Boğaz Savaşları’nda yeni dönem!
- GİRİŞ19.07.2026 09:12
- GÜNCELLEME19.07.2026 09:12
ABD’nin İran’a yönelik saldırıları son dönemde askeri tesislerin sınırlarını aşmış durumda. Limanlar, tersaneler, köprüler ve İran’ın lojistiğini ayakta tutan altyapı hatları hedef alınıyor. Washington, Tahran’ın füze ve insansız hava aracı kapasitesini zayıflatmaya çalışırken İran da elindeki en etkili karşılığı enerji yolları üzerinden veriyor.
Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanlığı boğazın açık olduğunu savunsa da ticari gemilerin davranışı kâğıt üzerindeki açıklamalardan daha anlamlı bir tablo ortaya koyuyor. Büyük petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz tankerlerinin geçişleri ciddi biçimde azaldı, bazı gemiler Umman Körfezi’nde beklemeye başladı, bazıları ise rotasını değiştirerek geri döndü.
Tahran şimdi baskıyı ikinci bir geçiş noktasına taşımaya hazırlanıyor. İran’ın, Yemen’deki Husilere Amerikan saldırılarının enerji altyapısına yönelmesi halinde Babülmendep Boğazı’nı kapatmaya hazır olmaları talimatını verdiği belirtiliyor. Böyle bir hamle Hürmüz’den çıkamayan petrolün Kızıldeniz üzerinden dünyaya ulaşma ihtimalini de tehlikeye atacak. Amerika’nın Irak petrolünü Suriye üzerinden Akdeniz’e taşıyacak yeni bir koridor üzerinde çalışmasının anlamı tam burada ortaya çıkıyor.
Washington enerji güvenliğini savaş gemileriyle boğazları açık tutmaya bağlamak istemiyor. Aslında teknik olarak bunu yapamıyor da... Bu yüzden İran’ın tehdit edebileceği güzergahlara alternatif oluşturmayı ve Irak petrolünü Tahran’ın baskı alanının dışına çıkarmayı hedefliyor.
TAHRAN’IN COĞRAFYA SİLAHI
Basra Körfezi’ndeki petrolün dünya pazarlarına ulaşabilmesi için büyük ölçüde Hürmüz Boğazı’ndan geçmesi gerekiyor. İran, boğazın kuzey kıyısına hakim. Kıyı boyunca füze bataryaları, radarlar, sürat tekneleri, deniz mayınları ve yer altına gizlenmiş askeri tesisler bulunuyor. Bu yapı İran’a, doğrudan Amerika’yı yenemese bile savaşın maliyetini bütün dünyaya ödetme imkanı sunuyor ve yönetimin elini güçlendiriyor.
Washington İran’daki bir hedefi vurduğunda karşılığı yalnızca Amerikan üslerine atılan füzelerle gelmiyor. Petrol fiyatları yükseliyor, tankerlerin sigorta maliyetleri artıyor, sevkiyatlar gecikiyor ve enerji ithalatçısı ülkelerin ekonomileri baskı altına giriyor. İran’ın Husiler üzerinden Babülmendep’i tehdit etmesi de aynı stratejinin ikinci ayağı. Husilerin İran kadar büyük bir donanması, denizaltı filosu veya katmanlı hava savunma sistemi bulunmuyor. Buna rağmen boğazı ticari gemiler açısından kullanılamaz hale getirmeleri için resmi bir abluka kurmaları gerekmiyor. Birkaç geminin vurulması, denize mayın döşendiği yönündeki bir istihbarat ve kıyıya yerleştirilmiş füze rampalarının görüntüleri bile yeterli olabilir. Denizcilik şirketleri risk almak istemediğinde gemiler Ümit Burnu’na yönelir. Boğaz haritada açık kalır, ticaret bakımından kapanır.
IRAK VE SURİYE’DE YENİ DÖNEM
Esasında, Kerkük ile Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Banyas Limanı arasında uzanan boru hattı yeni bir fikir değil. Hat uzun yıllar Irak petrolünü Akdeniz’e taşımış, 2003’teki Amerikan işgali ve sonraki savaşların ardından devre dışı kalmıştı. Yirmi yılı aşkın süre boyunca yeniden canlandırılması konuşuldu. Fakat hiçbir dönem bugünkü kadar acil hale gelmedi çünkü Irak ekonomisi petrol ihracatına bağımlı ve bu ihracatın büyük bölümü Basra Körfezi üzerinden gerçekleştiriliyor.
Hürmüz’de yaşanan her kesinti Irak’ın bütçe gelirlerini doğrudan tehdit ediyor. Basra’daki yüklemelerin saldırılar nedeniyle kısa süreliğine bile durması, Bağdat’a ne kadar kırılgan bir güzergaha bağlı olduğunu yeniden gösterdi. ABD’li Chevron şirketinin Irak petrol sahaları ve Suriye üzerinden Akdeniz’e uzanacak boru hattı için yürüttüğü görüşmeler de bu ortamda hız kazandı. Proje henüz tamamlanmış ve işletmeye alınmış bir anlaşma değil. Ancak görüşmelerin yönü, Washington’ın bölge için hazırladığı daha büyük enerji planını ortaya koyuyor.
Irak petrolü Kerkük’ten Suriye’ye, oradan Banyas üzerinden Akdeniz’e ulaştırılırsa Hürmüz devre dışı bırakılabilecek. Tankerler Basra Körfezi’ne inmek, İran kıyılarından geçmek ve ardından Umman Denizi’ne çıkmak zorunda kalmayacak. Petrol doğrudan Akdeniz pazarına bağlanacak.
BAĞDAT’I TAHRAN’DAN UZAKLAŞTIRMA PLANI
Projenin siyasi boyutu enerji güvenliği kadar önemli. İran, 2003’ten sonra Irak’ın siyasi, askeri ve ekonomik düzeninde önemli bir nüfuz kazandı. Tahran’a yakın silahlı gruplar, siyasi partiler ve ticari ağlar Irak devletinin karar alma süreçlerinde etkili hale geldi. Washington uzun süredir bu etkiyi azaltmaya çalışıyor. Fakat Irak’ı İran’dan uzaklaştırmak için askeri baskı tek başına yeterli değil. Bağdat’a ekonomik bir alternatif ve dünya pazarlarına güvenli bir çıkış sunulması gerekiyor. Suriye üzerinden açılacak Akdeniz koridoru Irak’a tam da bunu sağlayabilir.Bağdat, petrolünü İran’ın tehdit ettiği Hürmüz’e bağlı kalmadan ihraç ederse Tahran’ın Irak üzerindeki dolaylı baskısı azalır. Suriye de transit gelirleri, enerji yatırımları ve liman faaliyetleri sayesinde yeni ekonomik kaynaklara kavuşur.
Trump yönetiminin ulaşmak istediği sonuç İran’ın Hürmüz’ü kapatamayacak hale gelmesi olmayabilir. Böyle bir hedef askeri ve coğrafi nedenlerle oldukça zor. Washington daha uygulanabilir bir yol seçiyor: İran kapatsa bile dünyanın eskisi kadar etkilenmeyeceği bir sistem kurmak. Bu, Tahran’ın elindeki coğrafi silahı doğrudan yok etmiyor. Fakat zamanla değersizleştirebilir.
Yorumlar5