Endülüs’ü unutursak, bize ne İstanbul’da ne Anadolu’da hayat tanımazlar (1)
- GİRİŞ11.03.2026 09:46
- GÜNCELLEME11.03.2026 09:46
Endülüs’ü unutmazsak, İstanbul ve Anadolu kıyamete kadar İslam beldesi olarak kalır. Yok, Endülüs’ü unutursak, o zaman “Batı’nın başta İstanbul olmak üzere Anadolu’yu Türklerden ve Müslümanlardan arındırma düşüncesi”nin hayat bulması içten bile değildir.
15 TEMMUZ GECESİ, KÖPRÜ’NÜN ANADOLU YAKASINI NEDEN KAPATTILAR BİLMİYOR DEĞİLİZ
Yukarıdaki yargı cümlelerine bizi sevk eden hadisenin en son örneği 15 Temmuz 2016 gecesi yaşadıklarımızdır.
O gece, Boğaziçi Köprüsü’nün (Bugünkü adıyla 15 Temmuz Şehitler Köprüsü) Anadolu yakasını geçişe kapatan FETÖ’cü alçaklar, Avrupa yakasından Anadolu’ya geçişe müsaade etmişlerdi.
Bu sembolik olarak büyük bir şeye tekabul ediyordu. Anadolu’yu İstanbul’a kapatmak istemişlerdi.
Ve sonrasında Vatikan tarzı bir devlet olarak Binans’a yeniden hayat vermekti düşünceleri.
Ama beceremediler. Çünkü, direndik ve o gün “tefrika”ya düşmedik!
GRANA’DA (GIRNATA) HAL DİLİYLE, BİZE NE SÖYLÜYOR
Bu satırların başlangıç cümlelerini iki günlüğüne gittiğimiz Granada’da yazdık.
Granada İslam beldesi olarak Endülüs’ün son düşen kalesidir.
Hem bir ihtişama ev sahipliği yapıyor, hem bir hüzünlü havaya…
ÜLKE TV RAMAZAN BOYUNCA ENDÜLÜS’TE
Bu yıl izleyenler fark etmiştir, sadece Türkiye’de değil dünyada bir ilki başardık Ülke Tv’de.
Kıymetli dostumuz İlahiyatçı Erkan Aydın’ın özel çabası ve kurumsal işbirliğimiz ile Elif Bersu Öztürk’ün özverili çalışması sayesinde iftar programımızı Endülüs’ten canlı yayınladık bugüne kadar.
Allah nasip ederse, Ramazan Bayramı’nın birinci gününe kadar da “Erkan Aydın’la Endülüs’te Ramazan” programımızı her gün 17.30 ila İstanbul iftar saatine kadar canlı yayınlamaya devam edeceğiz.
***
İşte bu program için geçtiğimiz hafta cumartesi günü Granada’ya gittik.
Sizlere hem izlenimlerimizi hem duygularımızı aktarmak isteriz.
***
İspanya’nın Akdeniz sahilindeki Malaga şehrine indiğimizde öğle saatleriydi. Yaklaşık 1.5 saatlik bir kara yolu ile Granada’ya ulaştık. Yol boyu, binlerce zeytin ağacını gördük. Hatta bazı bölgelerde ormanların sökülüp zeytinlik yapıldığına şahitlik ettik. İspanyolların zeytinyağı üretiminde neden dünya lideri olduğunu görmüş olduk.
***
Tarih kitapları, Tarık Bin Ziyad ve askerlerinin 711 yılında İber Yarımadası’na çıktıklarında yemyeşil coğrafyayı görüp hayran kaldıklarından bahseder.
***
Burada 20 gün boyunca yayın yaptığımız mekan şehrin tek camii Granada Ulu Camii’nin avlusu…
Ramazan’ın son 10 günündeyse Endülüs Emevi Devleti’nin başkenti Kurtuba’dan yayınlarımız devam ediyor. Tam da Kurtuba Ulu Camii’nin hemen yanı başından…

***
Granada Ulu Camii, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde teşvik ve önerisiyle İspanyol hükümetinin olur vermesiyle AlBaycin Mahallesi’nde. Endülüs döneminde onlarca caminin yer aldığı Müslüman mahallesinde 500 yıl sonra ilk kez inşa edilen ve ibadete açılan tek cami.
O caminin bir de vakfiyesi var. Başında dostumuz Hişam Melara var. Onların desteği ile cami avlusunda kurduğumuz mini stüdyodan 20 gün boyunca yayın yaptık. Arka fonumuzda bugün bile ziyaretçilerini hayran bırakan El Hamra Sarayı vardı.

ENDÜLÜS’Ü UNUTURSAK…
Cumartesi günü bir önceki Diyanet İşleri Başkanı Profesör Ali Erbaş ile birlikte canlı yayında Erkan Aydın’ın konuğu olduk. Yayında, yazının başında zikrettiğim cümleleri kurduk.
Bizler şayet 781 yıllık kos koca Endülüs medeniniyetini ve tarihini unutursak…
O muazzam İslam mirasını ve medeniyet mirasını unutursak…
Dahası, “tefrika”ya düşen Endülüs’ün nasıl da parçalanıp yok olduğunu unutursak…
Batı’nın Türkleri dolayısıyla Müslümanları önce Tuna’nın doğusuna…
Sonra Meriç’in …
Ardından Boğazların …
Sonra Fırat’ın doğusuna…
Ve elbet Asya steplerine sürme düşüncesine hizmet etmiş oluruz.

“VE LA GALİBE İLLALLAH”
El Hamra Sarayı’nın neredeyse tüm salonlarında herkesin görebileceği şekilde her göz hizasına nakşedilen, “Ve La Galibe İllallah” ifadesi bir yönüyle kabulleniş, diğer yönüyle “mağrur” olmayı çağrıştırıyor.
Oysa “Allah’tan başka galip yoktur” diye saray duvarlarını nakşeden Nasiri Hanedanlığı, kendi hanedanlığının devamı için diğer Müslüman şehir devletlerinin Hıristiyanlar tarafından yıkılmasına destek oldu.
Sonunda, o muazzam medeniyetin son halkası da düştü.
Son Gırnata Emiri Boabdil, 1492’de Katolik Hükümdarlar İzabel ve 2’nci Ferdinand’a şehrin anahtarlarını teslim etti.
Şehri terk ederken El Hamra Sarayı’na ağlayarak baktığında annesinin şöyle söylediği rivayet edilir, “Ağla Boabdil, ağla..! Erkekler gibi savaşmadın, şimdi kadınlar gibi ağla!”
İBNİ ARABİ’NİN MEMLEKETİ MURSİYE TABELASINI GÖRDÜĞÜMÜZDE…
Yazımızın bu bölümünü, Granada’ya 20 kilometre kala karşımıza çıkan “Mursiye” tabelasının iç dünyamızda uyandırdığı hisle bitirelim.
***
Endülüs’ün İbni Rüşt gibi, İbni Haldun gibi dev bilim ve felsefe adamları yetiştirdiğini biliyoruz. Haybin Yakzan’ın yazarı İbni Tüfeyl gibi filozofların yurdu olduğunu biliyoruz.
Ama Mursiye tabelası bize İbni Arabi’yi hatırlattı.
İbni Arabi’nin dünya hayatındaki başlangıç noktasıdır Mursiye.
Ve Elbet Şam’da Kasyun Dağı’nın eteklerinde toprağa verildiği güne kadar, uzun yolculuğunun ilk durağı!
İbni Arabi’nin ruhaniyetini selamlayarak bitilerim bu bölümü.
***
Devam edeceğiz…
Hasan Öztürk / Haber7
Yorumlar4