28 Şubat 2026 Sonrası: ABD–İran Savaşı ve Rusya’nın Stratejik Hesabı
- GİRİŞ05.03.2026 09:04
- GÜNCELLEME05.03.2026 09:28
Okuyucularım bilir; mümkün olduğunca uzmanlık alanımla ilgili konularda yazmaya özen gösteririm. Bu nedenle yaklaşık bir aydır kalem oynatmadım. Ukrayna savaşı üzerine neredeyse her boyutuyla değerlendirmeler yaptığım için, suni gündemlerle sizleri meşgul etmek istemedim.
Ancak 28 Şubat 2026’da ABD’nin İran’a karşı başlattığı askeri operasyon, artık görmezden gelinemeyecek ölçekte bir kırılma yarattı. Bu yazı, Ortadoğu uzmanı iddiasıyla değil; Rusya’yı ve Avrasya jeopolitiğini yakından takip eden bir siyaset bilimci perspektifiyle kaleme alınmıştır.

Geçtiğimiz günlerde, Rusya Bilimler Akademisi bünyesinde düzenlenen uluslararası bir yuvarlak masa toplantısında Türkiye’yi temsilen yer aldım. Özellikle belirtmem gerekir ki, Türkiye’den katılan tek Türk siyaset bilimci ve uzman bendim. Bu hem şahsi hem de akademik sorumluluğu yüksek bir temsil anlamına geliyordu.
9 Şubat 2026’da Akademi’nin Doğu Bilimleri Enstitüsü Modern Orta Asya ve Kafkasya Araştırma Laboratuvarı tarafından “Orta Doğu’daki durum ve bunun eski Sovyet coğrafyasına etkisi” başlıklı uluslararası bir uzman semineri düzenlendi. Bu toplantı artık yılın başında yapılan geleneksel bir stratejik değerlendirme platformuna dönüşmüş durumda.
Toplantıya; Rus Bilimler Akademisi Doğu Bilimleri Enstitüsü, MGIMO Dışişleri Bakanlığı, M.V. Lomonosov Moskova Devlet Üniversitesi, HSE ve Rusya Federasyonu Hükümeti Finans Üniversitesi'nden önde gelen uzmanları ve bilim adamları katıldı. Ayrıca Türkiye’nin yanı sıra Gürcistan, Azerbaycan ve Özbekistan’dan akademisyenler yer aldı.
Ben de “İsrail–İran Savaşının Güney Kafkasya’ya Yansımaları Türkiye bakışından'' başlıklı bir sunum gerçekleştirdim. Bu vesileyle Rus Devlet adamlarının, elitlerinin ve uzmanlarının Ortadoğu politikasına ve İran krizine nasıl baktığını doğrudan gözlemleme fırsatı buldum. Şunu açıkça söyleyebilirim: Moskova’daki analizler, medyada çizilen “blok siyaseti” anlatısından çok daha derin ve çok boyutlu.
“Rusya Neden İran’a Yardım Etmiyor?” Sorusu
Kamuoyunda sıkça karşılaştığımız soru şu: Rusya İran’ın stratejik ortağı değil mi? O halde neden doğrudan askeri destek vermiyor?
Bu sorunun temelinde iki varsayım yatıyor:
1-Rusya ile İran arasında tam teşekküllü bir askeri ittifak olduğu,
2- Moskova’nın Batı karşıtı her cephede otomatik olarak askeri angajmana gireceği.
Oysa Rus dış politikası ideolojik reflekslerle değil, stratejik maliyet hesabıyla şekillenir. Rusya için en kritik mesele, ABD ile doğrudan sıcak çatışmaya sürüklenmemektir. Ukrayna sahasında devam eden askeri yük, savunma harcamalarının GSYİH içindeki artan payı ve harp ekonomisinin sürdürülebilirliği zaten ciddi bir denge gerektiriyor.
Dolayısıyla Moskova’nın İran’a askeri müdahalede bulunmaması bir “çekilme” değil; kontrollü bir stratejik mesafe tercihidir.
Rusya’nın Ortadoğu Politikası: İlkesel Çerçeve
Rusya’nın Ortadoğu yaklaşımını üç temel eksende değerlendirmek mümkün:
1. Çok Kutupluluk ve CRINK Eksenli Jeopolitik
Rus uzmanlar, küresel sistemin Batı merkezli yapısının aşındığını; Çin, Rusya, İran ve Kuzey Kore gibi aktörlerin oluşturduğu alternatif jeopolitik blokların denge unsuru haline geldiğini vurguluyor. Ancak bu yapı resmi bir askeri ittifak değil; çıkar temelli bir koordinasyon zemini.
Rusya açısından İran bu denklemde önemli bir halkadır; fakat vazgeçilmez tek aktör değildir.
2. Denge Politikası ve Çoklu Diplomasi
Moskova aynı anda hem İran’la hem de İsrail ile temas kurabilen nadir güçlerden biridir. Bu denge, Rusya’ya arabuluculuk kapasitesi kazandırmaktadır.
Doğrudan askeri müdahale, bu diplomatik alanı tamamen ortadan kaldırırdı. Rusya’nın uzun vadeli çıkarı, krizin tarafı olmaktan ziyade yönlendirici ve dengeleyici pozisyonunu korumaktır.
3. Kontrollü Gerilimden Stratejik Kazanç
Enerji piyasalarındaki dalgalanma kısa vadede Rusya lehine olabilir. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artış, yaptırım baskısı altındaki Moskova için mali bir rahatlama yaratır.
Ancak çatışmanın Hazar havzasına ya da Güney Kafkasya’ya yayılması, Rusya’nın güney güvenlik kuşağını kırılganlaştırır. İşte bu nedenle Moskova, krizin “kontrollü kalmasını” tercih eder.
Güney Kafkasya ve Eski Sovyet Coğrafyası
Seminerde en yoğun tartışılan başlıklardan biri buydu.
Eğer savaş derinleşirse:
Azerbaycan–İran hattında güvenlik gerilimi artabilir,
Ermenistan üzerinden yeni güç dengeleri oluşabilir,
Hazar enerji koridorları risk altına girebilir,
Orta Asya’da radikal unsurların hareketliliği artabilir.
Rus uzmanlar açısından mesele yalnızca Ortadoğu değildir; post-Sovyet alanın istikrarıdır. Moskova için Güney Kafkasya bir dış politika sahası değil, doğrudan güvenlik kuşağıdır.
Savaşın Rusya Açısından Stratejik Yansımaları
1. Askerî Yük ve Harp Ekonomisi
Rusya’nın savunma bütçesi son yıllarda ciddi artış göstermiştir. Uzayan bir ABD–İran savaşı, Moskova’yı doğrudan angajmana zorlamasa bile askeri hazırlık seviyesini artırma baskısı yaratacaktır.
2. Jeopolitik Manevra Alanı
ABD’nin dikkatinin Ortadoğu’ya kayması, Rusya’ya başka cephelerde diplomatik ve askeri esneklik sağlayabilir. Ancak bu avantaj, savaşın sınırlı kalması şartına bağlıdır.
3. Küresel Düzen Tartışması
Bu savaş, tek kutuplu düzenin sürdürülebilirliğini yeniden tartışmaya açmıştır. Rus stratejik çevreleri bunu “belirsizlik çağının derinleşmesi” olarak tanımlıyor.
Moskova bu süreci askeri genişleme değil; jeopolitik sabır ve ekonomik adaptasyon üzerinden yönetmeye çalışmaktadır.
Sonuç: Mesafe Bir Zayıflık Değil, Stratejik Tercihtir
Rusya’nın İran’a doğrudan askeri yardımda bulunmaması, bir müttefiki terk etmek anlamına gelmez. Bu, küresel güç dengesini gözeten bir hesaplamadır.
Moskova için temel öncelik:
ABD ile doğrudan savaşa girmemek,
İran’ı tamamen kaybetmemek,
Güney Kafkasya ve Orta Asya’daki istikrarı korumak,
Enerji ve jeopolitik avantajlarını maksimize etmektir.
Bugün sorulması gereken soru şudur: Rusya İran’a neden yardım etmiyor? değil; Rusya bu savaşı kendi stratejik çıkarlarına zarar vermeden nasıl yönetmeye çalışıyor?
Uluslararası sistem artık sert bloklardan ziyade esnek güç dengeleri üzerinden şekilleniyor. 28 Şubat 2026 sonrası tablo, bize bir kez daha şunu gösterdi: Güç, yalnızca askeri müdahaleyle değil; doğru zamanda doğru mesafeyi koruyabilme kapasitesiyle ölçülür.
Rusya’nın tercihi de tam olarak budur.
Yorumlar11
-
Nerde
20 dakika önce
Şikayet Et
Bunlar Ne kullanıyorlar Abi , Rusya üzerine düşeni yapması gerekiyor - O zaman Müttefiklik ortak savunma imzası atmayacaktınız .
Beğen
Cevapla
-
canacan
25 dakika önce
Şikayet Et
hayır Avrupa Ukrayna'ya silah veriyor sende irana ver işte bir kaç parça aynı taktik
Beğen
Cevapla
-
Abdulkadir Akar
30 dakika önce
Şikayet Et
Hocam allah razıolsun emeğine sağlık
Beğen
Cevapla
-
tc vatan
34 dakika önce
Şikayet Et
pusuya yatmış bekliyor iran zayıflasın bana bağımlı kalsın diye
Beğen
Cevapla
-
seyirci
38 dakika önce
Şikayet Et
güzelllll
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle