ekim’de ifadeye çağrıldığını açıkladı. Ancak son 200 yılda sadece dört eski başkana kongre komitelerinden ifade celbi gittiği ve bunların yalnızca ikisinin gerçekleştiği düşünüldüğünde, Clinton’ın komiteye gelmesi zor görünüyor.Komite, Maxwell’in de 11 Ağustos’ta ifade vereceğini açıklamıştı; fakat bu daha sonra süresiz ertelendi.Tüm bu gelişmeler ışığında önümüzdeki süreçte iki ihtimal belirginleşiyor:

Ya dava, gerçekleri içine çeken bir kara delik gibi siyasi manevralarla daha da kapatılacak; ya da beklenmedik bir kırılma noktası, şimdiye dek gizlenen müşteri listesini, ilişkiler ağını ve gerçek sorumluları gün yüzüne çıkaracak.

Epstein skandalı fırtınası esmeye ve Amerika’nın değişmez gündemlerinden biri olmaya devam edecek görünüyor.

Ertuğrul Cingil

Not: Anadolu Ajansı ABD eski Temsilcisi Ertuğrul Cingil, Haber7 için kaleme aldığı bu analiz yazısında, ABD ve dünya gündeminde geniş yer tutan Epstein skandalının son perdesini, karanlık ağın kraliçesi Maxwell’in ifadeleri ve ABD Başkanı Trump’ın kendini temizleme çabalarını ele aldı.

Yorumlar5

  • nafi 4 saat önce Şikayet Et
    Siyonist lobinin öncelikle amerkayı kontrol etmek için organize ettiği tezgahlardan birisi..
    Cevapla
  • Recep IŞIK 1 gün önce Şikayet Et
    Fransiz'in nesi var? Fuhşu-ZİNASI, bir de ilhadi(ALLAHSIZLIĞI); Kapişti bunlari 'yirmibirinci asrin evladi!' Ya Alman'in nesi var zevki okşayan? Birasi; Unuttu ayrani, ma'tuda(SERSEME)döndü kahrolasi! Heriflerin, hani dünya kadar bedayii(İCADA)var: Ulumu(BİLİMLERİ)var, edebiyyati var, sanayii var. Giden birer avuç olsun getirse memlekete; Döner muhitimiz elbet muhit-i ma'rifete.
    Cevapla
  • Hakikat 1 gün önce Şikayet Et
    Sapık herif kaseti var diye israil boynuna ipi geçirmiş istediği gibi inletiyor domuzu
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • MSELİM 1 gün önce Şikayet Et
    trampın bu konudaki dosyaları her nedense bir dediğini iki etmediği esiri olduğu ve kendisini parmağında oynattığı katil netenyahuya veya mossada sorulmalı
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Kaan 1 gün önce Şikayet Et
    Ellerinize sağlık
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat