Amerika’nın gizemli silahı: Gerçek mi? Propaganda mı?
- GİRİŞ15.01.2026 08:45
- GÜNCELLEME15.01.2026 08:45
ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’i kaçırma operasyonun ardından ortaya atılan “gizemli silah” iddiaları tartışılmaya devam ediyor.
Bu sarsıcı iddialar, ilk olarak Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt tarafından Cumhuriyetçi çizgideki Mike Netter adlı kullanıcının bir tweetini alıntılayarak takipçilerine “Her işinizi bırakıp bunu okuyun” diye paylaşmasıyla görünür hale geldi.
Paylaşımda Venezuela’daki operasyona tanıklık olduğu iddia edilen bir güvenlik görevlisi “Bir noktada bir şey fırlattılar. Çok yoğun bir ses dalgası gibiydi. Bir anda başımın içten içe patladığını hissettim” ifadeleriyle gizemli silahtan bahsediyordu.
Yirmi Amerikan askerinin hiçbir kayıp vermeden yüzlerce Venezuella askerini öldürdüğünü anlatan sözde güvenlik görevlisi, “Hepimizin burnu kanamaya başladı. Bazıları kan kusuyordu. Yere yığıldık, hareket edemez hale geldik” ifadelerini kullanıyordu.
Herhangi bir video ve görselle desteklenmemiş yazılı röportajın kurgu olma ihtimali çok yüksek görülüyor.
Zaten “O halde sizce bölgedeki diğer ülkeler Amerikalılarla karşı karşıya gelmeden önce iki kez düşünmeli mi?” gibi sorulardaki yönlendirme gayreti propaganda amacını yansıtıyor.
Aslında bu haliyle viral olma kaygısıyla kurgulanmış bir içerik gibi duran yazılı röportajla ilgili asıl çarpıcı olan ise Leavitt’in takipçilerini abartılı ifadelerle bu paylaşıma yönlendirmesidir.
Tam da bu atmosferde CNN’in yayımladığı bir haber ise tartışmayı daha üst seviyeye taşıdı. Çünkü bu kez ortada söylenti değil, daha ciddi iddialar vardı.
CNN’in dört ayrı kaynağa dayandırdığı haberine göre, Pentagon, “Havana Sendromu” ile bağlantılı olabileceğinden şüphelendiği bir cihazı gizli operasyonla satın alarak bir yıldan uzun süredir test ediliyordu.
Menşei belirtilmeyen bu cihazın eski ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin son günlerinde, İç Güvenlik Bakanlığı’na bağlı İç Güvenlik Soruşturmaları (HSI) tarafından alındığı ifade ediliyordu.
Net rakam vermekten kaçınılan gizemli silahla ilgili “Sekiz rakamlı” bir ödemeden yani milyonlarca dolardan bahsediliyordu.
HAVANA SENDROMU: KAPATILAMAYAN DOSYA
“Havana Sendromu” ise ilk kez 2016’da Küba’daki ABD diplomatlarının ani vertigo, şiddetli baş ağrıları, mide bulantısı ve denge kaybı yaşamasıyla ortaya çıktı. Sonraki yıllarda hafıza problemleri gibi semptomlarla tanımlanan vakalar dünya geneline yayıldı.
ABD istihbarat camiası on yıl boyunca şu soruya cevap aradı: “Bu insanlar yabancı bir devletin yönlendirilmiş enerji saldırısına mı maruz kaldı?”
Ancak Amerikan yönetimi yıllarca bu vakaları “stres”, “psikolojik etki” ya da “çevresel faktörler” diyerek geçiştirdi. Kongreye de yansıyan bu ilginç ve gizemli dosya hiçbir zaman kapanmadı. Çünkü ortada tekil bir vaka değil, coğrafyadan bağımsız, tekrar eden bir tablo vardı.
Yönetimlerin görmezden gelme yaklaşımları, semptomları diplomatların kariyerlerini bitirecek kadar ağır olan mağdurları öfkelendirdi. Birçoğu, Rusya’yı işaret eden kanıtların görmezden gelindiğine inandı. Bazı mevcut ve eski CIA mensupları, kurumun soruşturmayı bilerek yumuşattığını düşünüyor
SIRT ÇANTASINA SIĞAN KORKU
Şimdi ise CNN’e konuşan kaynaklar yıllardır “komplo” diye küçümsenen iddialarla örtüşen bir gizemli silahtan bahsetti.
Darbeli elektromanyetik ya da radyo dalgaları yaydığı belirtilen cihazın taşınabilir, hatta bir sırt çantasına sığabilecek boyutta getirildiği, Rus menşeli olmasa da Rus bileşenleri içerdiği ifade ediliyor.
Bu tanım, “Havana Sendromu” mağdurlarının yıllardır anlattığı tabloyla neredeyse birebir aynı. Patlama yok, mermi yok, ses yok… ama baş dönmesi, kusma ve kalıcı hasar var.
Pentagon’un bu cihazı satın alması, mağdurlar için bir dönüm noktası olabilir. Çünkü bu, yıllardır “hayal görüyorsunuz” denilen insanların iddialarını ilk kez kurumsal düzeyde ciddiye alan bir adım olarak değerlendiriliyor.
Şimdi bu tabloyu Venezuela operasyonuyla yan yana koymak gerekiyor. Üzerinden 12 gün geçmesine rağmen bu sarsıcı operasyonla ilgili bir çok soru işareti ve çelişki ortada duruyor.
Böylesine riskli bir operasyonun neticesinde ABD tarafında tek bir asker kaybı yokken Venezuela tarafında 100’ün üzerinde güvenlik personeli nasıl öldü?
Hava savunma sistemleri neden devreye giremedi? Helikopterlere karşı etkili bir saldırı niçin yapılamadı? Radar ve iletişim sistemlerinin sustuğuna dair güçlü iddialar var.
Bu tablo gerçekten gizemli silah etkisinden mi? Yoksa planlama, istihbarat ve güç dengesindeki farkından mı kaynaklandığı belirsiz.
İşin ilgin yanı Amerika cephesinde operasyonla ilgili abartılı güç gösterisi, propaganda çabası hatta tüm dünyaya korku salma gayretleri varken Venezuella cephesinde saldırının teknik boyutuyla ilgili net açıklamaların olmamasıdır.
Bu durum acaba Venezuella askeri gücünün açıklamayacağı kadar utanç verici bir tabloya mı? İhanete mi? Savunma yetersizliğine mi işaret ediyor?
Yoksa operasyonun detaylarıyla ilgili yeni Venezuella yönetimiyle Amerika arasında gizli bir mutabakat mı söz konusu?
Ortada güven veren bilgiler ve kanıtlar olmadan bu soruların giderek çoğalması muhtemel. Belki de asıl mesele gizemli bir silahın varlığı değil, belirsizliğin bilinçli olarak korunması.
ÖNGÖRÜLEMEZ TRUMP’IN EN GÜÇLÜ SİLAHI BELİRSİZLİK
ABD’nin geçmişten beri enerji, ses, lazer ve sonik unsurları silaha dönüştürmek için çalıştığına dair iddiaları var. Ancak geliştirildiği ileri sürülen gizemli silahın gerçekten Venezuella’da kullanıldığına dair güven verici teknik bir kanıt henüz ortada yok.
Onun yerine Trump yönetiminin en sevdiği belirsizlik ve propaganda var.
Trump siyasetinde güç, hesap vermekle değil öngörülemezlik ve efsane üretmekle inşa ediliyor. Çünkü netlik risklidir ve sorumluluk doğurur. Belirsizlik ise korku üretir.
Bu nedenle gizemli silah iddiaları tam olarak doğrulanması ya da yalanlanması yerine gri alanda bırakılıyor. Çünkü Trump yönetimi için böylesi oyun değiştirebilecek bir silahın söylentisi kendisinden daha çok işe yarıyor.
Bu strateji aynı zamanda iç politikaya da hizmet ediyor. MAGA (Amerikayı Yeniden Harika Yap) evreninde Amerika’nın gücü, somut verilerden çok mitlerle besleniyor.
Ortaya atılan gizemli silah anlatıları da bu mitinin hammaddesidir. Kanıt aranmaz; hikaye yeterince tehditkar ve üstünlük hissi uyandırıyorsa yeterlidir.
OPERASYON TERS GİTSEYDİ
Venezuela operasyonu ters gitseydi; bir Amerikan helikopteri düşürülseydi, özel birliklerden kayıplar gelseydi, tabut görüntüleri sosyal medyaya yansısaydı ne olurdu?
Trump’ın “güçlü lider” anlatısı bir anda iç politik krize dönüşebilirdi. Çünkü MAGA tabanı sertliği alkışlar ama tabut görmek istemez.
Trump’ın yıllarca eleştirdiği “gereksiz savaşlar” söylemi, bu kez kendi hanesine yazılabilirdi.
Kayıp durumu, Trump için yalnızca askeri değil sembolik bir yıkım anlamına gelirdi. “Amerika’yı maceralardan uzak tutan lider” imajı çöker, Obama ve Bush dönemlerine yönelttiği tüm eleştiriler bumerang gibi geri dönerdi.
Üstelik böyle bir senaryo, başta demokratlara ve Trump karşıtı Cumhuriyetçilere de güçlü bir koz verirdi.
İşte bu yüzden operasyon baştan sona yüksek riskliydi. Ve işte bu yüzden kayıp yaşanmaması, tüm çelişkileri görünmez kıldı. Risk, başarı gibi satıldı.
Operasyon, “cerrahi zafer” ve “kimsenin bilmediği teknoloji” masalıyla paketlendi.
Geride kalan şey başarılı bir askeri operasyonun yanı sıra korkunun propaganda malzemesine dönüştürüldüğü bir siyaset pratiğidir.
Trump Venezuella’daki sarsıcı operasyonuyla artık İran’dan Küba’ya Meksika’dan Kolombiya’ya Kanada’dan Grönland’a korku salma peşinde.
Ve bu pratik, yeni krizlerde yeniden kullanılmak üzere, belirsizliğini özellikle korumaktadır.
“GİZEMLİ SİLAH” YENİ NESİL SAVAŞIN HABERCİSİ Mİ?
Trump yönetiminin “en güçlü ordu”, “en gelişmiş silahlar”, “kimsenin bilmediği sistemler” söylemi yalnızca askeri bir özgüven gösterisi değil; bilinçli bir psikolojik harp stratejisidir.
Gündeme sokulan “gizemli silah” iddiaları, kanıtlanmaktan çok inandırılmak isteniyor.
Pentagon’un sessizliği, Beyaz Saray’ın muğlaklığı, sosyal medyada dolaştırılan yarı-resmi anlatılar hepsi aynı amaca hizmet ediyor: öngörülemez bir Amerika imajı.
“Deli adam teorisini” kullanan Trump için bu belirsizlik bir zayıflık değil, aksine siyasi bir avantajdır. Bu nedenle gizemli silah iddiaları, doğrulansın diye değil, konuşulsun diye vardır. Propaganda tam da burada devreye girer.
Trump’ı gibi güç gösterisinden hoşlanan bir başkanın resmi olarak kabul etmese de bu gizemli silah anlatısını abartılı şekilde kullanılmasına devam edeceği açıktır.
En karanlık ihtimal ise eğer bu teknoloji uygulanabilir ve çoğaltılabilir ise, artık birden fazla ülke, iz bırakmadan karşılıklı diplomatlarını, casuslarını ve askerlerini etkisiz hale getirebilecek bu silahlara sahip olabilir.
Bu da demek oluyor ki mesele sadece Venezuela ya da Havana Sendromu değil. Bu, yeni nesil bir savaş biçimidir.
Amerika’nın gizemli silahı gerçek de olabilir, ustaca kurgulanmış bir propaganda da.
Ama asıl endişe verici olan dünyanın, kanıt bırakmayan ölümcül silahların kullanıldığı yeni bir dönemin eşiğinde olabileceğidir.
Yorumlar5