Devlet değil, terörist!

  • GİRİŞ05.05.2026 08:52
  • GÜNCELLEME05.05.2026 08:52

Devlet, bir halkın yahut halkların bir araya gelerek teessüs ettirdikleri organizasyonun adı…

Peki, devlet olmak için sadece bu yeter mi?

Elbette ki hayır!

Bunun yanında bu organizasyonun bir değerler skalasının olması gerek…

Bu da yetmez!

Bir araya gelen bu halkın, bir medeniyet arka planına sahip olması da şart!

Bütün bu unsurlar yan yana geldiğinde ‘devlet’ dediğimiz oluşum anlam kazanır.

Bu gerçekler ışığında İsrail’e baktığımızda, bu yapının neden ‘devlet’ olamadığını, neden eylemlerinin korsanlarınkine, haydutlarınkine, teröristlerinkine ve eşkıyalarınkine benzediği daha iyi anlaşılmakta…  

Yukarıdaki tanıma uymayan 2 sözde devlet var dünyayı parmağında oynatan…

Daha önceki yazılarımın birinde tanımlamıştım, tekrarında fayda var.

Dünya üzerinde ‘yasal devlet’ (!?) sıfatını haiz iki devlet var ki, ‘küresel terörün’ önde gelen mümessilleri oldukları halde, sahip oldukları güç sayesinde tüm fiillerini BM eliyle yasallaştırıp, terörü kendileri için bir hakka dönüştürüyorlar.

Bunlardan birisi, topraklarına çöreklenerek yok ettiği yüz binlerce Kızılderili’nin kanı üzerinden, kelimenin tam manasıyla ‘soykırım’ yaparak devletleşen ABD, diğeri, maruz kaldığını iddia ettiği ve gerçekte olmayan ‘soykırım mağduriyeti’ üzerinden Filistin’i işgal ederek devletleşen İsrail…

İşte bu İsrail'in Gazze ablukasını kırma ve hayati derecede önemli insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu, 12 Nisan'da İspanya'nın Barselona kentinden denize açılmış ve yukarıda bir devletten ziyade adeta insaniyet düşmanı bir terör örgütü konumunda olduğu ayrıntılarıyla anlatılmış olan haydut devletin bir kez daha saldırısına uğradı.

Bu İnsaniyet seferberliği, Filistin’de ve özellikle de Gazze’de yaşanan insanlık trajedisini durdurmaya yönelik atılan soylu bir adımdı ve bu adım, anılan teröristlerce akamete uğratıldı.

İtalya'nın Sicilya Adası'ndaki katılımlarla 60'dan fazla tekne 26 Nisan'da yeniden Akdeniz'e açılırken, 29 Nisan gece saatlerinde Girit Adası açıklarındaki uluslararası sularda İsrail ordusu yasa dışı müdahalede bulunarak aktivistleri taşıyan tekneleri ele geçirmeye başladı.

39 farklı ülkeden 345 katılımcının verdiği bu soylu direniş daha önce olduğu gibi bir kez daha terör devleti İsrail güçleri tarafından uluslararası sularda saldırıya maruz kaldı ne yazık ki…

Bunun üzerine Sumud Filosu, aralarında Türk vatandaşlarının da bulunduğu 175 aktivistin uluslararası hukuku hiçe sayan bu teröristler tarafından gözaltına alındığını ve sorgulanmak üzere İsrail’e götürüldüğünü duyurdu.

Tüm dünya ile adeta alay eden terör devletinin bu insanlık dışı saldırısına birçok devlet gibi Türkiye de anında tepki vermiş ve dışişleri bakanlığınca şöyle bir bildiri yayınlanmıştı.

“Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan Küresel Sumud Filosu’na İsrail güçleri tarafından uluslararası sularda yapılan saldırı bir korsanlık eylemidir.

İsrail, Gazze’deki mazlumların yaşadığı insani felakete dikkat çekmeye çalışan Küresel Sumud Filosu’na saldırarak insani değerleri ve uluslararası hukuku hedef almıştır.

İsrail’in bu saldırganlığı aynı zamanda uluslararası sularda seyrüsefer serbestisi ilkesini ihlal etmektedir.

İsrail’in bu hukuk tanımaz eylemine karşı uluslararası toplumu ortak bir tutum takınmaya davet ediyoruz.

Filoda yer alan vatandaşlarımızın ve diğer yolcuların durumu konusunda ilgili diğer ülkelerle beraber gerekli tüm girişimler yapılmaktadır.”

Nitekim bu açıklamanın hemen ardından Türkiye devleti derhal harekete geçerek Yunanistan'a ait Girit Adası'na çıkarılan 18’i T.C. vatandaşı olan 59 aktivisti Türkiye’ye getirdi.  

Böylesine alçakça bir terör eylemine İsrail’i sevk eden en mühim unsur, kuşkusuz ki, medeniyetten nasip almamış vahşi bir yapıya sahip olmasından kaynaklanmaktadır.

Saygı duyduğu bir değerler bütünü olmayan, medeni bir vasıf taşımayan ve hukuk tanımaz özellikleri nedeniyledir ki İsrail, eşkıyalığı tercih etmiştir.

On yıllardan beridir zulmetmedik insan bırakmayan, Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren ‘devlet’ görünümlü bu eşkıyalar topluluğunun, ‘soylu bir seferin, asil neferlerine’ yönelik insanlık dışı saldırısı, bardağı taşıran son damla oldu…  

Şuna hiç şüphe yok ki, zulüm ile ayakta durmaya çalışan bu eşkıyalar topluluğu kendi tarzının içerisinde boğulmaya mahkûm!...

Zira zulüm ile abat olunduğuna dünya tarihinde asla rastlanmamıştır!

İşte bu hakikat nedeniyle ABD’nin şımarık sahibi, bugünkü şaşaalı imparatorluğunu, uşağıyla birlikte tarihin tozlu sayfalarına terk etmelerine ramak kaldı.

Evet, Sumud Filosu aktivistleri, hiçbir çıkar gözetmeksizin, sadece mazlumların dertleriyle dertlenmek için yola çıkmış ve insaniyetin onurunu kurtarmaya talip olmuş yiğitlerdir!

Onların bu cesareti, dünyanın nereye savrulduğunu unutanlara karşı bir vicdan haykırışıdır!

Bu yolculuk, insani değerlerin, adaletin ve elbette ki, kardeşliğin yolculuğudur.

Ve evet, bu mücadele, sadece Gazze’deki çocukların değil, insanlık haysiyetinin de kurtuluş mücadelesidir.

Şüphe yok ki, insaniyeti yücelten bu soylu direniş ve bundan sonra gerçekleşecek olan benzeri direnişler, haydut devlet İsrail’i ve onun adeta uşağı konumundaki Amerika’yı en aşağılayıcı bir biçimde tarihin tozlu sayfalarına gömecektir!

Sumud Filosu vesilesiyle bu soylu sefere katılıp tüm dünyada ‘Kahrolsun İsrail’ nidalarının yankılanmasını sağlayan insaniyetin yüz akı bu yiğitleri Saygıyla selamlıyorum…

Nihat Nasır / Haber7

Yorumlar3

  • Şahinkaya 28 dakika önce Şikayet Et
    Sayın Nasır Yazınızda ki katil devletlerle ilgili tespitleriniz için teşekkürler
    Cevapla
  • SELAMET 1 saat önce Şikayet Et
    DÜNYANIN EN KATİL VİCDANSIZ ALÇAK CANİ KATİL toplumu....
    Cevapla Toplam 4 beğeni
  • Yusuf yıldız 1 saat önce Şikayet Et
    Bu muhteşem tespitler için değerli yazarımıza teşekkürler.
    Cevapla Toplam 4 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat