İran halkı yine figüran rolünde!

  • GİRİŞ12.01.2026 09:06
  • GÜNCELLEME12.01.2026 09:06

İran'ı asırlar boyunca yöneten “Kaçar Hanedanı”nın tahtı, ulema ve orduda başlayan “değişim” talepleri ile sarsıldı.

Tabanda başlayan bu homurdanmanın ardından harekete geçen ve İngilizlerin desteğini alan Kazak Tugayı'nın sivrilen komutanlarından Rıza Han, yaptığı darbe ile hanedanı devirdi.

1925 yılında tahta oturan ve  “Pers” olan ülkenin ismini “arî insanların memleketi” anlamına gelen “İran” ile değiştiren Şah Rıza Pehlevi, “çağdaş” bir ülke inşa etmek istiyordu.

Bunun için bir dizi reformlar yapmaya kalkışsa da İran petrollerini işleten Anglo-İran petrol şirketine takılıyordu.

“Petrol gelirlerinin nasıl paylaşılacağı” konusu İran ve İngiltere arasında tartışmalara konu olurken, 1941'de yaşanan İngiliz-Sovyet işgaliyle Şah Rıza Pehlevi, tahttan indirildi.

Rıza Han’ın yerine ise tahta genç oğlu Muhammed Rıza Pehlevi oturtuldu.

Babasının yerine geçen son Şah, ABD destekli “Beyaz Devrim” ile sözde kansız ve kapsamlı bir modernleşme süreci başlattı.

İran, 1947 yılında “Birleşmiş Milletler Filistin Paylaşım Planı”na karşı oy kullanan ve Siyonist İsrail’in “Birleşmiş Milletlere kabul edilmesine” karşı oy kullanan bir ülke iken...

Ne hazindir ki; ipleri Batı’ya kaptıran Muhammed Rıza Pehlevi yüzünden, İsrail’i Türkiye’den sonra “egemen bir devlet olarak tanıyan” ikinci Müslüman ülke oldu.

Takvimler 1951'i gösterdiğinde ise yoğun bir halk desteğiyle iktidara gelen İran'ın milliyetçi Başbakanı Muhammed Musaddık, İngilizlerin çöktüğü petrolün “İran halkına ait olduğunu” dünyaya ilan etti.

Soyu İran'ı bir buçuk asır boyunca yöneten “Kaçar hanedanı”na dayanan, babası da zamanında bakan olan Muhammed Musaddık’ın “petrolü millileştirme” hamlesi, dünya başkentlerinde ve özellikle Londra'da büyük bir yankıya sebep oldu.

Soğuk Savaş şartlarında, İran’ın Sovyetler Birliği kampına kayacağından endişelenen Washington ve Londra, CIA-MI6’in ortak planıyla           “Musaddık’ın devrilmesi” yönündeki hazırlıklara başladı.

15 Ağustos 1953’te, ABD’nin İran ordusundaki uzantılarının kalkıştığı darbe girişimi Musaddık tarafından haber alınarak bastırılsa da…

CIA’nın Tahran Şefi Kermit Roosevelt tarafından sadece 3 gün sonra, 18 Ağustos’ta, bu kez Tahran dışından toplanarak başkente taşınan yüzlerce paralı göstericinin sebep olduğu kaos ortamının geniş çaplı bir anarşi eylemine dönüşmesi üzerine Musaddık “başbakanlık” koltuğundan indirilerek ev hapsine alındı.

“Ajax Operasyonu” olarak tarihe geçen bu darbeye girişimiyle CIA, Musaddık'ı devirirken, halkın tepkisinden korktuğu için Roma'ya giden Şah, İtalya'da kısa bir süre kaldıktan sonra ülkesine dönerek başa geçti.

1953 darbesinden sonra yeniden iktidara gelen Muhammed Rıza Pehlevi, ABD öncülüğündeki Batılı ülkeleri memnun etmek için elinden geleni yaptı.

Bu dönemde İran ile Amerika yakınlaşması, işbirliği ilişkisinin ötesinde “dostluğa” dönüştü.

Mesela F-14 savaş uçakları sadece ABD ve İran’da vardı. Yani ABD, İran’ı NATO’dan bile daha önemli görüyordu.

1964’te ise İran bir adım daha ileri giderek Amerikan askerlerine kendi topraklarında “dokunulmazlık” verdi.

Tabii İran’ın petrolünü ve kendi dizginlerini Amerika’ya teslim eden Muhammed Rıza Pehlevi, ülkesini demir yumrukla yönetmeye başladı.

Kendisi servet içerisinde yüzerken, kurduğu istihbarat örgütü SAVAK’la on binlerce İranlıyı hapsedip öldürten Şah, halkının gittikçe fakirleşmesini görmezden geldi.

Şah’ın, “İranlıları bir Amerikan köpeğinden daha değersizleştirmesi” üzerine 1964 yılında harekete geçen İmam Humeyni, Rıza Pehlevi'ye karşı ayaklansa da 15 bin taraftarını kaybetmesine rağmen amacına ulaşamadı ve önce hapse, ardından sürgüne gönderildi.

İranlılarda derin bir aşağılanma hissine yol açan bu süreç, “İslam Devrimi”ne kadar devam etti.

Halkın gözünde adeta bir kurtarıcı olarak görülen “Ayteullah Humeyni”, 1 Şubat 1979 günü Paris'ten kalkan bir uçakla Tahran'a indiğinde bu kez yıkılan sadece “Şah” değil, Washington'du!

“İslam hukuku” ile “Şii mezhebini” esas alan ‘Humeyni Devrimi’nden sonra İran’ın, Amerika ve İsrail ile olan dostluk dönemi bitti, düşmanlık dönemi başladı.

“Kahrolsun Batı”, “Kahrolsun emperyalizm” sloganlarıyla “Şah” dönemine son veren o senaryo, “Humeyni İslam İnkılabı”ndan tam 46 yıl sonra, bu defa “Hamaney’e ölüm”, “Yaşasın şah”, “Rıza Pehlevi geliyor" sloganlarıyla yeniden İran’da sahneleniyor.

Tamam!..

Ortada ekonomik anlamda sefaletten bezmiş, siyasi anlamda hayal kırıklığına uğramış bir halk var ve haklı olarak onlar da yılların birikmiş sorunlarını protesto ediyorlar ama!...

“Ekonomik sıkıntılar” bahanesiyle ayaklandırılan İran halkına maalesef bu karanlık senaryoda sadece “figüranlık” yaptırılıyor.

Çünkü başrolde, yine Devlet Bahçeli’nin ifadesiyle “Kan kokusu almış köpek balığından daha tehlikeli olan petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmi” ve onun katil ortağı İsrail var…

Trump, İran'da yaşanan ayaklanmanın rejimi değiştirmesini umduğunu” açıkça ilan ederken…

Geçmişte İran’da yaşanan her toplumsal eylemin ardında protestoculara, "tekrar kardeş olacağız" mesajını gönderen Benjamin Netanyahu, adeta bayram ediyor.

İran’daki eylemleri yakından takip eden Netanyahu, sanki Haziran 2025’te İran’a savaş açan ve 500’den fazla İranlıyı öldüren kendisi değilmiş gibi dün akşamki açıklamasında, “Zulüm bitecek yeniden sadık ortak olacağız” diyerek daha şimdiden değişmesini beklediği yönetime işbirliği mesajı gönderdi.

Yaşanan eylemlerde beni asıl üzen ise İran diasporası oldu.

Diasporanın ortalama kesimi, ülkesi ve halkı için en iyisini istediklerini iddia ederken,  Devrik Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin oğlu Rıza Pehlevi ile destekçileri, ellerinde Siyonist İsrail paçavraları ve Şahlık döneminde kullanılan Aslanlı Güneş bayrağını birlikte sallayarak, halkı sokağa çağırıyor ve geçiş hükümeti için hazırlık yapıyor.

Hak arama adına yapılan gösteriler elbette demokratik haktır ama…

Ortada, Siyonistlerle kol kola göbek atan ve ülkemizdeki Gezicilerin açık desteğini alan bir tayfa başı çekiyorsa…

İran halkının da bu tabloyu çok iyi okuması gerekir!

Zekeriya Say / Haber7

Yorumlar8

  • Mehmet 1 saat önce Şikayet Et
    Allah razı olsun kardeşim.... Aynen öyle
    Cevapla
  • Vatandaş 1 saat önce Şikayet Et
    Nokta. İmza.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • FURKAN 1 saat önce Şikayet Et
    En büyük hürriyet gerçek manada Allaha kul olmaktan geçer. Allaha kul olmayan her şeye kul olur.
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Halil SİNANOĞLU 2 saat önce Şikayet Et
    Mevcut İran yönetimi kendisine verilen altın fırsatı kullanamadı. Heba etti. 48 yıldır iktidarı kullananların ülkeyi getirdikleri nokta ortada. Kendilerini değiştirmezlerse başkaları gelir değiştirir.
    Cevapla
  • eyyüp 2 saat önce Şikayet Et
    GEZİ ZİHNİYETİ BİTMEZ BİTİRİLMEZ ÇÜNKÜ EĞİTİM MODELİ AHLAK DİN İMAN VATAN SEVGİSİ İLE BESLENİR İSE KORKMA DÜNYA GELSE VIZ GELİR VIZ GİDER İLLEKİ KURAN ahlakı
    Cevapla Toplam 3 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat