‘Neokon baronu’ Graham’ın 15 Temmuz portresi
- GİRİŞ15.07.2026 09:05
- GÜNCELLEME15.07.2026 09:05
Tam on yıl önce bugün, 15 Temmuz 2016’da, bu aziz millet canını siper ederek tankların önüne yatarken…
Jetlerin ses dalgaları Ankara ve İstanbul semalarını yırtarken…
Washington’daki ofislerinde kahvesini yudumlayıp “bekle-gör” uykusuna yatanlar kimlerdi? On yıl boyunca FETÖ’nün elebaşını Pensilvanya’daki lüks mâlikanesinde saklamak, iade taleplerini bürokrasi lâbirentlerinde boğmak için Kongre’yi adeta bir koruma kalkanına çeviren akıl kime aitti?
Cevap uzağımızda değil…
Türkiye’ye yönelik sistematik düşmanlığın, ikiyüzlü neokon siyasetinin ve Siyonist lobiciliğin Washington’daki en hararetli, en pervasız sözcüsü Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, 71 yaşında geride şaibelerle dolu bir ölüm ve kanlı bir miras bırakarak öldü.
Hem de ne zaman?
Tam da bizim millî irademizin küresel çetelere ve onların yerli işbirlikçilerine karşı kazandığı o şerefli zaferin, 15 Temmuz’un 10. yıldönümünde!
İlâhi adaletin tecellisi midir bilinmez ama bu ölümün zamanlaması bile küresel şer odaklarının Türkiye üzerindeki hesaplarının nasıl birer birer patladığının, o kibirli düzen kurucu iddialarının nasıl çöktüğünün adeta kozmik bir göstergesi…
***
Graham’ın kimlerin adamı, kimlerin aparatı olduğu zaten kabak gibi ortada. Ölüm haberi geldiğinde İsrail’de adeta ulusal yas ilan edildi. Eli kanlı soykırım faili Netanyahu arkasından "Çok sevgili bir dostumu kaybettim, İsrail en büyük destekçisini yitirdi" diye ağıt yakarken; Cumhurbaşkanı Herzog, Graham'ın en zor zamanlarda İsrail'in arkasında duruşunu sarsılmaz bir sadakat örneği olarak nitelendirip taziye sırasına girdi.
Şaşırdık mı?
Elbette hayır!
Karşımızda Gazze’deki katliamları meşrulaştırmak için televizyon ekranlarında "Biz II. Dünya Savaşı’nda Alman kentlerini nasıl tamamen yok ettiysek, müttefikimiz İsrail de Gazze'de aynısını yapabilir" diyecek kadar gözü dönmüş, vicdanını ve insanlığını Siyonist lobilerin dolarlarına satmış bir savaş çığırtkanı duruyordu. Graham için insan hakları, uluslararası hukuk ya da bebek ölümleri hiçbir şey ifade etmiyordu; onun tek pusulası, emperyalist projelere ve İsrail’in sınırsız genişleme politikasına bekçilik yapmaktı.
***
Tabii bir de madalyonun öbür yüzü var: İslâm dünyası ve ezilen coğrafyalar. Graham’ın ölüm haberi İran devlet televizyonlarında "İran düşmanı, azılı savaş yanlısı Lindsey Graham öldü. Bu müjde büyük halkımıza ve tüm bölgeye kutlu olsun" diye adeta bayram havasında verildi. Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren, milyonlarca insanın evinden barkından olmasına yol açan neokon doktrininin mimarlarından birinin ölümü, bölgenin mazlum halkları için derin bir nefes anlamına geliyor.
***
Gelelim ölümündeki o derin şaibelere, Washington koridorlarını sarsan komplo teorilerine... Graham’ın ofisi alelacele ani ve kısa süreli bir rahatsızlık açıklaması yaparak olayın üzerini örtmeye çalışsa da, bu ani gidiş kolay kolay yutulacak cinsten değil.
Daha beş gün önce sosyal medyasından "İran Devrim Muhafızları beni doğrudan hedef alıyor, suikastla tehdit ediyor" diye feryat figan bağırıyordu.
Ölümünden hemen bir gün önce ise Ukrayna’da Zelenski ile gizli kapaklı görüşmeler yapıyor, Rusya’ya karşı daha sert adımlar atılması için gaz veriyordu. Şimdi ABD'deki aşırı sağcı aktivistler, Laura Loomer gibiler ve uluslararası komplo analistleri haklı olarak soruyor: "Rusya mı zehirledi, yoksa İran intikamını Kiev dönüşü uçakta mı aldı?"
Bu soruların cevabı ne olursa olsun, ortaya çıkan tablo nettir: Rüzgâr eken fırtına biçer!
Dünyanın dört bir yanında terör örgütlerini, paramiliter yapıları birer maşa olarak kullanıp devletleri çökertmeye çalışanlar, eninde sonunda kurdukları karanlık ilişkiler ağının altında kalırlar.
Biz Graham’ın ölümünün arkasındaki derin hesaplaşmaları kendi karanlık dünyalarına bırakıp, onun asıl Türkiye karşıtı bagajına odaklanalım.
***
Türk milleti Lindsey Graham’ı çok iyi tanır, hafızası diridir. Biz onu Ankara’ya gelip Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde devlet büyüklerinin karşısında takındığı o “sözde yapıcı müttefik” maskesiyle ama Washington’a ayak basar basmaz senatör kürsüsünden Türkiye’ye zehir zemberek saldıran ikiyüzlü, riyakâr tavrıyla hatırlarız.
Terör koridorunun en ateşli sponsoru idi: Güney sınırımızda kurulmak istenen terör koridoru projesinin Kongre’deki baş mimarı ve finansörlerinden biriydi. Suriye’nin kuzeyine gidip YPG/PKK’lı terörist elebaşlarının sırtını sıvazlayan, onlarla askerî üniformalar altında pozlar veren, Pentagon bütçesinden bu katillere yüz milyonlarca dolarlık silah ve fon aktarılmasını sağlayan bizzat oydu.
Türkiye’ye yaptırım lobisinin başını çekiyordu: Türkiye, sınır güvenliğini korumak ve terör kantonlarını dağıtmak için Barış Pınarı ve Zeytin Dalı harekâtlarını başlattığında, adeta çılgına dönüp Senato’yu ayağa kaldıran, “Türkiye’yi ekonomik olarak mahvedelim, en ağır CAATSA yaptırımlarını uygulayalım” diye yasa tasarıları hazırlayan yine aynı adamdı; Graham…
Milli savunma sanayimize karşı idi: S-400 hava savunma sistemlerini bahane ederek Türkiye’nin parası ödenmiş F-35 jetlerine el konulması, Türk savunma sanayisinin önünün kesilmesi için lobicilik yapan, her fırsatta ülkemizi güvenilmez müttefik ilan etmek için çırpınan Türk düşmanı bir neokon baronuydu.
***
En önemlisi de 15 Temmuz...
O gece bu milletin evlatları tankların önüne gövdesini siper ederken suspus olan Graham, darbe girişimi başarısızlığa uğrayınca bu kez FETÖ’cü hainlerin hamiliğine soyundu. Türkiye’nin sunduğu, darbenin arkasında bu örgütün olduğuna dair klasörler dolusu kapı gibi kanıtı, dijital verileri, itirafları görmezden gelerek, FETÖ elebaşının iade sürecini Amerikan yargı mekanizmaları arkasında sulandırmak ve unutturmak için her türlü diplomatik tezgâhı kurdu. Onlara göre FETÖ, bölgede kullanışlı bir aparattı ve Graham bu aparatın tasfiye edilmesini asla istemiyordu.
Lindsey Graham’ın ölümüyle birlikte Amerikan derin devletinin bir dönemi, neokonların o pervasız dünyayı yeniden dizayn etme küstahlığı da ciddi bir yara almıştır.
Ancak bugün, 15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yıldönümünde ortaya çıkan bir başka büyük gerçek var: Graham gibilerin tüm ambargolarına, yaptırım tehditlerine, F-35 şantajlarına ve terör örgütlerine verdikleri tırlara dolusu silahlara rağmen Türkiye diz çökmedi. Aksine; kendi yerli savunma sanayisini kurdu, Kaan'ıyla göklerde, İHA’larıyla sınır ötesinde destan yazdı ve kurulmak istenen terör koridorunu darmadağın ederek Graham gibilerin rüyalarını kâbusa çevirdi.
Lindsey Graham, arkasında mazlum çocukların âhını, koruyup kolladığı teröristlerin kanlı eylemlerini ve Siyonizme yaptığı uşaklığın utancını bırakarak bu dünyadan göçüp gitmiştir. Tarih, bu neokon baronunu emperyalizmin kirli ve karanlık sayfalarında birer ibret vesikası olarak yazacak; 15 Temmuz’da canı pahasına vatanını koruyan ve küresel tezgâhları bozan aziz milleti ise her zaman şerefle yâd edecektir.
Yorumlar9
-
Mehmet özmen
30 dakika önce
Şikayet Et
Ateşi bol olsun.
Beğen
Cevapla
Toplam 3 beğeni
-
Mustafa ışık
37 dakika önce
Şikayet Et
Noktaaa...
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Hafız
45 dakika önce
Şikayet Et
Bize Allah yeter.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
6868
47 dakika önce
Şikayet Et
Atesi bol olsun
Beğen
Cevapla
Toplam 4 beğeni
-
Burhanettin AYDINLI
47 dakika önce
Şikayet Et
Bunların hayalleri bitmez bir Lindsey Graham geberir yeni bir Lindsey Graham çıkar ortaya önemli olan uyanık olmak önlem almak kararlı durmak Başkan Erdoğanın kararlı duruşuyla 15 Temmuzda halkı sokağa çağırmasıyla birlikte halk Ordu polis asker birlik ve beraberlik içinde bu hain darbeyi bertaraf ettik Elhamdulillah
Beğen
Cevapla
Toplam 4 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle