İsrail Türkiye'nin yükselişini durdurabilecek mi?
- GİRİŞ30.08.2025 09:12
- GÜNCELLEME30.08.2025 09:24
Gazze'de onbinlerce masum Filistinliyi katlederek soykırıma imza atan İsrail'in, hafta içinde Ermeni, Süryani ve Rumlara yönelik soykırımı tanıma gündemi olduğu ortaya çıktı Netanyahu'nun bir röportajında.
Amerikalı iş insanı ve podcaster olan Patrick Bet-David'in Youtube programına konuk olan Netanyahu, Bet-David'in "Ermeniler, Süryaniler ve Rumlara yönelik Türk soykırımını neden henüz tanımadığını" yönündeki sorusuna, "Az önce tanıdım" şeklinde yanıt verdi.
İsrail bugüne dek ‘soykırım’ kavramını tekeline almış, yalnız Yahudi halkının yaşadığı bir trajedi olarak sınırlandırmıştı. Henüz Knesset'ten resmi olarak geçmese de bu konuda geri adım atılması Türkiye'den ve Türkiye ile işbirliği içerisinde olan ülkelerden duyduğu endişeyi ortaya koyuyor aslında.
İSRAİL SÖZDE SOYKIRIMI NEDEN GÜNDEMİNE ALDI?
Tel Aviv yönetimi, sözde Ermeni soykırımını tanıyarak Türkiye'ye yönelik asılsız suçlamaları güçlendirme amacı taşırken bir yandan da Azerbaycan'a "Türkiye ile işbirliğinde bana karşı cephe alma" mesajı veriyor.
Siyonist kibre bile geri adım attıracak bir irade koyuyor ortaya Türkiye bugünlerde.
Sözde Ermeni soykırımı gibi İsrail'in Türkiye'ye karşı önlem almaya çalıştığı bir diğer husus ise Suriye'de "Türk casusluk cihazları" meselesi. İsrail, hafta içinde Şam kırsalına hava indirme harekâtı yapıp Suriye askerlerine saldırıyor, bazı askerleri öldürüyor. Sonrasında harekâtın amacının "Türk casusluk cihazlarına" yönelik olduğunu savunuyor.
İsrail basınına göre Türkiye 10 sene önce başkent Şam'ın 13 kilometre güneyinde yer alan, yoğunluk olarak sünni müslümanların yaşadığı El Kisve beldesine, Türk yapımı casusluk cihazları yerleştirmiş. Yine İsraillilere göre bu cihazlar yeni tespit edilmiş, askeri operasyon da bu cihazları temizlemek için gerçekleştirilmiş.
Arap basınında, İsrailli yetkililerin demeçlerine yer verilen haberlerde, Türkiye'nin İsrail'e gereğinden fazla yaklaşmaya başladığı, Suriye hükümetine "ateşle oynamayın" mesajı verildiği, Şam yönetiminin Ankara'yı dinlememesi gerektiği vesaire söyleniyor.
Tel Aviv'in Türkiye ve Türkiye ile işbirliği içerisindeki ülkelere cephe aldığının bir başka göstergesi bu haberler.
Suriye Cumhurbaşkanı Şara'nın düşmanlaştırılması hedefleniyor. Çünkü Dürziler üzerinden başlatmaya çalıştıkları ayaklanma başarısız oldu. Şimdi arzuladıkları, Şara'nın Suriye çıkarlarına uygun hareket etmek yerine Türkiye çıkarlarına uygun hareket etmek isteyen bir profil olduğu algısını yaymak.
İSRAİL TÜRKİYE VE TÜRKİYE'NİN DOSTLARINA KARŞI BASKIYI NEDEN ARTTIRDI?
Sorunun yanıtı son bir ayda Batı basınının Türkiye hakkında yaptığı olumlu yorumlara bakılarak da anlaşılabilir.
Bugünlerde Amerika'nın Ukrayna savaşını finanse etmemesine karşı olan ve Gazze'de İsrail'e koşulsuz desteğin sona ermesi gerektiğini savunan Amerika merkezli The American Conservative isimli dış politika dergisinde, Türkiye'nin bölgesel gücünün son yüzyıldaki en yüksek seviyeye ulaştığını ifade edilerek, "Tarihte eski bir büyük gücün böylesine geri dönmesi nadirdir" değerlendirmesi yapıldı mesela.
Ayrıca, Türkiye'nin bu yükselişinin "Büyük İsrail" özlemleriyle çatıştığı vurgulandı. Dergiye göre İsrail, Amerika'dan uzun vadede doğrudan destek alamayacağını da kabullenmiş durumda.
Yazının tamamını okumak isteyenler şuradan bakabilirler. (https://www.theamericanconservative.com/turkeys-long-game/)
Hadiseye buradan bakarsak, İsrail'in Türkiye ve bölgedeki dostlarına karşı tampon bölgeler, vekiller oluşturma amacıyla hareket etmesi gayet anlaşılabilir.
Türkiye'nin Suriye'den İsrail'e ulaşma ihtimali öyle endişe veriyor ki Tel Aviv'e, siyasi oyunların yanı sıra sahadaki hamlelerini de hızlandırıyorlar.
Hizbullah silahsızlanmaya yanaşmazken, Batı medyasında Lübnan ordusunun güneyde kontrolü devralabileceği senaryolar işleniyor. Dolayısıyla Lübnan'ın güneyinin İsrail kontrolüne bırakılması gündemde. İsrail'in Suriye'ye müdahale seçeneği böylece daha da artacak. Olası bir çatışmada coğrafi üstünlüğü ele geçirme telaşındalar.
ANKARA'NIN HAMLELERİ GECİKMEDİ!
Bölgedeki tüm ülkelerin savaştaymışçasına hareket etmesi gereken günlerdeyiz. Bunu, Ankara'dan gelen hem sahadaki hem de masadaki hamlelerde de görüyoruz.
Türkiye, 20. yüzyılda gasp edilen enerji gücüne, 21. yüzyılda sahip çıkıyor. Mavi Vatan kararlığı bu durumun en net tezahürlerden.
Geçtiğimiz Pazartesi günü MİT Başkanı İbrahim Kalın Bingazi'de temaslarda bulundu. Bu ziyaret ve öncesinde Libya ile Türkiye arasında deniz anlaşmalarının genişletilmesi yönündeki irade özellikle Yunanistan'da ciddi rahatsızlığa neden olmuştu.
Merak edenler için şuraya haberin linkini de bırakalım.
Aynı gün yani 25 Ağustos'ta Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise Riyad'da İslam İşbirliği Teşkilatı'na katılarak, "Artık sözün bittiği yerdeyiz, artık diplomasinin araçlarını kullanarak geleceğimiz noktanın sonuna ulaşmış oluyoruz.” açıklamasını yaptı.
İrlanda Cumhurbaşkanı Michael Higgins de BM'nin askeri müdahalede bulunması gerektiğini söylemişti. Fidan'ın 26-27 Ağustos tarihlerini İrlanda'nın başkenti Dublin'de geçirdiğini hatırlayalım.
Kalın’ın Bingazi’deki teması Doğu Akdeniz dosyasını ısıtırken, Fidan’ın Riyad ve Dublin ziyaretleri, Ankara’nın diplomasi-güç projeksiyonunu aynı hafta içinde iki cephede sergilemesini sağladı.
26 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Kılıç kınından çıkarsa kaleme de kelama da yer kalmaz" ifadeleri keza aynı farkındalığın bir başka emsali.
Açıklamanın yapıldığı bölge, Türkiye'ye Anadolu'nun kapılarının açıldığı Ahlat. Kullanılan cümle, Yavuz Sultan Selim'in 1514 Çaldıran Seferi öncesinde Safevî hükümdarı Şah İsmail’e gönderdiği mektubun son cümlesi.
Çaldıran zaferi ile Doğu Anadolu’da Osmanlı hâkimiyeti başladı, bölge kalıcı şekilde Osmanlı’ya bağlandı. Ayrıca, Osmanlı, İslam dünyasında Sünnî liderliği üstlenerek meşruiyetini güçlendirdi. Tarihsel mesajın derinliğine bakın.
Yine aynı gün gerçekleştirilen kabine toplantısında TOKİ’ye, 81 ilde modern sığınaklar inşa etmesi görevi verildi. Bu aynı zamanda Ankara'nın caydırıcılık ve hazırlık mesajıydı.
28 Ağustos'ta Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, TEKNOFEST Mavi Vatan etkinliği kapsamında Türk ordusunun hazır olduğunu söyledi, "Tüm kuvvetlerimiz görevde" dedi.
SAVAŞ TAMTAMLARI ÇALIYOR!
Dünyada suların ısındığı, cephelerin belirginleştiği, savaş tamtamlarının çaldığı bir haftaya şahit oluyoruz. Orta Doğu'da hadiseler böyle cereyan ederken, Ukrayna-Rusya hattında Rus güçleri Kiev'e saldırı düzenledi, 23 sivil hayatını kaybetti. Akabinde NATO Genel Sekreteri Rutte'den Rusya konusunda naif davranmama uyarısı geldi.
Amerika ile Venezuela arasında tehdit tonu her geçen gün daha da sertleşiyor.
İran ile AB arasındaki nükleer müzakereler çıkmaza giriyor.
Dünyanın sükûnete teslim olduğu günleri ümit etsek de bugünden bakarak manzaranın iç açıcı olmadığını söylemek mümkün.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun, Allah devletimizi muzaffer kılsın.
H. Akif Küçükal / Haber7
Yorumlar9