İran İle ABD ve İsrail arasında savaş başladı

  • GİRİŞ01.03.2026 09:03
  • GÜNCELLEME01.03.2026 09:03

Ortadoğu’da dün öğlene doğru ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısı ile tüm bölgeyi kapsayan savaş başladı.

Bu savaş, İran’ın siyasi ve askeri hedeflerini ortadan kaldırdıktan sonra, durur mu?

Bunu şimdiden kestirmek çok zor.

Benzeri başka sorular da var, mesela, ABD ve İran arasında yapılan müzakerelerin, İran’ın son anlarda değişiklik istemesinden sonra İstanbul’da değil de Umman’da yapılması bu savaşın sebebi olabilir mi?

Toplantılar İstanbul’da yapılsaydı bu savaş önlenebilir miydi?

Bu sorunun cevabı da tartışılabilir.

Öte yandan bana kalırsa savaşın başlamasından kısa bir süre sonra Donald Trump’ın sosyal medya paylaşımı çok önemli.

Trump bu paylaşımında diyor ki;

“İran, hem 2020 ve hem de 2024 seçimlerinde bana karşı oldu.

Bu davranışının bedelini bu savaşla birlikte ağır bir şekilde ödeyecektir”.

Paylaşım bizim geleneksel ve dijital medyanın yorumcuları tarafından Trump’ın kendi içine dönük yani, ABD’nin Cumhuriyet Partisine yönelik olduğunu söylediler.

Fakat ben bu paylaşımın, kısmen böyle bir amaca yönelik olduğunu düşünsem de paylaşımın daha önce perdelenen çok önemli bir gerçeği dile getirdiğini zannediyorum.

Şöyle ki:

ABD’de genel olarak demokratların ve özelde Biden yönetiminin Ortadoğu Bölgesindeki uygulamalarına bakınca İran ve Şii yanlısı bir politika izlediklerini görürüz.

Biden bölgede Türkiye’yi de içine alacak şekilde Sünni iktidarları karşısına almıştı.

Hatta bizim muhalefetin altılı masasını destekleyerek Başkan Erdoğan’ı da düşüreceğini açıkça dile getirerek tehdit etmişti.

Aynı şekilde, Suriye’de de Pentagon’un politikalarına destek vererek Türkiye’nin aleyhinde olmuştu.

O sebeple Trump’ın bu paylaşımı dikkate alınmalıdır.

 

İRANIN KÖRFEZ ÜLKELERİNE YAPTIĞI SALDIRILAR İLERİDE KENDİSİNİN DE ALEYHİNDE OLACAKTIR

Diğer taraftan İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) ve Bahreyn’i vurmasını çok iyi anlıyoruz ama Katar’ı, Suudi Arabistan’ı ve Kuveyt’i vurmasını anlamak imkânsız.

Çünkü;

Birincisi: Körfez ülkelerinin hepsi, İran ve ABD-İsrail arasında bir savaş çıkması halinde, kendi ülkelerinden İran’a karşı bir saldırının olmayacağını, buna izin vermeyeceklerini açıkladılar.

İkincisi: Körfez ülkelerinden sadece Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde İsrail’in Büyük Elçilikleri var, diğerlerinde yok.

İran neden BAE ve Bahreyn dışında olan Körfez Ülkelerindeki üsleri de hedef aldı?

Zira başta Suudi Arabistan’ın İran’ı “acımasız” olarak niteleyerek kınayan açıklamalarını da dikkate alırsak, bu ülkeler tavırlarını değiştirip İran’a karşı yeni bir cephe açmazlar mı?

İran bunu dikkate almazsa İsrail’in, bu savaşla birlikte kendileri lehine bölgeyi dizayn etmek niyetine hizmet etmiş olmaz mı?

Bu sorulara cevap verirken elbette İran’ın ABD üsleri içerisinde özellikle Katar’ı yani, Doha’yı hedef almasını anlamak zor değil.

1- ABD merkez komutanlığı CENTCOM’un komuta merkezinin ve en büyük üssünün burada bulunuyor olması.

Ortadoğu’da toplam 40 bin civarında olan ABD askeri varlığının en büyüğü Katar ve Bahreyn’de bulunuyor.

2- ABD üslerinde kayıp verirse, içeriye gidecek asker tabutlarının ülkede bir infiale, ardından da büyük protestolara yol açacağını düşünüyor.

Bu iki sebep önemsiz değil.

Ne var ki bu sebepler Ortadoğu’nun tamamını savaşa sürükleyecek, İsrail’in ısrarla arzu ettiği şekilde bölge ülkelerinin öfkesini İran’a yöneltecek kadar büyük sebepler değil.

Kaldı ki savaş bittiğinde ve ileride masaya oturulduğunda İran o masada tek başına kalacaktır.

BU SAVAŞIN ÇIKMASINI CANI GÖNÜLDEN İSTEYEN ÜÇ ÜLKE

Bu savaş önce bölgeye, ardından dünyaya yayılır mı?

Şimdilik bilemiyoruz.

Fakat şurasını kesin olarak biliyoruz: Bu savaşı en çok üç ülke istiyor.

Birinci ülke, İsrail.

İsrail’in bölgesel hayalleri var.

İkinci ülke Çin.

Çin, bu savaşla birlikte ABD’nin ekonomisinin iyice zayıflayacağını, dünya hegemonyasının kendisine geçeceğini düşünüyor ve bu savaşı destekleyerek İran’ı muhtelif şekillerde destekliyor.

Diğer ülke de: Rusya.

Rusya’nın Ukrayna savaşında canı çok yandı. Buna sebep olan ABD’nin de bu savaşta burnunun sürtmesini istiyor.

Diğer taraftan İsrail’de sonbaharda yapılacak olan seçimler Netanyahu tarafından savaş fırsat bilinerek, büyük bir ihtimalle ertelenecek.

Fakat ABD’de Kasım ayında yapılacak ara seçimlerde Trump’ın içeride durumunu bu savaşın sonuçları belirleyecektir.

Çünkü savaşın ABD lehine sonuçlanacağının, İran askeri gücünün ortadan kaldırılacağının ve İran’da beklenen bir rejim değişikliğinin olacağının hiçbir garantisi yok.

 

NOT: Dün 28 Şubat’ın 29. Yıldönümü idi.

O tarihlerde bu memleketin büyük çoğunluğunu oluşturan Mütedeyyin camiayı sindirmek ve yok etmek için, bin yıl süreceğini söyledikleri linç girişimini, 80 yaşlarındaki bir lider üzerinden uygulayarak ruhlarımızda açtıkları yaralar asla iyileşmeyecek.

O lider ki, ilerlemiş yaşına rağmen; Nemrut’a direnen İbrahim, Firavun’a direnen Musa gibi direndi vatan hainlerinin karşısında.

O mübarek liderin, Necmettin Erbakan’ın ve arkadaşlarının o günlerde damla damla akıttığı terin, samimiyetin, sabrın ve emeğin bereketi ile geldiğimiz bugünlerde, elbette bedenlerimizde açılan yaraların acılarını unuttuk ama hayallerimizde, ruhlarımızda açılan yaralar ebediyen iyileşmeyecek.

28 Şubat 1997’de bize yapılan zulümleri asla;

Unutmayacak ve unutturmayacağız.

 

 

Ferman Karaçam

YouTube : youtube.com/c/Ferman Karaçam

Twitter : twitter.com/fermankaracam

Instagram : instagram.com/fermankaracam

Facebook : facebook.com/karacamferman

E-mail : fermankaracam@gmail.com

Web Sitesi : fermankaracam.com

 

 

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat