Endülüs’ü unutursak… İber Yarımadası’nın güney batısında son “bakiyeler”le bir gün (2)

  • GİRİŞ12.03.2026 09:32
  • GÜNCELLEME12.03.2026 10:46

Birçok “bakiye” ile tanıştım bugüne kadar.

Birçok “bakiye” ile konuştum…

Türlü türlü ülkelerde, türlü türlü beldelerde…

Türlü türlü coğrafyalarda, türlü türlü milletlerden “bakiler” tanıdım.

***

Endonezya’nın Açe Sumatra adasında, “İşte bunlar dedelerindir” diyerek elimden tutup okyanus kıyısındaki bir tepedeki mezarlığa götüren “bakiye” de gördüm.

Sırbistan’ın Macaristan sınırındaki Novi Sad şehrinde, Tuna boyunda tenekeden yaptıkları mescitte birlikte namaz kıldığımız “bakiye” de.

Saraybosna’da Gazi Hüsrev’in hemen yanıbaşındaki çay ocağından uğurlanırken “Allah’a emanet” diyen “bakiye” de.

Suriye’de Süleyman Şah Saygı Karakolu’nun hemen yanı başındaki Karakozak’ta Arapça olarak, “Biz Karakeçiliyiz” diyen “bakiye” de gördüm…

Macaristan’ın başkenti Budapeşte’deki Gülbaba türbesinin bahçesinde, şiveli bir “selam aleyküm” diyen “bakiye” de.

ENDÜLÜS’TE BİR AVUÇ MÜSLÜMAN İLE…

En son geçtiğimiz hafta cumartesi günü Ülke Tv’deki “Erkan Aydın ile Endülüs’te Ramazan” programımız için gittiğim Granada’daki Granada Ulu Camii’nin giriş kapısından adımımı attığımda karlışlatım bir “bakiye” ile.

Elinde 99’luk tesbih. Dilinde zikir. Beyazı çoğalmış uzun sakallarıyla, uzun entarisiyle karşıladı bizi, bir İspanyol Müslüman.

***

Dünyanın türlü türlü ülkelerinde, türlü türlü beldelerinde, bazen tek tük kalmış Müslümanları gördüm. Yaşadıkları ülkelerde hala “bizlerle” ünisiyet kuran değişik milletlerden, değişik “bakiyeler” gördüm.

BİZİ ZİKRULLAHLA KARŞILAYAN DERVİŞ…

En son Granada’da. Açık olan tek camide. Giriş kapısının hemen iç bölümünde ayakta “zikir” halindeyken, gördüm.

Hiç konuşmadık. Gözlerimizle selamlaştık sadece. Hatta camiden ayrılırken, gözlerimizle konuştuk yalnızca. O bana bakarken “Ne iyi ettin de geldin” diyordu, ben de ona “Buralarda siz varsınız ya gözümüz arkada değil” diyordum; bakışlarımla.

MUKABELE SONRASINDA KASİDE-İ BÜRDE’Yİ EZBERE OKUYAN CEMAAT

Endülüs yazımızın bu ikinci bölümünde öncelikle Granada Ulu Camii’nde karşılaştığım bir avuç Müslüman’dan söz etmek istiyorum. Onlardan ilki elbette yukarıda bahsettiğim derviş. İsminin bir önemi yok. Ama yaptığının önemi çok.

Oradaki arkadaşlarımızdan öğrendim. Her gün mesaiyi bitirip işten çıkıp camiye geliyor. Takım elbisesini çıkartıp entarisini giyiyor ve caminin giriş kapısının karşısındaki köşede ayakta tesbihata duruyor. Dedim ya derviş..!

Caminin imamı Fas asıllı Said Razıgi. İkindi namazı sonrası mukabele okuyor. Mukabeleye İspanyol Müslümanlarının önde gelen ismi Yusuf İdris eşlik ediyor, o da bir “bakiye” hem de en hasından!

Yanında birkaç kişi daha var. Mukabele sonrasıysa şaşırtıcı bir şey oluyor. Kaside-i Bürde’yi ezberden okuyorlar hep birlikte.  

Yanlarına gidip, diz kırıp oturuyorum. Erkan Aydın sağ olsun türcümanlığımızı yapıyor. Birbirimizi bulmanın, tanış olmanın sevinciyle hal hatır sorup vedalaşıyoruz. İçim kıpır kıpır!

CARMENLERİN ARASINDAN, DAR SOKAKLARDAN, YENİ GRANADA’YA UZANAN YOLDA YÜRÜMEK…

İftar öncesi, AlBaycin tepesinden şehrin ortasından geçen Darro nehri kıyısına kadar yürüyoruz. Önce Carmen adı verilen buraya has yüksek duvarlı bahçeli evlerin arasından dar sokaklardan geçiyoruz. Bazı balkon ve camlarda Filistin bayrağı asılı. İspanyolların, Gazze’deki İsrail soykırımına verdiği tepkiyi biliyoruz. Duyarlılık Granada da gün yüzüne çıkmış, görüyoruz.

Sonra, Arap Çarşısı’na giriyoruz. Buradaki esnafın büyük çoğunlu Faslı Araplar. Dükkanların bazılarından okunan Kuran-ı Kerim sesleri duyuyoruz.

Eski Granada ile yeni Granada’nın neredeyse kesişme noktası sayılan ana caddeye indiğimizdeyse, Katoliklerin Pazar günü yapacağı büyük ayin ve yürüyüşün provasına denk geliyoruz. Az ileride büyük katedral var. Granada Ulu Camii buradaymış. Boabdil’in şehri katoliklere teslim etmesinden sonra yıkılıp yerine bu katedral yapılmış. Katedral’de iki ismin mezarı da var. Pasaklı İzabel ile 2’nci Ferdinand’ın.

ENDÜLÜS’Ü DÜŞÜREN İLE SÖMÜRGE ÇAĞINI BAŞLATAN İSİM AYNI; PASAKLI İZABEL

İftar edeceğimiz restorana geçmeden hemen önce büyük meydandaki o meşhur heykeli gördük.

Kastilya Kraliçesi Pasaklı İzabel ile Kristof Kolomp’un tasfir edildiği heykel. Heykelin hikayesi ilginç, Kraliçe İzabel, önünde diz çökmüş olan Kolomp’a batıya yelken açarak Asya ve Hindistan’da yeni keşifler yapması için berat veriyor.

Yani?

Yanisi, Endülüs’ün son kalesi Gırnata Emirliği’ni ele geçiren İzabel ve Ferdinand, önce buradan Müslüman ve Yahudileri sürüyor… Ardından, Amerika’nın da keşfine neden olan büyük sömürge çağının başlangıç adımını atıyor.

Sömürge çağı işte tam da burada Granada’dan Müslümanlar sökülüp atıldıktan sonra başlıyor, öğrenmiş olduk!

***

Heykelin önünden, El Hamra tepesine doğru ilerlediğimizde karşılaştığımız Kapalı Çarşı’nın bir kapısından girip diğerinden çıkıyoruz. Karşımızda küçücük bir restoran. Burası Suriyeli bir Müslüman’a ait.

İftar için burayı seçmiş ev sahibimiz Erkan Aydın. Misafirlerimiz de var. Hem Fas asıllı Venezuellalı bir aile misafirimiz hem Granada Ulu Camii Vakfı Başkanı dostumuz Hişam Melara ve arkadaşları.

ENDÜLÜS’TE BİR AVUÇ “BAKİYE” İLE İFTAR SOFRASINDA BULUŞMAK

Vakit tamam olup da orucumuzu açtığımızda, bu kez Hişam ve arkadaşlarıyla Elif Bersu Öztürk’ün tercümanlığı sayesinde koyu bir sobetin içinde bulduk kendimizi.

Hişam’ın anne-babası 1970’lerin sonunda Müslaman olmuş. Ailesi saf kan İspanyol. Geçmişinde ne Araplık var ne Berberilik. Kendisi bir avuç İspanyol Müslüman’ın Granada’daki gönüllü temsilcisi. Onların sorunlarını dert edinmiş. Cami vakfını da o yüzden kurmuş.

Ramazan boyunca her akşam Erkan Aydın’ın teşvikiyle Türkiyeli hayır severlerin verdiği katkı sayesinde Granada Ulu Camii’nin alt katındaki müştemilatta 100 kişiye iftar veriyorlar.

Hişam, bizim Ramazan’da Granada’da bulunmamızdan duyduğu memnuniyetten defalarca bahsetti. Endülüs’teki “bakiyelerin” kendilerini yalnız hissetmemesi için daha çok Müslüman’ın buralara gelmesini istediklerini söyledi.

Sohbetimizde zaman zaman duygulandık, zaman zaman umutlandık.

Yemeğin ardından birbirimize sımsıkı sarılarak vedalaştık.

***

Devam edeceğiz…

Hasan Öztürk / Haber7

Yorumlar4

  • Hanım Efendi 20 dakika önce Şikayet Et
    Balkanlar, İspanya gördük, göründük. Yönümüzü Türki cumhuriyetlere döndük. Nasip bakalım.
    Cevapla
  • Abdullah ademoğlu 42 dakika önce Şikayet Et
    Maşallah bu ramazan Erkan Aydın hocam bir güzelliğe vesile olmuş, Rabbim sizden de ondanda razı olsun inşaallah Hasan bey
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • emin 1 saat önce Şikayet Et
    İnşaallah en kısa zamanda buluşmak dileğiyle...
    Cevapla Toplam 5 beğeni
  • BAKİ 1 saat önce Şikayet Et
    Çok güzel bir seyahat olmuş. Evet bakiyelerin gözleri yolda. Müslüman beklenen ve gözlenendir. Bizim adımıza umut ışığı olduğunuz için teşekkürler Hasan Bey..
    Cevapla Toplam 6 beğeni
  • Fatih 1 saat önce Şikayet Et
    Allah sayılarını arttırsın İnşallah
    Cevapla Toplam 10 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat