Cilovluk’tan Harg’a… Vanayı kim tutuyor?

  • GİRİŞ01.04.2026 08:59
  • GÜNCELLEME01.04.2026 08:59

Şu son bir ay içinde dünya hem ahlakî hem de siyasî bir yarılma yaşıyor. Önceden adına sarsılma, yön bulma, eksen kayması, dizayn dediğimiz hadise giderek net bir görüntüye ulaştı; bu denklemde iyiler ve kötüler, masumlar ve zalimler birbirine karışmayacak biçimde ayrıştı.

Dünya siyasetini anlamak için başkentlerden çok üretim noktalarına bakmamız gerekiyor. Enerji savaşlarının ilk değil ama en büyük çatışmasının yaşandığı bölgemizde olup bitenleri anlamak; yani Harg Adası ve Hürmüz Boğazı’na düğümlenen kirli siyaseti doğru kavramak için bir hafıza tazelemesine ihtiyacımız var.

***

İsrail ve ABD’nin, İran’daki rejim değişikliği histerisi ile başladığı fakat Hürmüz Boğazı ve Harg Adası özeline düğümlediği haydutluk, akıllara, 1918’in Azerbaycan’ını, Cilovluk (Cilov) Adası’nı getirdi.

Dün Bakü açıklarındaki Cilovluk Adası, bugün İran’ın ana ihracat kapısı Harg Adası…

Aradan yüz yıl geçmesine rağmen emperyalist hedef ve mantık aynı: Üretimi kontrol et, ihracatı boğ, akışı kes. Böyle yaparsan siyaset de kendiliğinden hizaya gelmiş olur!

Cilovluk ile Harg Adası arasında ilk bakışta yalnızca coğrafya benzerliği varmış gibi görünür: İkisi de suyun ortasında, ikisi de kıyıya yakın, ikisi de petrolün gölgesinde. Oysa asıl benzerlik haritada değil, kaderdedir. Bu iki ada, bize enerjinin yalnızca ekonomik bir mesele olmadığını; devletleri, orduları, yaptırımları, etnik gerilimleri ve hafızayı aynı anda harekete geçiren sert bir iktidar dili olduğunu gösteriyor.

 

Bugünün enerji savaşlarını anlamak için bazen boru hatlarına değil, küçük adalara bakmak gerekir. Çünkü büyük hesaplar çoğu zaman en dar kara parçalarında düğümlenir. 

Cilovluk, (Cilov) Adası, Bakü petrol havzasının parçası olan küçük ama tarihsel ağırlığı büyük bir mekân. Adanın ve çevresinin petrol coğrafyası yeni değil; Cilovluk çevresinde deniz tabanından petrol ve gaz emarelerinin 18. yüzyılda kayda geçtiği, Azerbaycan petrol tarihinin de çok erken dönemlerden beri bu deniz-kıyı-adalar hattı üzerinde şekillendiği biliniyor. Daha sonraki jeolojik ve endüstriyel gelişmelerde de Cilovluk, Pirallahı ve Neft Daşları çevresi, Hazar’daki offshore üretim mantığının temel halkalarından biri olur. Yani ada, modern enerji jeopolitiğinin erken laboratuvarlarından biri haline gelir. 

Bu gelişme, Rus emperyalizminin dikkatini çeker. 1918’de, Bolşevikler yanlarına aldıkları Ermeni Taşnak terörist gruplarla petrol bölgesini ele geçirmek üzere Bakü’ye saldırir. Adına ‘etnik temizlik’ dense de bu harekâtın asıl amacı petrolü ele geçirmektir. Adada yüzlerce emekçi katledilir, kuyular ateşe verilir. Azerbaycan tarihine “31 Mart Azerbaycan Soykırımı Günü” olarak geçen bu tarihi olay, bugün Harg Adası üzerinde kurgulanan senaryonun karbon kopyası olarak okunabilir.

***

Harg Adası, İran’ın ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ını karşılıyor. Hürmüz Boğazı ise küresel enerji trafiğinin (petrol ve LNG) merkezi. Dolayısıyla bir kara parçası olarak görünmemesi gereken, devasa bir vana olan Harg Adası, küresel piyasanın sinir ucudur. Harg’ın vurulması ya da ele geçirilmesi petrol fiyatları, Çin’e veya dünyanın pek çok yerine giden İran ham petrolü, Körfez güvenliği demektir. Harg, bugünün dünyasında bir adadan çok bir vanadır. Vanayı kimin elinde tuttuğu ise diplomasinin dilini bir gecede değiştirir.

İşte Cilovluk ile Harg arasındaki gerçek akrabalık burada başlıyor. İkisi de petrolün “çıktığı” yer olmaktan fazlası; ikisi de petrolün “denetlendiği” yer. Bu anlamda tarih bize tekrar aynı şeyi söylüyor: Enerji savaşları çoğu zaman kuyuda değil, boğazda; rafineride değil, yükleme noktasında; kıtada değil, adada sertleşir. Çünkü ada, hem lojistik olarak sıkıştırılabilir bir hedef, hem savunulması zor bir alan, hem de propaganda açısından simgesel bir nesnedir. Büyük güçler için ada, karmaşık bir ülkeyi diz çöktürmenin kısa yoludur. 

***

Hatırlamakta fayda var: Bir ada olmasa da, Venezuela’ya diz çöktürüp Karayip Adaları üzerindeki terminalleri ele geçiren Amerikan haydutluğu enerjiyi kontrol altına aldı. Sadece enerji akışını değil ona bağlı olarak lisans, tanker ve sigorta gibi kalemleri de kendi lehine dönüştürdü.

Dünyanın enerji düzeni kara jeopolitiği kadar deniz jeopolitiğidir, denilebilir. Harg, Hürmüz’e; yaslanır. Cilovluk, Bakü-Hazar petrol coğrafyasına yaslanır. Sakhalin ise, Rusya’nın Uzak Doğu enerji denkleminde Japonya ve Asya pazarlarıyla temas eder.

***

Modern enerji savaşları eskisi kadar gürültülü olmasa da daha derinden ve gerekçeleri meşru görünmekle birlikte daha sinsi ilerliyor. 1918’de Cilovluk çevresinde silahlı güçler ve açık bir iç savaş vardı. Bugün Harg’da füze, drone, abluka ve işgal senaryoları konuşuluyor. Venezuela çevresinde ise yaptırım, lisans, taşıma kısıtı, depolama ve dolaylı deniz baskısı var. Form değişiyor, mantık değişmiyor yani bir ülkeyi tamamen yenemiyorsan, onun enerji musluğunu hedef al; toprağı işgal etme, akışı kes.

Örneklerine tekrar baktığımızda –Siyonizm/Evanjelizm alçaklığının sebep olduğu insanî trajedi dışında-, Harg Adası’na yönelik her askerî/yarı-askerî baskı, yalnızca İran’ı değil, küresel fiyatlar, sigorta primleri ve tanker trafiği kadar Çin’in “Kuşak Yol Girişimi”nin hat güvenliğini de derinden etkiler. İsrail’in Doğu Akdeniz’deki gaz üretimi (Leviathan Gaz Sahası) hayalini de köpürtür. İsrail’in, uşağı Trump’ı da yanına alarak İran’ın enerji altyapısını kriz alanı haline getirmek istemesinin temel sebebi budur.

***

Dün, üretim sahasının kontrolü için binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan Cilovluk’ta ne yaşandı ise bugün de ihracat vanasının kontrolünü ele geçirmek için yürütülen politika aynıdır. Açık çatışmadan hibrit baskıya, milislerden yaptırımlara, tüfekten sigorta poliçesine kadar belli bazı farklılıklar gözlense de durum maalesef böyle…

Siyonist ve Evanjelist siyasete kulluk eden akılsızlar hâlâ onların değirmenine su taşımaya devam etsinler; sahipleri, vananın kontrolünü ele geçirdikten sonra sıra onlara da gelecek. Çok geç olacak ama görecekler ki, ne petrolün akışı, ne ticaretin akışı ne de enerjinin akışı kendilerine kalacak.

Yorumlar2

  • ahmet 2 saat önce Şikayet Et
    Aklıma hemen Akdeniz petrolleri ve kıbrız adası geldi..Akibeti aynı olmasın?
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • seher vakti 2 saat önce Şikayet Et
    İsabetli görüş katılıyorum.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat