2026'ya genel bir bakış

  • GİRİŞ01.01.2026 09:07
  • GÜNCELLEME01.01.2026 09:07

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI

Dünya yeni yıla çeşitli bölgelerde devam eden çatışmalarla ve oluşmaya başlayan yeni cephelerin gölgesinde girdi. Rusya'nın Ukrayna'da başlattığı harekat tüm şiddetiyle devam ederken, henüz anlaşma sağlanabilmiş değil. NATO'nun güvenlik raporlarına göre savaşın başlangıcında Ukrayna'nın kolayca Rus işgali altına girebileceği değerlendiriliyordu. 

Ancak Biden yönetimi ve Avrupa Birliği'nin yoğun para ve silah desteğiyle Ruslar bir ölçüde durduruldu. Yine de ele geçirilen ve ilhak edilen bölgelerin geri alınması olası görünmüyor. Kursk ve Melitopol cephelerinin hücumlarının başarısızlıkla sonuçlanması ve Trump hükümetinin savaşın büyümemesi adına attığı adımlar, Ukrayna'nın kaybettiği toprakları yeniden ele geçirme konusunda başarılı olabileceğine dair bir izlenim vermiyor. 

Öte yandan Rusya'nın da Ukrayna'yı tamamen ele geçirmesi imkansız görünüyor. İlerleme devam etse de oldukça kısıtlı ve çok fazla can kaybı yaşanıyor. Özellikle kamikaze İHA'ların kullanımı ve Rusya'nın büyük şehirlerinin hedef alınabiliyor oluşu, Moskova'nın elini zayıflatan unsurlar.

GAZZE'DE KIRILGAN ATEŞKES

Gazze'de sağlanan kırılgan ateşkese rağmen Filistin halkı büyük zorluklarla karşılaşmaya devam ediyor. İsrail sözünü verdiği yardımları büyük ölçüde engelleyerek halk üzerinde baskı kuruyor. Nihai amaç Hamas'a ve direnişe olan desteğin kırılması, İsrail ile nispeten daha iyi ilişkiler geliştirecek bir yönetimin kurulması. 

Ancak Filistin halkı, soykırımcı yönetime yakın bir hükümetin kurulmasına karşı. Her ne kadar büyük zorluklar çekseler de ne iradeleri kırılmış durumda ne de farklı bir bölgeye göç etmeyi kabul ediyorlar. Haklı olarak tabii. Öte yandan işgal altındaki Batı Şeria'da yeni yerleşimler inşa edilerek, İsrail varlığı genişletiliyor.

SURİYE'DE 10 MART MUTABAKATI BELİRSİZLİĞİ

Suriye'de 10 Mart Mutabakatı henüz uygulanmış değil. Terör örgütü SDG sözünü verdiği entegrasyonu, sınır kapılarının teslimini, petrol sahalarının Şam yönetimine devredilmesi gibi önemli maddeleri uygulamıyor. Buna yönelik bir hazırlığın olmadığı da açık. ABD'nin bölgedeki üslere sevkiyatları devam ediyor. 

Şam yönetimi ve Türkiye bu konuda sabırlı davransa da uyarılar tekrarlanıyor ve oldu-bittiye izin verilmeyecek şekilde önlemler alınıyor. SDG'nin çelişkili açıklamaları bir oyalama stratejisi olarak değerlendiriliyor ve bu konuda İsrail'den destek aldığı da aşikar. Trump yönetimi, Biden'dan farklı olarak SDG'yi vazgeçilmez bir ortak olarak görmüyor ve bu noktada Ankara'nın eli güçlenmiş durumda. Gelecek aylarda bir çatışma mı olacak yoksa verilen sözler tutulacak mı, bunu göreceğiz.

SUDAN’DA ÇATIŞMALAR SÜRÜYOR

Sudan'a baktığımız zaman, BAE destekli Hızlı Destek Kuvvetleri'nin ilerleyişini görüyoruz. İnsani krizin yaşandığı ülkedeki katliamlar devam ederken, verilen tepkilerin sınırlı olduğu ortada. 

Birleşmiş Milletler'in tıpkı Filistin, Irak, Afganistan ve daha önceki tecrübelerde olduğu gibi yaptırım gücünün olmaması, krizin sonlanması noktasında ciddi bir caydırıcılık problemi oluşturuyor.

YEMEN VE SOMALİ EKSENİNDE YENİ GELİŞMELER

Somali ve Yemen'i birlikte okumak gerekiyor. İsrail, İran destekli Husilerin etkisini kırmak için, BAE destekli milislerin ülkedeki ilerleyişinden memnun. Her ne kadar Abu Dabi, Suudi Arabistan'ın Mukalla Limanı'ndaki uyarı dahilindeki saldırılarını dikkate alarak, bölgedeki güçlere desteğini kestiğini açıklasa da bu silahlı yapıların herhangi bir çatışma olmadan kazanımlarından vazgeçeceklerini düşünmek pek gerçekçi değil. Dolayısıyla ilerleyen günlerde burada yeni bir çatışma beklenebilir. 

Husiler pozisyonlarını korumak için saldırı başlatmayacaktır ancak İsrail, Gazze'deki çatışmalar sırasında gördüğü karşılığın farkında ve Sana'da devam eden bir tehdit istemiyor. Bu noktada Somaliland'ın tanınması da büyük önem arz ediyor. İsrail, hiçbir devletin tanımadığı Somaliland'ı tanıyarak, Somali'nin bölünmesini istiyor ve Filistinlilerin uzun vadede bu topraklara göç ettirilmesini amaçlıyor. Ayrıca, orada yeni üsler kurmayı hedefliyor.

DOĞU AKDENİZ'DE ÜÇLÜ İTTİFAK

Güney Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail arasındaki üçlü koordinasyon ise Türkiye'nin dış politikası açısından önemli bir denklem oluşturuyor. Mavi Vatan doktrinine karşı kurulan ittifakın iki temel ayağı var. Ekonomik çıkarlarını gözeten bu ülkeler aynı zamanda teknoloji alışverişi gerçekleştirerek caydırıcılık oluşturmayı planlıyor. Özellikle Yunanistan'ın son adımları ve yakın dönemde ordusunu modernize etmesi, yeni bir gerilim hattına sebep oluyor. Trump'ın denge politikası ise burada bir çatışmanın önüne geçmeyi hedefliyor. Zira öncelikler farklı.

GÜNEY AMERİKA'DA YENİ DÖNEM

Güney Amerika'ya döndüğümüzde, karşımıza Venezuela, Brezilya, Kolombiya ve Küba'dan oluşan bir blok çıkıyor. Ortak noktaları Filistin'i desteklemeleri ve devletçi politikalar sergilemeleri. Dolayısıyla, ABD ve İsrail ittifakının hedefi konumundalar. ABD savaş uçakları ve donanmanın büyük bir bölümü Karayipler'de konuşlanmış durumda. 
Art arda devam eden operasyonların arkasında petrolü Amerikan şirketlerinin işletmesi ve Maduro'nun gönderilmesi var.  Bolivya ve Şili'de yıllardır süren sosyalist bloğun dağılması oldukça önemli. Arajntin'deki Milei yönetiminin desteklenmeye devam edeceği öngörülebilir.

Birçok çatışma noktası ve jeopolitik gerilimin olduğu bölge daha var. Ancak yazının uzunluğu bakımından genel bir değerlendirme yapılması uygun olacaktır. Herkese iyi seneler diliyorum.

Bartu Eken / Haber7

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat