Aynı “şeyin” laciverti
- GİRİŞ26.06.2026 09:08
- GÜNCELLEME26.06.2026 09:08
Başlığa bakıp gülümsediğinizi görüyorum ama, boşuna heveslenmeyin, konumuz CHP’deki hırgür değil.
CHP’nin kardeşi İngiliz İşçi Partisindeki liderlik değişiminden söz edeceğiz. Oradaki değişim aynı zamanda Britanya Başbakanının da değişmesi anlamına geliyor ama bizdeki kadar kavga gürültü yok. Başbakan Keir Starmer “yerime Andy Burnham gelecek” diyerek istifa ediyor.
Starmer’in başı uzunca bir süredir usulsüzlük ve yolsuzluk iddiaları ile dertteydi. Epstein sapıklığına bulaşan büyükelçi Lord Mandelson’a sahip çıkması büyük bir skandal olarak tarihe geçti. Üstüne kabinedeki istifalar ve Mayıs ayındaki yerel seçim başarısızlığı gelince Starmer, istifa baskısına daha fazla dayanamadı ve “görevi bırakıyorum” dedi.
Ancak yerine gelen isim ile Starmer arasında politik anlamda neredeyse hiç fark yok. Müstakbel Başbakan Burnham, hemen hemen tüm başlıklarda tam anlamı ile küreselci bir profil: Ekonomi, LGBT, sağlık, eğitim… Daha önemlisi, İngiliz devletinin küresel politikalarına dair hiçbir değişiklik önermiyor, aksine bu siyasetin devam edeceğini söylüyor: Ukrayna ve İsrail yanlısı, şahin bir politika, dünyanın her yerinde aynı emperyalist azimle çevrilen dümenler.
Dolayısı ile kendisine Starmer’in laciverti diyemesek de “daha pembesi” diyebiliriz.
İNGİLİZ’İN SON DÜMENİ
Starmer, istifasını açıkladığı gün Ukrayna, İngiliz füzeleri ile Rusya’nın içlerine çok kuvvetli bir saldırı yaptı.
Biliyorsunuz ABD, Ukrayna’ya verdiği füzelerin Rusya topraklarında kullanılmasına izin vermiyor. Bu Trump dönemine özgü bir tutum değil, Biden zamanında da buna izin verilmiyordu. Çünkü ABD, Rusya’nın içlerine yönelik bir saldırının Rusları daha fazla provoke edeceğini ve savaşın tırmanmasına yol açabileceğini düşünüyor.
Bu konuda haklılar. Putin, “Rusya’nın iç kesimlerine (Ukrayna’dan aldıkları topraklar dışında kalan 2014 sınırlarını kast ediyor) yapılacak bir saldırı kırmızı çizgimizi ihlal anlamına gelir, saldırıya iştirak eden tüm Batılı unsurları vururuz” diyor.
İngiliz füzeleri ile yapılan saldırı bu kırmızı çizgiyi ihlal etmiş oluyor. Daha önemlisi, İngiliz füzelerinin İngiltere’nin parmağı olmadan ateşlenmesi mümkün değil.
Nitekim Almanya ordusu subayları da bunu doğruluyor. Bir Alman generali, basına sızan konuşmasında “Fransızların kurallara uyduğunu ancak İngilizlerin Rusları provoke etmek için bazı işler çevirdiğini” söylüyor. Almanya, olayı yalanlamadı, sadece konuşmanın sızdırılmasından Rusları sorumlu tuttu. Yani aslında İngiliz operasyonlarından duyduğu rahatsızlığı dolaylı yoldan teyit etmiş oldu.
Hülasa, İngiltere Başbakanı, istifa edeceğini açıkladığı gün Rusya’ya yönelik böylesi bir saldırının emrini veriyor. İnsan acaba “Türkiye’de toplanacak olan NATO zirvesi ile bir ilgisi olabilir mi” diye sormadan edemiyor.
Öyle ya zirveye günler kaldı. Türkiye, tek kutupluluk sonrası dünya için kendi kurduğu formülleri devreye almaya çalışıyor. İngilizler bundan rahatsız olurlar mı? Kuvvetle muhtemeldir. Hatırlayalım, İstanbul’daki ateşkes anlaşmasını sabote eden de yine İngilizlerdi. Esasen hedef Türkiye’nin kurduğu barış masasıydı. İngiltere, rehin aldığı adamı Zelenski yolu ile Türkiye’nin merkezi rol almasının önüne geçti, olan savaşta ölen yüzbinlerce insana oldu.
PUTİN’DEN TÜRKİYE’YE PAS
Füze saldırılarının ardından tüm dünya nefesini tuttu, Rusya’dan gelecek sert yanıtı bekliyordu. Ancak Ruslar bu tuzağa düşmedi. Rusya’daki hakim kanı, “bu işlerde Zelenski’nin bile bir etkisi yok, ipler tamamen İngilizler’in elinde” şeklindeydi.
Putin’in açıklamasındaki bir detay ise gizli kalan öyküye dair muazzam bir ipucu sunuyordu. Putin, herkes ondan intikam açıklaması beklerken tam tersi yönde konuştu: “Ukrayna ile barış görüşmelerine başlamaya hazırız”. Ancak cümlesine çok önemli bir detay ekledi: “… İstanbul anlaşmaları temelinde... ”
Rusya devlet Başkanı, İngiliz saldırısından hemen sonra kurduğu “barış istiyoruz” cümlesinin içinde özel olarak İstanbul’u geçiriyordu.
Tabi ki bu sözler, öncelikle bozulan İstanbul barışına gönderme yaparak “bu tezgahın arkasında İngiltere var, gördük” anlamına geliyor.
Ancak mesaj bundan ibaret değil….
Putin, NATO zirvesine günler kala tüm Batı blokunu bir kenara iterek “barışın yolu Türkiye’den geçer” diyor. Belli ki Rusya da Türkiye gibi adil, barışçıl ve sözüne güvenilir bir gücün NATO içinde yükselmesine olumlu bakıyor.
Gaffar Yakınca / Haber7
Yorumlar4