Umman’da ne yaşandı?

  • GİRİŞ07.02.2026 09:13
  • GÜNCELLEME07.02.2026 09:13

Dünya, ABD ile İran arasındaki müzakerelere kilitlenmiş durumda.

İlk olarak şu soruyu sormamız lazım: ABD İran’dan gerçekte ne istiyor?

Daha sonra biz insanlık olarak her iki ülkeden ne istiyoruz, bölge ülkeleri ne istiyor?

Bu soruların bir cevabının verilmesi gerekiyor.

Perde önünde ABD’nin istekleri üç ana başlıkta toplanıyor: 

+nükleer çalışmaları durdur, 

+balistik füze çalışmalarını sınırla, 

+vekil güçlerle ilişkini kes.

Meseleyi büyük resme bakarak değerlendirmek lazım.

Daha önce de defalarca ifade ettiğim gibi yeni bir dünya düzeni kurulmaya çalışılıyor.

+Birinci Dünya Savaşı ile eski dünya düzeni yıkıldı.

+İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yeni bir dünya düzeni kuruldu içinde güçlü ülkelerin söz sahibi olduğu yapılarla.

+Donald Trump’ın ikinci dönemi ile birlikte ABD, İngiltere merkezli eski dünya düzenini de bir anlamda yıkmaya çalışıyor.

Yeni düzen savaşla mı olur, kanla mı, anlaşmayla mı olur, onu şu an için bilmemiz mümkün değil.

Ama ortada bir gerçeklik var: ABD İran’dan gerçekte ne istiyor sorusunu net bir şekilde sorup cevap almamız lazım.

Örneğin İran “nükleer çalışmaları yarın itibarıyla durduruyorum” dediğinde hepimiz barış içinde bir dünyaya mı uyanacağız?

Tabii ki hayır; bu bir güç dengesinin değişmesi.

Aslında ABD, İran’dan sadece bu maddeleri değil, kendi gücünün bölgede kabul edilmesini istiyor.

Üstelik bu durumdan İngiltere başta olmak üzere mevcut güç odakları hiç de memnun değil.

Trump 100 yılın uyanığı… 

Ülkesini tüccar gibi yönetiyor.

Savaş yaparak asker ve mühimmat kaybetmeyi hiç istemez. 

Şimdiye kadar gerçekleştirdiği operasyonlara baktığımızda da kayıp yaşayacağı hiçbir adım atmadı.

İran’a baktığımızda ise daha önce nükleer çalışmalarının denetlenmesine izin vermişti ve ne hikmettir ki tam da denetleneceği gün bir anda kendini İsrail’in saldırılarının içinde buldu.

Bu noktada insana sorarlar: “Ne oluyor?” diye!

İran’ın başına gelenler İsrail’in daha önce Suriye’de ve Irak’ta uyguladığı “Begin doktrini” olarak adlandırılan stratejilerin bir yansıması gibi görünüyor.

Basitçe; İsrail’in güvenliğini tehdit edebilecek her türlü çalışma daha başlarken bitirilmeli anlayışı.

Yeni dünya düzeninin şifrelerine bakacak olursak da güçlü ülkelerin güçsüz ülkeleri yuttuğu bir düzen söz konusu.

Yalnız burada güç sadece askerî güç değil.

Ekonomik, siyasi, diplomatik ve tarihsel güç de bu denklemin içinde.

Trump’ın boşuna “Erdoğan çok güçlü bir lider, çok güçlü bir ordu kurdu” demediğini hatırlamak gerekir.

Güçlü ülkeler için yerel ve küresel iş birlikleri artık hayati önemde.

Bölgemize baktığımızda Rusya–Ukrayna savaşı, Ermenistan’ın Azerbaycan yenilgisi sonrası yaşadığı sıkıntılar ve Irak’taki kırılgan yapı ortada.

İran ise bugün bütün dünyanın konuştuğu en büyük başlıklardan biri.

Demek ki yeni kurulan dünya düzeni, eski parametrelerle işlememekte.

Umman’da ABD ile İran arasında kritik görüşmeler yapıldı.

Umman’ın başkenti Maskat’ta yürütülen görüşmeler, İran ile ABD arasındaki nükleer program konusunu ele almak üzere düzenlendi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’ye göre, bu görüşmeler “iyi bir başlangıç” olarak nitelendirildi ve taraflar müzakereleri başkentlerine döndükten sonra sürdürmeyi kabul etti.

Umman’ın arabuluculuğunda yürütülen müzakereler sonunda taraflar güvensizlik duvarının aşılması gerektiğini belirtti.

Reuters’a göre, ABD heyeti görüşmelerde İran’ın balistik füze programını, bölgesel askerî etkinliğini ve insan hakları konularını da gündeme taşımak istiyor, ancak İran bu konuların müzakere kapsamı dışında kalması konusunda ısrar ediyor.

İran tarafı, görüşmelerde nükleer meseleyle sınırlı bir çerçevede adaletli, karşılıklı kabul edilebilir bir anlayış aradıklarını ifade etti.

Irak Dışişleri Bakanı’nın açıklamasına göre, bölge ülkeleri bu müzakereleri şiddet yerine diyalogla çözme çabası olarak görüyor; bu desteğin, gerginliği azaltma umudu verdiğini belirtti.

İran’ın bu süreçte güçlü müttefikleri sınırlı.

Kendi politik tercihleri ve bölgesel stratejiler nedeniyle yalnızlaşma riskiyle karşı karşıya.

Peki İran ABD ile masaya otururken elinde hangi kozlar var?

Burası tartışılır.

Tabii bütün bunları konuşurken Umman’daki görüşmeler başlamadan 24 saat önce İsrail’de savaş kabinesinin toplandığını unutmamak lazım.

Ve o toplantı bitiminde, Netanyahu “kötü bir anlaşma yapmayın”  diyerek ABD’yi tehdit etti. 

Kötü bir anlaşmadan kasıt ne olabilir?

İsrail’in “kötü” olarak nitelendirdiği ateşkes nasıl bir ateşkes olabilir?

Bunun takdirini de size bırakıyorum.

Ancak bir not daha almamız lazım: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır dönüşü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bölge ülkeleri olarak gerilim ve savaş kimseye bir şey kazandırmaz, barış ortamı herkesin işine yarar” cümlesi de İsrail’e bir mesaj.

Sonuç olarak bölgedeki durum diplomasiye hala geniş bir alan bırakıyor; gerilim geri dönülemez bir aşamada değil.

Ve bu tablo bize bir kez daha gösteriyor ki diyalog ve müzakere, bugünün belki de en kritik stratejisidir.

 M. Mustafa Yıldız / Haber7

Yorumlar2

  • Fetdi 56 dakika önce Şikayet Et
    Amerika'ya guvenelim mi
    Cevapla
  • Ersever 1 saat önce Şikayet Et
    Ne olursa olsun, irana güvenilmez.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat