Sahte uzaylı istilasına hazırlık mı? Algı operasyonu mu?
- GİRİŞ22.02.2026 08:58
- GÜNCELLEME22.02.2026 08:58
Dünya son birkaç gündür, Hollywood senaryolarını aratmayan tuhaf bir uzaylı polemiğine sahne oluyor. Sahnedeki isimler ise sıradan kişiler değil; ABD’nin eski başkanı Barack Obama ve mevcut başkanı Donald Trump.
Olayın fitilini Obama ateşledi. Katıldığı bir podcast yayınında, yıllardır komplo teorilerine konu olan 51. Bölge için önce "Uzaylılar gerçek ama ben görmedim" dedi, ardından "Hükümetin gizli bir yeraltı tesisi yok, varsa da benden saklamışlardır" diyerek açık kapı bıraktı.
Ancak ne hikmetse, ifadeleri infiale sebep olunca hemen çark edip "Öylesine söyledim, başkanlığımda bir delil görmedim" diyerek şaka savunmasına sığındı.
TRUMP’IN İFŞA SUÇLAMASI NE ANLAMA GELİYOR?
Ancak Trump bu şakayı yutmuş görünmüyor. Air Force One uçağında gazetecilere konuşan Trump, Obama’nın gizli bilgileri sızdırarak büyük bir hata yaptığını savundu. Şimdi düşünelim. Bir süper gücün başkanı, devletin en mahrem sırları hakkında şaka yapar mı?
Yoksa bu, toplumu yavaş yavaş büyük bir gerçeğe ya da büyük bir yalana alıştırma operasyonu olabilir mi? Cevabı gökyüzünde değil, yeryüzünün karanlık dehlizlerinde aramamız gerekiyor.
EPSTEIN DOSYASI VE KÜRESEL BATAKLIK
Hatırlayalım; daha yeni milyonlarca sayfalık Epstein belgesi ortalığa saçıldı. İçinde siyasetçilerin, iş adamlarının ve küresel elitlerin çocuk istismarı, şantaj ve istihbarat bağlantılı kirli ağları bir bir deşifre oluyor. Batı’nın bu ahlaki çöküşü konuşulmasın diye, kitlelerin gözü tanımlanamayan cisimlere dikilmek isteniyor olabilir mi?
Bu belgeler sadece birkaç magazin figürünü değil, Batı başkentlerindeki karar vericilerin nasıl birer esir haline getirildiğini gösteriyor. Adada kurulan o şantaj düzeni, bugün dünya siyasetini şekillendiren pek çok ismin elini kolunu bağlamış durumda. Mesele ahlaksızlıktan öte; bir küresel yönetim mekanizmasının en çirkin yüzünün ifşa olmasıdır. Dosyaların ucu dokunulmaz denilen kurumlara uzandıkça, medyanın bir anda "uzaylılar aramızda mı?" tartışmasını köpürtmesi, yerin altındaki lağım kokusunu gökyüzündeki ışıklarla örtme çabası olabilir.
BLUE BEAM PROJESİ VE YENİ DÜNYA DÜZENİ
Elbette bir de sahte uzaylı istilasıyla ilgili komplo teorisi var. Bundan bahsetmek istiyorum. Komplo teorisyenlerinin yıllardır uyardığı Sahte Uzaylı İstilası projesi raftan indiriliyor. İnsanlığı ortak bir sahte düşmanla korkutup, ulus devletleri diz çöktürmek ve küresel bir kurtarıcı dayatmak için en elverişli zemin bu olabilir. Blue Beam projesi, gelişmiş teknoloji kullanarak gökyüzünde devasa illüzyonlar oluşturmayı ve insanlara sahte bir metafizik olay yaşatmayı hedefliyor.
Teoriye göre, amaç; dini inançları sarsmak, kitleleri manevi bir şoka uğratmak ve sonunda "sizi ancak biz kurtarabiliriz" diyen tek dünya devletine razı etmek.
Obama’nın yarım ağızla yaptığı itiraflar ve Trump’ın sır çıkışı, bu teknolojik tiyatronun halk nezdindeki psikolojik hazırlık aşaması olarak da yorumlanıyor. Yani eğer bir gün gökyüzünde sahte bir kurtarıcı imgesi görürseniz, bilin ki bu bir uzay istilası değil, egemenliğin son kırıntılarını da süpürmek isteyen küresel aklın final hamlesi olabilir.
Netice itibarıyla, karşımızda bir uzaylı istilası değil, bir algı istilası var. En azından şu an için...Türk milleti olarak bizler, gökyüzündeki parıltılara değil, yeryüzündeki kirli ellere odaklanmalıyız.
Yorumlar2