Korkunç İvan’dan Korkunç Trump’a..

  • GİRİŞ07.01.2026 08:58
  • GÜNCELLEME08.01.2026 08:56

Artık kelimeler üzerinde fazla düşünmeye gerek yok.  Çünkü ‘yeni dünya siyaseti’ni algılayıp ifade edebilecek, ‘seçkin’ kelime kalmadı.

Venezuela’da ‘aslında’ ne olduğunu anlayabilmek için böyle bir giriş cümlesine ihtiyacımız vardı.

Dünya petrol rezervinin yaklaşık yüzde 20’sine, on bin tona yaklaşan altın stokuna sahip bir ülke nüfusunun yüzde 70’i yoksulluk içinde yaşamaya çalışıyorsa bu yalnızca kötü yönetimin değil; küresel sistemin seçici ahlâkının da sorumluluğudur. Bu tablo, böyle bir müdahaleyi meşrulaştırmaz ama müdahale arzusunun nedenlerini açıklar. Uluslararası siyasette “objektif şartlar” çoğu zaman hukuk değil, iştah üretir.x

Yazının başlığında Donald Trump’ı Korkunç İvan’la aynı merkeze neden çektik? İvan, zulmü meşrulaştırmak için Tanrı’yı, Trump ise düzeni ve piyasa istikrarını kullandı. Korkunç İvan, Tanrı adına kelle alıyordu, Trump düzen adına ülkeleri boğazlıyor. Fark bu kadar!

***

Bugün küresel sistem, dört ana güç ekseni üzerinden kilitlenmiş durumda:

ABD: Hukuku yazan ama uymak zorunda hissetmeyen güç,

Çin: Müdahale etmeyen ama ekonomik bağımlılığa zorlayan güç,

Rusya: Hukuku ihlal ederek denge kuran askerî güç,

İran ve İsrail: Bölgesel varoluşsal korkular üzerinden sürekli çatışma üreten aktörler.

İsrail için güvenlik,

İran için rejim devamlılığı,

Çin için ticaret yolları,

Rusya için nüfuz alanları,

ABD içinse küresel liderliğin sürdürülmesi temel önceliktir.

Bu öncelikler çatıştığında, barış tali, hukuk ise araç hâline gelir.

***

Tekrar başa dönersek…

Trump’ın Venezuela hamlesi ne ilk ne de son “hukuksuz düzen kurma” girişimidir. Korkunç İvan’ın çağında kılıç vardı; bugün ise yaptırım, insansız hava aracı ve finansal ambargo… Yöntemler değişse de iktidarın dili değişmedi.

3 Ocak gecesi ABD özel kuvvetlerinin Caracas’ta yaptığı operasyonu okurken meseleye sadece Nicolas Maduro öznesinden bakmamak gerekiyor. Maduro yakalandı ve New York’ta bir gözaltı merkezine götürüldü. ABD yönetimi bunu “hukukî süreç/uyuşturucu suçlamaları” parantezine sokarak küresel itirazların önünü tıkamaya çalışıyor; Maduro cephesi ise “kaçırma” diyor. Tartışma sadece Venezuela’nın iç siyaseti değil: Bir devlet başkanının, Birleşmiş Milletler’in onayı olmadan güç kullanılarak yakalanıp ülke dışına taşınması/kaçırılması, uluslararası düzenin sinir uçlarına dokunuyor. 

***

Dünya, yıllardır aynı çifte standardın içinde dönüp duruyor:

ABD yaparsa “operasyon”,

Başkası yaparsa “saldırı”,

ABD yakalarsa “hukukî takip”,

Başkası yakalarsa “rehine/terör”.

Bu, “kurallara dayalı düzen” değil; kuralların, gücün elinde esneyen bir copa dönüşmesidir. Bu bir dünya düzeni değil, küresel haydutluktur.

Üstelik bu kez tartışma yalnız siyasî değil, hukukî metinlerin kalbine kadar indi: Reuters’ın aktardığına göre Washington, BM Şartı’nın 51. maddesi (meşru müdafaa) vurgusuna yaslanıyor; birçok hukukçu ise “BM Güvenlik Konseyi yetkisi yok, Venezuela rızası yok, ‘silahlı saldırı’ya karşı meşru müdafaa şartı yok” diyerek operasyonu uluslararası hukuka aykırı görüyor.

Bugün Venezuela’da yaşanan, kurumların vitrinini söküyor: BM Güvenlik Konseyi toplanıyor; ama herkes biliyor ki ABD, veto gücüyle gerçek bir yaptırım/hesap sorma mekanizmasını fiilen kilitleyebiliyor. 

Avrupa cephesi “uluslararası hukuk” cümlesi kuruyor; fakat çoğu başkent, ABD’yi açık isimle hedef almaktan kaçınıyor. Reuters’ın da altını çizdiği tablo bu: “Müttefikler, yüksek sesle değil, ihtiyatla konuşuyor.”

Şu soruları birlikte soralım:

Birleşmiş Milletler neden var?

Güçlü veto atsın, zayıf ölsün diye mi?

NATO neden var?

Egemen ülkeler ABD’nin hedef listesine girdiğinde seyirci kalsın diye mi?

Uluslararası Ceza Mahkemesi neden var?

Sadece Afrika liderlerini yargılamak için mi?

Bir ülke lideri zorla kaçırıldığında bu kurumlar derin bir sessizliğe gömülüyor veya ‘denge’ diliyle yetiniyorsa, o kurumlar kriz çözmüyor krizi normalleştiriyor demektir; yani her biri ber dekordur.

***

Bu defa tamamen suskunluk yok; ama tepkilerin hiçbiri tutarlı değil:

Sadece İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, ABD müdahalesini “uluslararası hukukun ihlali” diye niteleyerek en sert açıklamayı yaptı!

AB’nin (Macaristan hariç) ortak tonu: “Çözüm, Venezuela halkının iradesine saygı ve BM şartı.” Yani kuralı hatırlatıyor ama sahadaki fiili güce karşı eli titriyor. 

Latin Amerika’dan (Brezilya, Şili, Kolombiya, Meksika, İspanya, Uruguay) ortak açıklama ise “Tek taraflı askerî eylem uluslararası hukukun temel ilkelerine aykırı ve tehlikeli emsal…” 

Çin, “şok olduk, egemen bir ülkeye ve ülke başkanına güç kullanımı” diyerek kendilerince ‘sert’  bir kınama yaptılar; Rusya “silahlı saldırı/agresyon” dedi. Katil Netanyahu ise Trump’ı överek yaptığı haydutluğu “tarihi liderlik” diye tebrik etti. İngiltere Başbakanı Keir Starmer’in “önce olguları görmek, Trump’la ve müttefiklerle konuşmak” diyerek kurduğu mesafeli dil; “henüz karışmadık” anlamı da taşıyordu.

Dikkat edilirse hiç kimse olayın esası ile ilgili değil; dünya ikiye bölünmüyor. Daha da kötüsü, dünya değerler/ilkeler etrafında değil, çıkarlar ve blok refleksi etrafında parçalanıyor.

***

Yıllardır burnu sürtülen ABD’nin, “Yeni emperyalizm”e sarılarak bu merkezden yükselişe geçmeye çalıştığını görüyoruz; bu durum İsrail, İran, Latin Amerika, Ukrayna, Çin politikalarına yakından bakılırsa rahatlıkla görülür. Fakat bu yeni durumu çıplak sloganlarla değil, mekanizmayla konuşmak gerekiyor:

Güç kullanımı: Maduro’nun yakalanması, ABD’nin Latin Amerika’da Panama’dan (1989) bu yana en doğrudan müdahalelerinden biri olarak tarif ediliyor. (ABD: Kurallar benim, dünya benim)

Hukuk söylemi: Operasyon “narko-terör” dosyasıyla gerekçelendiriliyor; BM Şartı 51’e atıf yapılıyor; ama hukukçular “meşru müdafaa değil, yetkisiz güç kullanımı” çizgisini vurguluyor. 

Enerji-piyasa iştahı: İşte “tezgâhın” en görünür yeri burası. Reuters’a göre Trump, bir yandan ikinci saldırı ihtimalini dillendirirken, diğer yandan ABD petrol şirketlerinin Venezuela rezervlerine “tam erişim” istemesinden söz ediyor. 

Operasyonun hemen ardından Chevron ve ABD’li rafineri hisselerinin sıçraması, piyasanın mesajını açık ediyor: “Siyasi değişim = enerji erişimi.” 

Bu üçlü mekanizma (askerî güç + hukukî kılıf + ekonomik yeniden paylaşım), bu sefer, klasik emperyalizmden farklı bir içerikte geliyor ama aynı neticeye hizmet ediyor; egemenliğin pazarlık konusu yapılması.

Hiç kimse Maduro’yu sevmek zorunda değil. Rejimini savunmak zorunda hiç değil. Ancak vicdan sahibi ve uluslararası hukuka bağlı olan herkes şunu savunmak zorunda:

Bir ülkenin egemenliği, Washington’un takvimine ve ruh hâline bağlanamaz.

Bugün “narko-terör” denir, yarın “insan hakları”, öbür gün “göç”. Gerekçe değişir; yöntem kalır. Eğer bu yöntem normalleşirse, bir gün hedef listesi sadece “düşmanları” değil, “müttefikleri” de kapsar.

Yani gelinen noktada alay edilen Maduro değil, uluslararası hukuk, bağımsızlık fikri ve gerçekliği ile “kurallara dayalı düzen”dir.

Ama en çok da insanların aklı ile alay ediliyor.

Eğer güçlü olan her şeyi yapabiliyorsa, eğer kurumlar kuralı hatırlatıp fiile dokunamıyorsa, eğer bazı başkentler “hukuk” deyip parantez içinde “ama…” diyorsa…

O zaman kimse kimseye “adalet” dersi veremez.

Çünkü bu dersin adı zaten bellidir:

Çıplak güç, cilalı yalan…

Vesselam…

Yorumlar5

  • BURHANEDDİNRABBANİ 1 gün önce Şikayet Et
    Kim demiş Avrupa insanı medeni? Ne edep var ne haya çırılçıplak bedeni! Eğer medeniyet açıp saçmaksa bedeni; Desenize hayvanlar bizden daha medeni! Kul olmak çağdışıyken, soyunmak çağdaşlık, Din kardeşliğini bıraktık biz, ecnebiyle kaynaştık.. Sünnet sakal yobazlık, top sakalsa medeni.. Unuttun sen ey vefasız ehli sünnet dedeni..
    Cevapla Toplam 4 beğeni
  • Ayşe Sağır 1 gün önce Şikayet Et
    Hiçbir ahlâki, hukuki dayanağı olmayan zulüm odaklı güçlerin demokrasi, adalet, güvenlik yalanlarını kimse yutmuyor artık. Ne güzel anlatmışsınız bu gerçeği.Takipteyiz
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Mehmet Bulut 1 gün önce Şikayet Et
    içtenlikle teşekkür ederim, yeni dünya düzeni değil dünya düzeninin özetinin özü...
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Adanalı 1 gün önce Şikayet Et
    Devletimiz reisin başkanlığında emin adımlarla yürüyor. Denge politikası güdüyor. Reis gücün savunmadan geçtiğini biliyor.
    Cevapla Toplam 4 beğeni
  • BURHANEDDİNRABBANİ 1 gün önce Şikayet Et
    Haya sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki heryerde Ne çirkin yüzleri örtermiş, meğer o incecik perde Vefa yok, ahde hürmet hiç, lafe-i bi medlul Yalan raiç, hiyanet mültezem, heryerde hak meçhul Ne tüyler ürperir ya rab, ne korkunç inkılab olmuş Ne din kalmış ne iman, din harab, iman türab olmuş
    Cevapla Toplam 5 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat