Ben-Gvir: İsrail Siyasetinin Çürümüş Yüzü
- GİRİŞ26.05.2026 09:29
- GÜNCELLEME26.05.2026 09:29
Artık hiç kimse Itamar Ben-Gvir’i “sert sağcı”, “provokatif siyasetçi” ya da “aşırı milliyetçi figür” gibi steril tanımlarla anlatmasın. Bu ifadeler gerçeği gizliyor. Çünkü Sumud Filosu’na yapılan saldırının ardından ortaya çıkan görüntüler, karşımızda yalnızca radikal bir politikacı olmadığını gösterdi. Karşımızda, insan aşağılamayı devlet gösterisine dönüştüren bir zihniyet var.
Gazze’ye yardım götürmeye çalışan siviller uluslararası sularda durduruldu. Aktivistler gözaltına alındı. Elleri bağlandı. Diz çöktürüldüler. Ve ardından Ben-Gvir çıkıp bu insanların görüntülerini sosyal medyada yayınladı. Sırıtıyordu. Kameraya oynuyordu. İnsanlık dışı muamele uyguladığı insanları bir propaganda dekoruna çevirmişti. Bu görüntüler herhangi bir hukuk devletinde siyasi kariyer bitirir. Ama İsrail’de alkışlayan bir kitle bulabiliyor olması, meselenin yalnızca Ben-Gvir olmadığını gösteriyor. Sorun artık bireysel değil; sistematik bir çürümedir.
Ben-Gvir’in yaptığı şey düpedüz siyasal sadizmdi. Çünkü ortada silahlı bir tehdit yoktu. Bu insanlar savaşçı değildi. Gazze’ye bomba değil, insani yardım götürüyorlardı. Fakat Ben-Gvir için mesele güvenlik değil. Onun temsil ettiği siyaset, insanı aşağılayarak güç gösterisi yapıyor. İnsan onurunu ezmeyi siyasi performans sanıyor. Ve bunu artık saklama ihtiyacı bile hissetmiyor.
Daha korkutucu olan şey İsrail siyasetinin önemli bir kısmı artık bu dili normalleştirmiş durumda. Gazze’de aç bırakılan çocuklardan söz edildiğinde yüzleri kızarmıyor. Bombalanan hastaneler karşısında vicdan göstermiyorlar. Ama yardım götüren aktivistleri diz çöktürüp görüntü paylaşırken olağanüstü bir özgüven sergiliyorlar. Çünkü yıllardır hiçbir bedel ödemediler. Cezasızlık, İsrailde ahlaki çürümeyi kurumsallaştırdı.
Bugün Ben-Gvir’in yüzündeki o kibir, sadece kişisel bir küstahlık değildir. O kibir; uluslararası hukukun kendileri için geçerli olmadığına inanan bir devlet aklının kibridir. Çünkü bir devlet, ancak dokunulmaz olduğunu düşündüğünde işkence yaptıkları sivillerle propaganda videosu çekecek kadar pervasızlaşır. Bu yüzden Ben-Gvir’in videosu yalnızca birkaç aktivistin aşağılanması değil; uluslararası hukuka açık bir meydan okumadır.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni dahil birçok Avrupalı lider görüntüleri “kabul edilemez” olarak tanımladı. Avrupa Birliği çevreleri, aktivistlere yönelik muamelenin uluslararası normlara aykırı olduğunu açıkladı. İnsan hakları örgütleri görüntüleri “aşağılayıcı” ve “insanlık dışı” olarak nitelendirdi.
Çünkü bazı görüntüler vardır; propaganda onları temizleyemez. Bağlı insanların önünde şov yapan bir bakan görüntüsü, bütün diplomatik açıklamaların ötesinde bir gerçeği açığa çıkarır: İsrail siyasetinde artık ahlaki fren mekanizması kalmamıştır. Ben-Gvir’in videosu, yıllardır sürdürülen “Ortadoğu’nun tek demokrasisi” masalını tek başına paramparça etmeye yeter.
Aslında Ben-Gvir bir istisna değil; İsrail’in uzun süredir yürüdüğü yolun mantıksal sonucudur. Çünkü siz yıllarca sivilleri öldürür, şehirleri kuşatır, çocukları açlığa mahkum eder ve hiçbir ciddi yaptırımla karşılaşmazsanız; sonunda insan aşağılamayı eğlenceye dönüştüren siyasetçiler üretirsiniz. Bugün Ben-Gvir’in temsil ettiği şey budur: Güç sarhoşluğu içinde insanlığını kaybetmiş bir siyasi kültür.
Gazze’de açlık artık savaşın sonucu değil, bilinçli bir yöntem olarak kullanılıyor. Yardım girişleri engelleniyor. Konvoylar hedef alınıyor. Ve tam bu ortamda Gazze’ye ulaşmaya çalışan bir vicdan filosu durduruluyor. Ben-Gvir’in görüntülerdeki öfkesi biraz da bundan kaynaklanıyor. Çünkü o gemiler İsrail’in en korktuğu şeyi taşıyordu: Dünyanın hâlâ tamamen susmamış olduğunu.
Faşizan zihniyetlerin ortak özelliği vardır: Yalnızca bastırmak istemezler, aşağılamak isterler. Çünkü korku tek başına yetmez; insanların onurunu da kırmak isterler. O görüntülerde yalnızca aktivistleri hedef almıyordu. Dünyaya mesaj veriyordu: “Kim Gazze’nin yanında durursa onu aşağılarız.”
Ama hesap edemedikleri bir şey var. Bu görüntüler İsrail’in gücünü değil, ahlaki çöküşünü gösterdi. Çünkü gerçekten güçlü devletler yardım gemilerinden korkmaz. Gerçekten meşru yönetimler işkence yaptıkları sivillerle propaganda yapmaz. Gerçekten demokratik ülkelerde bakanlar insan aşağılamayı siyasi şova dönüştürdüğünde toplum ayağa kalkar.
Bugün Ben-Gvir’in adı dünyanın birçok yerinde artık “güvenlik” ile değil, barbarlıkla yan yana anılıyor.
Ve tarihin acı bir kuralı vardır: Gücünü insan aşağılamaktan alan nesebi gayri sahih zalimler kısa vadede korku yaratabilir. Ama uzun vadede yalnızca utanç bırakırlar.
Ben-Gvir bugün alkış alıyor olabilir. İsrail iç siyasetinde kahramanlaştırılıyor olabilir. Ama tarih böyle figürleri hiçbir zaman “güçlü lider” olarak yazmaz. Tarih onları, insanlığın karanlık dönemlerinin yüzleri olarak kaydeder.
Ve artık söz gerçekten bitmiştir. Çünkü mesele tartışma değil. Mesele ideoloji değil. Mesele, dünyanın gözleri önünde insan onurunun alenen çiğnenmesidir. Ben-Gvir’in yayınladığı görüntüler, yalnızca Gazze kuşatmasının değil; modern dünyanın ahlaki iflasının sembolü haline gelmiştir.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol