Terörsüz Türkiye projesi artık yan yoldan otabana çıkabilir

  • GİRİŞ22.01.2026 08:42
  • GÜNCELLEME22.01.2026 09:07

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barack’ın önceki gün sosyal medya üzerinden yaptığı kapsamlı açıklama, ABD’nin yeni Suriye yaklaşımını özetlemesi ve resmiyete dökmesi bakımından tarihi bir nitelik arz ediyordu. 

Düne kadar Suriye’de Türkiye’nin ‘Teröristan’ olarak algıladığı projeye yatırım yapan Amerikan politikasının, neredeyse 180 derecelik bir değişimle Türkiye’nin tezleriyle uyumlu hale geldiğini göstermesi idi, bu açıklamayı tarihi kılan. 

Ayrıca, gelinen nokta itibarıyla Tom Barack deyip geçemeyeceğimiz de daha aşikar hale gelmiş durumda. 

Şu bakımdan: 

ABD Başkanı Trump, ülkesinin muhatap olduğu büyük meseleleri/büyük krizleri, Amerikan kurumları üzerinden değil de, özel temsilciler üzerinden yürütme biçiminde bir politika ile ilerliyor. 

Rusya/Ukrayna savaşında da bu böyle oldu, Gazze’de de, (Steve Witkoff’tan söz ediyorum) nitekim Suriye’de de bu böyle oldu. 

Tom Barack da doğrudan Trump’la iş tutuyor ve gelinen nokta, ABD Başkanının bu tercihlerinin lafla kalmadığını, sonuç ürettiğini gösteriyor. 

 

Barack’ın önceki gün yaptığı açıklamanın, Yeni Suriye Yönetimi ile SDG arasında yapılan anlaşmaya değinen bölümünde önemli bir bölüm vardı. 

Şu şekilde: 

“Anlaşma, SDG savaşçılarını (Bireysel olarak, ki bu en tartışmalı konulardan biri olmaya devam ediyor) ulusal orduya entegre ediyor, önemli altyapı (Petrol sahaları, barajlar, sınır kapıları) devrediyor, ve DEAŞ hapishaneleri ve kamplarının kontrolü Şam’a bırakıyor.”

Bu üç unsurun üçünün de, Türkiye’nin tezlerine uygun şekilde birleşik Suriye fikri ile uyumlu olduğu çok açık. 

Verilen 4 günlük sürenin sonunda, SDG’nin bu anlaşmanın pratikleşmesi için ayrıntılı bir model sunması bekleniyor. 

SDG, bu dört günün sonunda daha önceki akılsızca tutumunu sürdürüp direnç göstermeye devam eder mi? 

Yoksa artık çıkmaz sokakta olduğunu iyice fark edip varılan anlaşmayla uyumlu bir çizgide mi hareket eder? 

Bunu göreceğiz ancak, çok açık bir durum var ki, özellikle ülkenin yer altı kaynaklarının da Yeni Suriye Yönetimine geçmesiyle birlikte, ekonomik olarak da ‘yarını olmayan’ bir yapıya dönüşmüş durumda SDG. 

Dolayısıyla, SDG açısından Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın da işaret ettiği gibi, ‘Çok başlılık’ nedeniyle ertelenmiş uzlaşmaların aleyhine yazmaya devam etmesi dışında bir seçenek görünmüyor. 

ERDOĞAN: “KÜTLER BİZİM ÖZ BE ÖZ KARDEŞLERİMİZDİR” 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki tarihi niteliği olan gelişmelere dair en kapsamlı değerlendirmelerini dün AK Parti Grup Toplantısındaki konuşmasında yaptı. 

Önce, işlerin bu raddeye gelmesinin gerekçesine dair konuştu Erdoğan ve şöyle dedi: 

“Tüm taraflara gerekli telkinlerde bulunduk. Krizin sıcak çatışmaya dönüşmemesi için her türlü çabayı gösterdik. Ancak SDG denilen yapının tavrında değişiklik olmadı. Suriye ordusu Ocak ayının ikinci haftasında son derece haklı ve meşru biçimde operasyonlar düzenledi.”

Aynı konuşmanın devamında Suriye Kürtlerine Türkiye’nin kardeşçe yaklaşımını özetleyen cümleler kurdu Cumhurbaşkanı Erdoğan ve geçmişte bizzat kendisinin Suriye Kürtleri lehine harcadığı çabaları hatırlatan sıcak mesajlar eşliğinde şunları söyledi: 

“Suriye'deki Kürtler bizim öz be öz kardeşlerimizdir. Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin önceki zalim rejim altında ne tür baskılara maruz kaldığını kardeşleri olarak en iyi biz biliyoruz. Varlıkları tanınmıyordu, vatandaş kabul edilmiyorlardı. Kendilerine kimlik dahi verilmiyordu. Ana dilleriyle konuşmalarına, kültür ve geleneklerini yaşatmalarına müsaade edilmiyordu. Bu kardeşiniz başbakanken 2008 yılından itibaren yaptığım tüm görüşmelerde bu adaletsizlikleri dile getirdi. Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin haklarını ısrarlı şekilde gündeme taşıdık. Kürtlere temel haklarının teslim edilmesi gerektiğini her fırsatta vurguladık. Kimse bunları ağzına dahi almazken, Suriye'deki Kürtlerin haklarını kimse konuşmazken biz bunları açık açık muhataplarımıza ifade ettik.”

Bu mesajların son gelişmeler nedeniyle endişeli bir bekleyiş içinde oldukları kolayca tahmin edilebilecek durumda olan Suriye Kürtlerine dönük teskin edici yönü ortada değil mi? 

Bu perspektif aynı zamanda Ağustos 2024’te başlayan Terörsüz Türkiye/Terörsüz Bölge perspektifinin ruhunu yansıttığı da ortada. 

Erdoğan’ın bizzat tekrar tekrar vurguladığı bölge halklarının, Türkleri, Arapların, Kürtlerin kardeşliğine dönük güçlü bir vurgu da var burada aynı zamanda. 

Gerçi, Suriye ordusu yıldırım hızıyla yürüttüğü harekatın geldiği nokta itibarıyla Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu bölgelere girmemiş olmasının da bir anlamı var. 

Bu harekatın, ‘siyasal bir aklının’ olduğunu gösteren bir bilgi bu. 

Tam da bu nokta, kardeşçe bir geleceğe yürüme anlamında şartların gayet elverişli olduğu, o şekilde tutulduğu anlamına geliyor. 

Gelinen nokta, Suriye’deki büyük ‘acaba’ sorusunun getirdiği şüpheler nedeniyle Terörsüz Türkiye projesinde bir gelecek görmeyenlerin fikrini değiştirebileceği, ya da değiştirmek zorunda kalabileceği bir noktayı temsil ediyor. 

Zira, Suriye’deki yeni gerçeklik, o ‘acabayı’ işlevsiz hale getirmiş görünüyor. 

Bu da demek oluyor ki, Terörsüz Türkiye projesinin sonuca ulaşma ihtimali, düne göre çok daha güçlü hale gelmiş durumda.

Yorumlar5

  • Soner 8 dakika önce Şikayet Et
    EAger birakirsak elinde sonunda onlar bize saldiracak ve saldirmak icin de SDG HPG PKK ismi herneyse onlari kullanacaklar o yuzden zaten olacagina varacak o nedenle durmak yok sonuna kadar gidilmeli onlariz sozlerinde durmayacagi kesin.
    Cevapla
  • M.kara 1 saat önce Şikayet Et
    Türkiye ayn el srab ve hasekede şavas taraftarı olmayan vatandaşlar ı operasyon bitinceye kadar silah bırakıp gelen ve kadın çocuk ve yaşlıların Türkiye ye güvenli şekilde sığınması nı sağlamalı diye düşünüyorum komşuluk kardeşlik ve gelecek te birlikte yaşamak için önemli
    Cevapla Toplam 4 beğeni
  • kamil baba 1 saat önce Şikayet Et
    aynen öyle acet kardeş allah razı olsun
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Nurmektebi 1 saat önce Şikayet Et
    Artık zamanı geldi. Âlimlerin verdiği haberler çıkıyor. Gaybı sadece Allah bilir. Gerçek alimler ise ayetlere gizlenen sırları Allah'ın izniyle çözer.
    Cevapla Toplam 9 beğeni
  • Yusuf yıldız 1 saat önce Şikayet Et
    Teşekkürler.
    Cevapla Toplam 7 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat