Ermenistan istikrarı seçti
- GİRİŞ11.06.2026 09:08
- GÜNCELLEME11.06.2026 09:08
Ermenistan'da tarihi seçimler sona erdi. Sandıktan çıkan sonuçla birlikte Paşinyan yönetimi iktidarda kaldı. Karabağ'ın kaybedilmesinin ardından birçok kişi Ermenistan'ın daha sert, daha milliyetçi ve daha çatışmacı bir çizgiye yöneleceğini düşünüyordu. Muhalefetin önemli bölümü de kampanyasını bunun üzerine kurdu. Paşinyan taviz veren lider ve yenilginin sorumlusu olarak gösterildi. Ancak sandıktan çıkan sonuç farklı bir tablo ortaya koydu. Ermeni seçmeni intikamcı siyaseti değil, normalleşme arayışını tercih etti.
KARABAĞ SONRASI YENİ SÜREÇ
Paşinyan'ın Sivil Sözleşme Partisi parlamentoda çoğunluğu sağlayacak sonucu elde etti. Bu sonuç, Karabağ'ın ardından yaşanan travmanın siyasi karşılığının beklendiği kadar büyük olmadığını gösteriyor. Daha doğrusu Ermeni toplumu farklı bir hesap yapmış gibi görünüyor. Karabağ artık geri alınabilecek bir hedef olarak görülmüyor olabilir. Ekonomik sıkıntılar, demografik sorunlar, göç ve güvenlik kaygıları seçmeni daha pragmatik bir noktaya taşımış durumda. Bu nedenle seçim sonucu bir liderin zaferinden çok bir anlayışın onayı olarak okunabilir.
Paşinyan'ın görüşüne göre Ermenistan geçmişteki kayıpları geri almaya çalışmak yerine mevcut devletini güçlendirmeli. Seçim sonuçları da bu yaklaşımın toplumda karşılık bulduğunu gösteriyor.
NORMALLEŞME ADIMLARI DEVAM EDECEK
Sonuçların Ankara açısından önemi oldukça büyük. Çünkü Paşinyan son yıllarda Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesini açık biçimde savunan tek Ermeni lider olarak öne çıktı.
Sınırların açılması, ticaretin başlaması, ulaştırma projelerinin geliştirilmesi ve diplomatik ilişkilerin kurulması konusunda daha önce görülmeyen bir siyasi irade ortaya koydu. Aslında son yıllarda küçük ama önemli adımlar da atıldı. Türkiye-Ermenistan uçuşları yeniden başladı, hava kargo ticaretinin önü açıldı. vize süreçlerinde kolaylıklar sağlandı. Ani Köprüsü'nün restorasyonu konusunda mutabakat oluştu.
Tüm bunlar yıllardır donmuş halde duran bir ilişkinin hareketlenmeye başladığını gösteriyor. Fakat asıl eşik henüz aşılmış değil.
SINIR KAPISI AÇILIRSA NE OLUR?
Türkiye-Ermenistan sınırının açılması çoğu zaman yalnızca diplomatik bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Oysa bunun ekonomik ve jeopolitik etkileri çok daha büyük olabilir. Çünkü bu adım iki ülke arasındaki ticaret hacmini artırmakla birlikte aynı zamanda Güney Kafkasya'nın ekonomik haritasını değiştirebilecek yeni bağlantı hatlarının önünü açacak. Kars'tan Gümrü'ye, Gümrü'den Tiflis'e oradan da Bakü'ye uzanan yeni bir ekonomik koridor ortaya çıkabilir. Bu nedenle normalleşme süreci yalnızca tarihsel sorunların çözülmesi anlamına gelmiyor. Bölgenin ekonomik mantığının yeniden kurulması anlamına geliyor.
AZERBAYCAN İLE BARIŞIN ANAHTARI
Gelelim Azerbaycan konusuna. Paşinyan seçim sonrasında Bakü ile barış anlaşmasının imzalanması gerektiğini bir kez daha vurguladı.
Neticede Türkiye ile normalleşme süreci ile Azerbaycan-Ermenistan barışı birbirinden bağımsız değil. İki dosya aynı stratejik denklem içinde ilerliyor.
Özellikle Azerbaycan'ın ana karası ile Nahçıvan arasında kurulması planlanan ulaşım bağlantıları Ermenistan için de önemli fırsatlar sunuyor. Uzun yıllardır kapalı sınırlar ve jeopolitik gerilimler içinde yaşayan bir ülke için bölgesel geçiş güzergahına dönüşmek ciddi bir ekonomik avantaj sağlayabilir. Erivan'ın önünde duran seçenek giderek daha net hale geliyor: Ya bölgesel bağlantı ağlarının parçası olacak ya da eski jeopolitik yalnızlığını sürdürmeye çalışacak.
RUSYA NE YAPACAK?
Seçim sonuçlarının en dikkat çekici yansımalarından biri Moskova'da hissedilecek. Çünkü Paşinyan uzun süredir Kremlin'in tam anlamıyla güven duyduğu bir lider değil. Karabağ süreci, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü tartışmaları, Batı ile yakınlaşma girişimleri ve Avrupa açılımı Moskova-Erivan hattında ciddi gerilimler oluşturdu.
Şimdi Paşinyan'ın yeniden güçlü bir yetkiyle iktidara gelmesi, bu politikalara halk desteği verildiği şeklinde yorumlanabilir. Bu durum Rusya açısından rahatsız edici bir tablo ortaya çıkarıyor. Sonuç olarak Güney Kafkasya, Kremlin'in geleneksel nüfuz alanlarından biri olarak görülüyor. Ermenistan'ın Batı ile ilişkilerini geliştirmesi Moskova'nın bölgesel etkisini azaltabilecek bir süreç anlamına geliyor.
Bartu Eken / Haber7
Yorumlar5