SDG için son entegrasyon fırsatı

  • GİRİŞ18.01.2026 08:57
  • GÜNCELLEME18.01.2026 08:57

Suriye ordusu düzenlediği başarılı operasyonlarla önce Halep merkezindeki üç mahallede kontrolü sağladı ardından Fırat’ın batısında devlet otoritesini sağlamlaştırdı. Bunda kuşkusuz Türkiye’nin diplomatik, lojistik ve birçok yönden desteği vardı.

Operasyon defalarca yapılan uyarıların ardından geldi. 10 Mart Mutabakatı’nda belirtilen sözlerin çeşitli bahaneler ve söylemlerle uzatılması artık sadece Suriye ve Türkiye’nin değil, ABD’nin de tepkisini topluyor. Daha önce İranlı milislere karşı terör örgütü SDG’ye hava desteği veren Birleşik Devletler bu operasyonlarda hafif derecede ateşkes çağrıları yapsa da Suriye ordusuna yönelik askeri bir eylemde bulunmadı.

BARRACK-ABDİ GÖRÜŞMESİ

Operasyonun ardından, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, SDG elebaşıyla görüşme gerçekleştirdi. Elbette tüm detaylar kamuoyuyla paylaşılmayacak ancak bu görüşmenin tonu belli. “Anlaşmaya uyun, daha fazla problem istemiyoruz.”

ABD Başkanı Trump geçtiğimiz günlerde oldukça önemli bir değerlendirmede bulundu. Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun alıkonulması üzerine konuştu, yardımcısı Delcy Rodriguez’i neden yönetimin başında görmek istediklerini ve radikal değişiklikler yapmama gerekçelerini anlattı.

Irak işgalini örnek gösterdi Trump. Eski Baasçıların tamamı DEAŞ’a katıldı dedi. Oldukça başarılı bir tespitti. Dolayısıyla, Suriye’de yönetimin değişmesinin ardından yeni barış ortamının “Osmanlı Geleneğiyle” sağlanabileceği değerlendirmeleri yapılıyor Beyaz Saray’da.

Bu da ne demek oluyor? Türk,Arap,Kürt ve diğer etnik unsurların bir arada huzur içinde, refaha sahip bir şekilde yaşayabilmeleri ideali anlamına geliyor.

SDG artık ya bunun bir parçası olarak entegrasyonu uygulayacak ya da Amerikan desteğini kaybederek Suriye ordusu tarafından yapılacak operasyonların sıradaki adresi Fırat’ın doğusu olacak.

ŞARA’DAN DEMOKRASİ HAMLESİ

Suriye yönetimi Deyir Hafir operasyonunun yapıldığı sıralarda çok önemli bir kararname yayınlandı. Kürt kökenli vatandaşların Suriye halkının, dilsel kimliklerinin de Suriye'nin ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilen açıklamayla birlikte, Kürtçe, ulusal bir dil olarak kabul edildi. Kürt nüfusunun kayda değer oranda bulunduğu bölgelerde, devlet ve özel okullarda seçmeli ders veya eğitsel-kültürel faaliyet kapsamında öğretilmesine izin verildi. 

Bu kararlar Kürtlerin ayrımcılığa uğramayacağı bir Suriye’nin inşası için önemli adımlar olarak kabul edilebilir. Medyada ayrımcı sözlerin kullanılmasının yasaklanması da oldukça mühim. Operasyonlara SDG’nin “güvendiği” son liman olan İsrail’in de tepki göstermemesi dikkat çekici bir başka nokta diyebiliriz. Paris’teki görüşmede Amerikan baskısıyla bu kararın alınmış olması kuvvetle muhtemel. 

Sonuç olarak zaman ilerliyor, coğrafya yeni bir denklemle karşı karşıya ve karar zamanı yaklaşıyor!

Bartu Eken / Haber7

Yorumlar1

  • vatandaş 14 dakika önce Şikayet Et
    bunlar osmanlı medeniyetinin taktikleri değil olsa olsa bizans oyunlarıdır geleceği olmayan kararnamelerle halkları uyutulamaya çalışıyorlar
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat