Trump’ın ikinci dönemi 'eski düzenin sonu' mu?
- GİRİŞ30.11.2025 09:09
- GÜNCELLEME30.11.2025 09:36
İngiltere'nin saygın haftalık haber dergisi The Economist, olası bir ikinci Donald Trump başkanlığının dünya siyasetinde yaratacağı sarsıcı etkileri mercek altına alan kapsamlı bir analiz yayınladı.
Derginin Genel Yayın Yönetmeni Zanny Minton Beddoes'un kaleme aldığı yazıda, 2025'in "eski düzenin sona erdiği yıl" olacağı öngörüsünde bulunuldu.
Yazıda Trump’ın gümrük vergilerini bir silah gibi kullanarak çok taraflı ticaret sistemini hedef alacağı belirtiliyor
Böylece Birleşmiş Milletler'den dış yardımlara kadar uluslararası diplomasinin temel mekanizmalarının Amerikan fon kesintileriyle darbe alacağı ifade ediliyor.
Uzun süreli güvenlik ittifaklarının ise, daha çok "ticari" ilişkilere dönüşeceği vurgulanıyor.
Trump'ın iç politikada da son yüzyılın en geniş yetki kullanımını sergileyeceğine dikkat çekilen analizde, Demokratların yönetimindeki şehirlere asker gönderilmesi, üniversitelerin fon kesintileriyle hizaya getirilmesi ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) bağımsızlığına saldırılması gibi adımlar atılabileceği kaydedildi.
'SOPRANOS TARZI' LİDERLİK
Trump yönetiminin baş döndürücü hızdaki eylemlerinin, sistemdeki tıkanıklığı açan bir müdahale mi?
Yoksa Amerikan demokrasisinin temellerine yönelik bir saldırı mı?
Yazıda bu tartışılıyor.
Dergide korumacılık, yolsuzluk ve bağımsız kurumların siyasallaştırılması tehditlerinden duyulan endişe de belirtiliyor.
The Economist’e göre, Trump'ın "Sopranos dizisini andıran" liderlik tarzı bazı somut başarılar getiriyor…
Ancak analizde, stratejik başarısızlıkların da altı çizildi.
Özellikle Hindistan ve Brezilya'ya yönelik cezai gümrük vergilerinin bu iki ülkeyi Çin'e daha da yakınlaştıracağı ve stratejik olarak anlamsız olduğu savunuldu.
Trump'ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin karşısında pek bir ilerleme kaydedemediği, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping tarafından ise "oyun dışı bırakıldığı" ifade edilerek, 2025'teki ticaret savaşlarının net galibinin Çin olduğu tespiti yapıldı…
2026'DA DÜNYAYI NELER BEKLİYOR?
Yeni dünya düzeninin hatlarının 2026 yılında üç ana alanda çok daha belirgin hale geleceği öngörüldü.
İlk olarak Batı liberal demokrasilerinin geleceği sorgulanacak. Kasım ayındaki ara seçimlerin, ABD'nin yarı-otoriter bir rejime kayma riski taşıyıp taşımadığını belirleyeceği kaydedildi
İngiltere'de Nigel Farage, Fransa'da Jordan Bardella ve Almanya'da aşırı sağcı AfD'nin yükselişinin Avrupa siyasetini yeniden şekillendireceği belirtildi.
İkinci olarak jeopolitika alanında, Trump'ın "ticari" dış politikasının etkileri hissedilecek...
Nobel Barış Ödülü arzusuyla Ortadoğu'da angajmanını sürdürecek olan Trump'ın, İsrail'in Gazze'de topyekûn bir savaşa dönmesini engelleyebileceği ve Netanyahu için siyasi bir çıkış yolu arayabileceği iddia edildi…
Buna karşılık, Ukrayna'nın geleceğinin tamamen Avrupa'ya bırakılacağı ve Avrupa'nın bu sorumluluğu üstlenmekte başarısız olabileceği uyarısı yapıldı…
Amerikan dış politikasının en net sinyallerinin ise Asya ve Latin Amerika'dan geleceği vurgulandı.
Analizde, Trump'ın Çin ile iş yapma arzusunun, Tayvan'a verilen desteği tehlikeli bir şekilde aşındırabileceğine dikkat çekildi.
Üçüncü ve son olarak ekonomide belirsizlikler artacak.
2025'te piyasaları ayakta tutan coşkunun sürmeyeceği, yapay zekanın dönüştürücü etkilerinin beklenenden yavaş ortaya çıkacağı ifade edildi.
Gümrük vergilerinin yarattığı hasarın daha belirgin hale geleceği ve Amerikan bütçe açıklarının sürdürülemezliğinin daha net görüleceği öngörüldü.
Yorumlar1