Astana’da caddelerde yürürken “ah” dedim, başka bir şey gelmedi elimden

  • GİRİŞ15.05.2026 08:53
  • GÜNCELLEME15.05.2026 09:01

ASTANA

İnsan, gördükçe ister istemez hayıflanıyor, iç geçiriyor, gıpta ediyor.

“Keşke biz de böyle yapsaydık” diye mırıldanarak yürüdüğüm Astana’dan söz etmek istiyorum bugün sizlere.

Biliyorsunuz, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve heyeti iki gündür Kazakistan’ın başkenti Astana’da.

Siz bu yazıyı okuduğunuz saatlerdeyse Pir-i Türkistan Ahmet Yesevi atamıza, Türkistan’a yola çıkmış olacağız.

***

Dün bütün gün boyunca Cumhurbakanı Erdoğan’ın Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev ile birlikte heyetler arası görüşme ve anlaşmalara ilişkin haberi okudunuz, izlediniz.

Kazakistan, Türkiye’nin Türk dünyasındaki en önemli ticaret ortaklarından biri. Aynı zamanda da ikili ilişkilerimizin her geçen gün arttığı bir kardeş ülke.

1991 yılında bağımsızlığını kazandığında ilk tanıyan ülke Türkiye. O günden sonra özellikle Erdoğan iktidarıyla birlikte ilişkiler çok daha güçlü.

Ticaret hacmimiz 10 milyar dolar. Hedefse 15 milyar dolar olarak belirlendi.

Diğer alanlardaysa TİKA’dan Yunus Emre’ye, Maarif Vakfı’ndan sivil toplum kuruluşlarımız Kazakistan’da güzel işlere imza atıyor.

Örnek mi?

Dün Hanımefendi, Emine Erdoğan’ın açılışını yaptığı Seyfullin Tarım Üniversitesi’ndeki TİKA tarafından yapılan Sıfır Atık Laboratuvarı.

Yine, o açılış törenine giderken bize mihmandarlık yapan Kazak arkadaşımızın akıcı Türkçeyi Yunus Emre Enstitüsü’ndeki kursta öğrenmiş olması.

Bir diğer örnek dün imzalanan anlaşmalardan biri de Maarif Vakfı’nın Kazakistan’da iki okul açacak olması.

Örnekleri çoğalta biliriz.

Fakat ben size bugün Astana’da iki saat tek başıma caddelerde, sokaklarda, parklarda dolaşırken gördüklerimden söz etmek istiyorum.

Zira, iki saat boyunca sıklıkla iç çekmekle, bolca “keşkeler”le, çokça “ah çekmekle” geçirdim.

GÖRMEDEN ÖNCE ZİHNİMDE OLUŞAN “GRİ” ALGI, YERİNİ PIRIL PIRIL BİR UFKA BIRAKTI

Türk Cumhuriyetlerine ya da Türkistan’a gelmeden önce sanki buralar “Gri bir coğrafya” olarak zihnime nakşedilmişti. Bunu nedeni elbette “batı”lı perspektifin zihin dünyamı işgal etmesi.

Azerbaycan, Özbekistan ve Kazakistan’a gelip gitmeye başladığımdaysa zihnimdeki “gri” algı tamamen değişti.

Pırıl pırıl havası olan şehirleri gördükçe…

Kurulan yeni şehirlerde yemyeşil parklarda gezdikçe…

Eski şehirlerde restorasyon ve bakımlar sayesinde tarihin yeniden canlandığına şahitlik ettikçe zihnimdeki gri algı yerini berraklığa bıraktı.

***

Astana, nispeten yeni bir şehir. Çarlık Rusyası’nda daha küçük, Sovyetler dönemindeyse biraz daha gelişmiş bir şehirken…

Şimdi başkent. Ve bir Japon şehir planlamacısının çizdiği mimariye uygun büyüyen yep yeni bir şehir.

GENİŞ CADDELER, GENİŞ KALDIRIMLAR, TERTEMİZ YEMYEŞİL PARKLAR

Sovyetler döneminin tipik özelliği geniş caddeler aynen devam ediyor. Ama sadece caddeler geniş değil, kenarlarındaki yaya kaldırımları da en az caddeler kadar geniş. Şehrin her yerinde tertemiz olağan üstü büyük parklar var. Modern mimari şehir merkezinde yüksek binalar oluşturmuş. Ama o kadar çok nefes alacak park ve bahçe var ki görmek gerek.

Hele hele, insanların rahatça yürümesi için oluşturulan kaldırımlar ferahlık sağlıyor.

Benim gibi İstanbul’un orta yerinde Fatih’te yaşayan ve daracık kaldırımların bile işgal altında olduğunu bir yerde yürümeye çalışan biri için Astana kaldırımları tabir yerindeyse “Londra asfaltı” gibi.

Bisiklet yollar ayrı bir güzel. Caddelerdeki nizam intizam ayrı bir güzel. Parklar ve bahçeler ayrı bir güzel.

İSTANBULLULAR ALIŞMAKTA GÜÇLÜK ÇEKER, ÇÜNKÜ YERDE İZMARİT YOK..!

Fakat dikkati mi çeken çok daha farklı bir şey var; “izmarit.

İzmaritler nerede?

Zihnimdeki soru buydu, kaldırımlarda yürürken, parklarda dolaşırken.

İnsanlar sigara içmiyor mu?

Hayır içiyorlar.

Peki izmaritler nerede?

Tabii ki yanma ihtimali olmayan çöp kovalarında.

Peki neden yerde hiç izmarit yok?

Çünkü, konan yasaklar ve yapılan denetimler sonucunda insanlarda alışkanlık oluşmuş ve yere izmarit atmıyorlar!

Çok nadir birkaç izmarit görebildim.

Yoksa parklarda, kaldırımlarda, caddelerde ve elbette otobüs duraklarında izmaritten eser yok.

Bir de parklama meselesi var ki söylemeden geçemem.

Hiç, kaldırıma park etmiş araç görmedim inanın!

Ya bizde?

KADİM ŞEHİRLERİMİZİ MAHVETTİK, BİR DE ARTIK ÇOK PİS…

Bizi takip edenler sosyal medyada ve bu köşede konuya dair çok eleştiriler yaptık. Fotoğraflar, videolar gösterdik.

Bizim memlekette, otobüs duraklarına bir bakın Allah aşkına, yerlerde izmarit dolu.

Yine parklarımızda, kaldırımlarda, caddelerde izmaritler her yerde. Hatta sıklıkla yanan sigarayı yere atma da var. Sigaranın ateşi üzerindeyken rüzgardan yada bir aracın esintisinden yuvarlanarak gidiyor meçhule!

Yine bizde bırakın araçların kaldırımları işgal etmesini, yeşil alanları parkları da işgal ediyor artık.

***

Astana’da iki saat boyunca yürürken, gördüğüm güzellik, temizlik, düzen ve şehir planlaması karşısında hayıflandım, iç geçirdim, “ah” çektim.

Gelip görmenizi dilerim. Sonra da İstanbul’da nasıl bir kalitesiz hayat yaşadığımızı idrak etmenizi!

***

Nasipse bugün hem kandan hem itikaddan Atam Pir-i Türkistan Ahmet Yesevi’yi ziyaret edeceğiz.

Divan’a durup, hem hal olacağız.

Rabbim cümle ceddimize rahmet etsin, büyük tasarruf sahibi Pir’lerimizle bizi birlikte haşretsin. (Amin)

 

 

Yorumlar7

  • Yıldırım 9 dakika önce Şikayet Et
    Bunlar tabii ki çok güzel bizde kanun varsa bile uygulama olmuyor. Kapalı alan için bile bir sürü çözüm ürettik. Ayrıca siz gazeteciler burada yazdıklarınızı veya toplum dan gelen olumlu veya olumsuz yorumlara tabi uygun makul olanlara iletiyor musunuz. Bence hayır sizlere demek ki görev düşüyor. Çünkü ben sayın cumhurbaşkanımızı ancak ekranlarda görüyorum
    Cevapla
  • Azim 15 dakika önce Şikayet Et
    Hasan bey diyor ki ,yerde izmarit yok istanbullular alışamaz buna diyor. bende diyorumki bizim insanımızın kendine saygısı yok ki çevreye olsun kim sorarsa biz medeni bir milletiz medeniyet kim biz kim <aslan yattığı yerden belli olur <<
    Cevapla
  • İbrahim 16 dakika önce Şikayet Et
    Hasan bey kardeşim. Yazılarını severek okuyorum. Malumunuz olduğu üzere, belediyeler otopark yapmıyor. Mevcutlar yetersiz ve fiyatları çok yüksek. Sen de bu ülkede yaşıyorsun. Benim bildiğimi zaten biliyorsun. Güzel kardeşim, biz arabamızı keyfimizden mi park ediyoruz kaldırımlara!
    Cevapla
  • Mustafa Çınar 34 dakika önce Şikayet Et
    Doğru tespitler. Eksiği var tabii. İnanın Özbekistan ve Kazakistanı bilen biri olarak söylüyorum. Birçok temiz geçinen gelişmiş ülkelerden daha gelişmiş ve düzenli yaşam var. Tek sorun geçmişin getirdiği izleri silmek zaman alıyor ister istemez. Git gide daha da zenginleşecek ve güzelleşecektir eminim.
    Cevapla
  • Nizam 45 dakika önce Şikayet Et
    “Elinize, yüreğinize sağlık değerli hocam. Ne güzel anlatmışsınız, anlayanlar için. İç çekerek gördüğünüz güzellikleri biz her gün yok ediyoruz; kalbimizle, sözlerimizle ve ellerimizle… Her güzel olan ne varsa hepsini kaybediyoruz. İnşallah sadece bizim ülkemiz değil, bütün dünya bir gün güzel olan şeylerin, yani ahlakın, doğanın ve dünyanın güzelliklerinin farkına varır.”
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat