Birleşmiş Milletler'in prestij sorunu
- GİRİŞ20.09.2026 09:22
- GÜNCELLEME20.09.2026 09:22
Yaklaşan Birleşmiş Milletler zirvesi öncesinde temel soru şu: BM hala gerekli mi?
Savaşların, işgallerin, insani krizlerin, mülteci hareketlerinin ve güvenlik sorunlarının sınırları aştığı bir dünyada, devletlerin aynı masa etrafında konuşabileceği evrensel bir platforma ihtiyaç var. Ancak BM'nin varlığı, mevcut sistemin yeterli olduğu anlamına gelmiyor. Örgütün temel sorunu karar alamaması değil, aldığı kararları uygulatamaması.
KARAR VAR AMA UYGULAMA YOK
Güvenlik Konseyi kararları çoğu zaman güçlü devletlerin siyasi tutumuna bağlı kalıyor. İşgaller, sivillere yönelik saldırılar veya hukuk ihlalleri karşısında açıklamalar yapılıyor, kararlar alınıyor ve soruşturmalar başlatılıyor; ancak etkili yaptırım mekanizmaları bulunmadığında bunlar tavsiye niteliğinde kalıyor.
Bu durum uluslararası hukukun güvenilirliğini zedeliyor. Hukuk yalnızca güçlülerin kabul ettiği zaman uygulanıyorsa, evrensel bir ilke olmaktan çıkıp siyasi tercihe dönüşüyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin İsrail Başbakanı Netanyahu hakkında verdiği tutuklama kararı bu çelişkiyi gösteriyor. Karar alınabiliyor; fakat uygulanması devletlerin siyasi tercihine bırakılıyor. Böylece hakkında tutuklama kararı bulunan bir lider seyahat edebiliyor ve resmi görüşmeler yapabiliyor. Mahkeme kararları siyasi hesaplara bağlı kaldıkça caydırıcılıkları sınırlı kalıyor.
Bu nedenle BM sistemi içinde bağlayıcı uygulama mekanizmaları kurulmalı; kararlara uymayan devletler ve kişiler için diplomatik, ekonomik ve hukuki yaptırımlar otomatikleşmeli.
VETO SİSTEMİ VE TEMSİL SORUNU
Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesine tanınan veto hakkı, İkinci Dünya Savaşı sonrası güç dengelerini yansıtıyor. Ancak dünya artık 1945'teki dünya değil. Afrika, Latin Amerika, Asya ve Arap dünyası karar alma süreçlerinde daha güçlü temsil edilmeli.
Veto hakkının genişletilmesi veya sistemin dengelenmesi tartışılabilir; fakat asıl ihtiyaç, insani krizlerde, savaş suçlarında ve açık işgallerde veto kullanımını sınırlamak. Bir devletin müttefikini korumak için her kararı engelleyebilmesi, BM'nin meşruiyetini zayıflatıyor.
SAVAŞLARDA VE KRİZLERDE DERSLER
Irak, Libya ve Afganistan, yalnızca askeri müdahaleye odaklanmanın sonuçlarını gösterdi. Irak'ta savaş sonrası düzen kurulamadı, Libya'da devlet kurumları çöktü, Afganistan'da yirmi yıllık müdahale kalıcı ve kapsayıcı bir siyasi yapı oluşturamadı.
Ortak hata, yönetim değişikliğini istikrarla eş tutmaktı. Devlet kurumları, hukuk, ekonomi, eğitim ve toplumsal uzlaşma kurulmadan askeri güç kalıcı çözüm üretemiyor. BM'nin rolü yalnızca savaş sonrasında yardım dağıtmakla sınırlı kalmamalı; savaş öncesinde diplomasi, arabuluculuk ve erken uyarı güçlendirilmeli. Savaş sonrası siyasi gelecek ise dışarıdan dayatılmamalı, toplumun farklı kesimlerinin katılımıyla şekillenmeli.
Ateşkes ve insani yardım çağrıları da denetlenmeli. İhlaller belgelenmeli ve sorumlulara otomatik yaptırım uygulanmalı. Aksi halde kararlar yalnızca siyasi açıklama düzeyinde kalıyor.
Gazze, BM sisteminin en ağır sınavlarından biri. Sivillerin öldürülmesi, hastanelerin ve okulların zarar görmesi, yardımın engellenmesi ve milyonlarca insanın yerinden edilmesi karşısında etkili çözüm üretilemedi. Kararlar ve ateşkes çağrıları yapıldı; ancak sahadaki gerçeklik değişmedi. Bu durum hem insani felaketi büyüttü hem de uluslararası hukuka güveni azalttı.
Yemen'de ise devletin parçalanması bölgesel ve küresel sonuçlar doğurdu. Husilerin Kızıldeniz ticaretini tehdit eden askeri kapasitesi, krizi uluslararası güvenlik meselesine dönüştürdü. Ancak İsrail ve ABD karşıtı söylemleri, Yemen'deki keyfi gözaltı, işkence, çocukların silahlı yapılara alınması, mayın kullanımı ve gazetecilere baskı gibi ihlalleri görünmez kılmamalı. BM, yalnızca ateşkes değil, kapsayıcı siyasi düzen, yardım erişimi ve hesap verebilirlik sağlamalı.
EKSİKLER DÜZELTİLMELİ
BM fikri yanlış değil; aksine savaşların ve krizlerin küreselleştiği çağda her zamankinden daha gerekli. Sorun, örgütün mevcut yapısının bugünün güç dengelerini ve krizlerini karşılayamaması.
Zirve, yalnızca BM'nin başarılarını değil, neden etkisiz kaldığını da tartışmalı. BM'yi savunmanın yolu sorunları görmezden gelmek değil; onu daha adil, temsilî, şeffaf ve uygulanabilir hale getirmek. BM iyi bir fikirdi ve bugün de öyle. Ancak artık kapsamlı bir reforma ihtiyacı var.
Bartu Eken / Haber7
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol