NATO parçalanma yolunda mı?
- GİRİŞ03.04.2026 09:08
- GÜNCELLEME03.04.2026 11:09
Daha önce Avrupa Birliği’nin tepe yönetiminde de görev almışlığı olan Polonya Başbakanı Donald Tusk’ın yaptığı bir açıklama var.
Şöyle diyor:
“NATO’nun dağılması tehdidi, Rusya’ya uygulanan yaptırımların hafifletilmesi, Avrupa’da büyük bir enerji krizi, Ukrayna’ya yardımın durdurulması ve Orban’ın (Macaristan Başbakanı) Kiev’e vereceği kredinin engellenmesi, bunların hepsi Putin’in hayalindeki plan gibi görünüyor”
Polonya dediğimiz ülke, 2’inci Dünya Savaşı’nın en talihsiz ülkelerinden biriydi.
Önce Hitler Almanyası’nın, devamında Stalin Rusya’sının (SSCB) hışmına uğrayıp büyük acılar yaşamış bir ülke.
Ukrayna savaşıyla birlikte, Almanya üzerinden olmasa da, Rusya üzerinden gelen korkuları yine ‘ensesinde’ en fazla hisseden Avrupa ülkeleri arasında yer alıyor Polonya.
Başbakan Tusk’ın açıklamalarının ima ettiği husus şu:
2’inci Dünya savaşı sonrası, Avrupa’nın güvenliğini NATO üzerinden temin etmeyi taahhüt altına almış olan ABD, şimdiki başkanı Donald Trump üzerinden bu şemsiyeyi kapatmak ve Avrupa’yı Rusya tehdidiyle baş başa bırakmakla itham ediliyor.
Bir anlamda Trump’ı ortak bir hedef doğrultusunda Putin’le ‘örtülü’ hedef birlikteliği içinde olmakla suçluyor bu açıklama.
Trump’ın NATO ile ilgili son açıklamasının ‘örtülü’ bir tarafı bulunmuyor zaten.
Neler söyledi hatırlayalım:
-Her zaman NATO’nun kâğıttan kaplan olduğunu biliyordum.
-Avrupa’yı artık güvenilir bir ortak olarak görmüyorum. NATO’dan tiksinti duyuyorum.
-ABD’yi NATO’dan çekmeyi ciddi şekilde düşünüyorum .
İsrail’le birlikte İran’a karşı yürüttüğü savaşta Avrupa tarafından yalnız bırakılmanın verdiği öfke hali de var tabi bu sözlerin arka planında.
Ancak Trump’ın söylem ve eylemlerini 2016’den itibaren gözünüzün önüne getirdiğinizde, bu sözlere sadece “Bir öfkeyle söylenmiş sözler” olarak da bakılamaz.
TRUMP’IN DIŞ POLİTİKA YAKLAŞIMINI ÖZETLEYEN DÜNYA JANDARMALIĞINDAN AMERİKAN KITASININ JANDARMALIĞINA DÖNÜŞ ÇABALARI, ABD’DİN NATO’DAN UZAKLAŞMASI ANLAMINA DA GELİYOR
Trump dönemine mahsus bir durum mudur, geçici midir, yoksa ABD’de kurumsal anlamda da sahiplenilen yeni bir duruşu mu temsil ediyor tartışmaları bol bol yapılabilir.
Ancak şurası net ki, Trump’ın NATO ile ilgili yaklaşımının akşamdan sabaha değişebilecek yüzeysellikte olmadığını gösteren çok fazla örnek karşımıza çıktı.
3 yıl öncesine kadar, NATO üyesi ülkeleri, savunma harcamalarını artırma çağrılarıyla sıkıştıran Trump, Temmuz 2023’teki Litvanya zirvesinde bunun kararı alınmasına rağmen orada durmadı, NATO özelinde mesele ettiği hususun bundan ibaret olmadığını gösteren tutum ve davranışlarını sürdürdü.
Daha geniş çerçevede bakıldığında, ABD’nin Avrupa ve Pasifik’te 2’inci Dünya savaşından beri yürüttüğü ‘jandarmalık’ rolüne itiraz eden ‘Trumpizm’ anlayışının, ABD dış politikasını Dünya jandarmalığından, Amerika kıtası jandarmalığına taşıma gibi bir hedefe sahip olduğu görülüyor.
Trump’ın açıklamalarına bu pencereden bakılırsa doğru yere oturtulabilir.
Birkaç tane hatırlatma yapmak isterim.
Temmuz 2019 yılında Japonya’nın Osaka şehrinde yapılan G-20 zirvesi için ülkesinden hareket ederken yaptığı bir açıklama vardı Trump’ın.
Demişti ki:
“Japonya bir savaş girmesi halinde biz de onların yanında o savaşa girmek zorundayız. Ancak biz bir savaşa girersek, Japonlar evlerindeki Sony televizyonlardan bizim savaşımızı izleyecekler”
Geçen ay Washington’a yaptığı ziyaret sırasında tuhaf hareketleriyle de gündeme gelen Japonya’nın kadın başbakanı ile yaptığı basın toplantısında, 2’inci Dünya Savaşı sırasında Japonya’nın Pasifik’teki Amerikan gemilerine yaptığı ani saldırıyı, ‘Pearl Harbour’ hatırlatmasıyla gündeme getirmişti Trump.
İlk döneminde yine Beyaz Saray’da ağırladığı dönemin Japon Başbakanı Japonca konuşurken kulaklık takmayan, bunun nedeni sorulduğunda da “Ne konuşacağını biliyordum zaten” diye misafirini aşağılayan Trump, dönemin Almanya Şansölyesi Angola Merkel’le kameralar önünde tokalaşmayı reddederek, bu aşağılama üzerinden, Almanya üzerindeki Amerikan güvenlik şemsiyesi hakkında da hiç de iyi şeyler düşünmediğini belli etmişti.
ABD’NİN BIRAKACAĞI BOŞLUĞU FRANSA DOLDURABİLİR Mİ?
ABD’nin Trump’ın dediğini yaparak NATO’dan çıkması demek çok şey demek.
Çok büyük bir kırılma, hatta örgütün parçalanması anlamına gelebilir böyle bir durum...
Kıta Avrupası’nın tek nükleer gücüne sahip olan Fransa’nın böyle bir senaryodan kendi lehine yararlanmak istediğine dair veriler de var elimizde.
Örneğin, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un birkaç yıl önce zikrettiği “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” sözleri.
Buradan bakıldığında, Macron’un Trump’ın öyle bir karar almasından en fazla memnun olacak isimler arasında olacağı ortada.
Ancak, gerçek şu ki, Doğu Avrupa ülkeleri, Rusya tehdidine karşı ABD garantisini başka herhangi bir ülkenin ikame edemeyeceğini düşünüyor.
Mehmet Acet - Haber7
Yorumlar2